Offf Bahar Ya..!

0
110

Günaydın sevgili okuyucularım nasılsınız bu sabah? Mart ayı boyunca belli  aralıklara devam eden sıcak rüzgârlı  hava bizde hal bırakmadı doğrusu. Biz dediğim ağaçlarım ve bendeniz tabi. Dünya umurumuzda değil, hapşırıp tıksırmaktan halsiz, halsiz ortalıkta dolanıp durmaktan… Mübarek estikçe esiyor, uçurmadık, yolmadık şey bırakmadı ortalıkta. Suya hasret toprak gibi yalvarıyorum bir damla yağmur için…  Ağaçlarım benden şanslı. Onları susuz bırakmıyorum. Yapraklarını yıkayıp ferahlatmaya çalışıyorum. Ama kendime yetemiyorum, içim dışım kurudu sanki. Duş almak, su içmek hikâye gibi… Ağaçlarımın durumu  daha iyi dedim ya çok doğru.

Çiçekleri döküldü ama tomurcuklanmaya başladılar bile. Bir tek tomurcuk bile düşmedi çok şükür. Çünkü sağlam duruyorlar, çünkü bu rüzgâr onları sınıyor birçok sınanan ağaç, bitki yaşamının sonuna geldi bile sağlam durmadığı için. Kendimi onlar gibi algılıyorum şimdi. Kulaklarımda uğultular, tıkalı nefesim ve sürekli hapşı tıkşılarımla. Oysa uzun zamandır unutmuştum bu şikâyetleri ama biliyorum ki şimdilerde bende sınanıyorum sağlam durmak konusunda. Bana kalsa kendimi çoktan bırakacağım bahtımın kurak rüzgârlarına ama işte bana tutunanlar, benim tutunduklarım değil. Eteğimin ucundan tutmuş çekiştiriyorlar. Ve iyi ki çekiştiriyorlarmış. Yoksa şimdi nasıl duyacaktım kuşların cıvıltısını. Rüzgârla gelen turunç çiçeklerinin kokusunu.

& & & & &

Vergi Vermek İnsanlık Onurudur

Ve işleri kolaylaştırmak… Arkadaşım bazı kolaylaştırılmışlıklardan şikayetçi. Şöyle ki. Vergi vermek insanı insan yapan bir şeydir bence. Gelirinin bir miktarını paylaşmak vicdani özgürlüktür. Ve kesinlikle bize yol su  olarak geri dönecektir. Ancak adil olması şartıyla tabi… Arkadaşım gelir idaresinden mal beyanı ile ilgili bir mektup almış. Geçen yıl mal beyanı vermiş bu yıl vermemiş çünkü bu yıl kira geliri yokmuş. Ancak bunu  beyan edecek. Ama sisteme giremiyor. Peki neden? Çünkü kimlik bilgilerinin dışında, anne baba ya da çocuklardan birinin kimlik numarası isteniyor. Arkadaşımın, annesi, babası çocuğu yok. Dolayısı ile kimlik numaraları da  bulunmuyor.

Bu yüzden siteme giriş de yapamıyor. Arkadaşım şehir dışında yaşıyor şehre inmek yerine kolaylık olsun diye kuşkusuz internet üzerinden yapmaya çalıyor işini. Ancak kolaylığa bakın ki annesi babası çocuğu olmadığı için sisteme giremiyor. Bu şartı koşan acaba hiç düşünmez mi? Bazı insanların hiç kimsesi olmayabilir diye. Herkesin ailesi olacak diye bir kural var mı? Anne baba vardı tabi ancak ikisi de en azından yirmi otuz yıl kadar önce vefat etmiş. Ki o zaman kimlik numarası uygulaması yoktu. Ne yapsın bu insan. Ve çocuğu da yok, eşi de yok bunlardan her hangi birinin kimlik numarasını sormanın kolaylaştırıcı tarafı nerde Allah aşkınıza bu durumda? Zaten şifreli bir soru var. Onu sormuşsunuz. Bu sorunun yerine başka bir şey sormak mümkün değil mi? Herkesin kolaylıkla yanıtlayabileceği. Üstelik yokluğunu yüzüne çarpmadan.

Arkadaşım çok üzgündü. Hem beyannamesini zamanında veremedi hem de, anasızlığı babasızlığı ve en önemlisi çocuksuzluğu yüzüne çarpıldı. Şimdi iyi mi oldu bu? Kolay mı oldu bu? Bugün herhangi bir vergi dairesine gidip bu uygulamayı soracağım. Ayrıca beyanname verme süresi geçti biliyorum ama çeşitli nedenlerden ötürü beyanname veremeyen bir sürü insan var daha biliyorum acaba bu soru iptal edilip yeniden bir on gün gibi daha uzatılabilir mi süre? Herkes vergisini vermek istiyor vicdani bir borçtur bu çünkü.

& & & & &

Ve sevgili okuyucularım elimi eteğimi çekmek üzereydim aktif yaşamdan, kendimi kapatıp yalnızca felsefe ve tasavvuf okumayı düşünüyordum dünya benim dışımda dönsün istiyordum ama işte bazen bir arkadaşınız gelir. Hadi der hakkın yok kendine dönmeye. Zaten geceler senin. Ve şimdilik sağlık, sevgi, birlik ve beraberlik içinde kalalım diyorum. Hapşırmaktan üstelik arka arkaya geldiği için birbirine dolana dolana gelen hapşırıklardan sersemlemiş haldeyken yazıldı bu yazı.

& & & & &

Ve dün Katoliklerce kutlanan Paskalya ile ilgili biraz ansiklopedik bilgilere bir göz atalım…

İsa’nın dirilişini dile getiren Paskalya, Hıristiyanlığın en büyük bayramı sayılır. Paskalya Günü, ilkbahar gün dönümünün yaşandığı 21 Mart’ta dolunayın görülmesinden sonraki ilk pazar günüdür. Bu nedenle Paskalya Günü’nün tarihi değişebilmekle birlikte genellikle, Paskalya tarihi için nisan ayının ikinci pazarı önerilir. Paskalya, perhizle geçen beş haftalık (büyük perhiz) bir hazırlık dönemi ile son haftayı (kutsal hafta) kapsar. Paskalya Günü’nde (paskalya pazarı) sona erer. Pentekostes (hamsın) yortusuna kadar süren 50 günlük döneme, Paskalya dönemi (hamsin dönemi) adı verilir.

Paskalya Günü için evlerde özel çörekler (paskalya çöreği) yapılır; yumurta (boyalı paskalya yumurtası) haşlanır; mumlar yakılır; dualar okunur. Paskalya’yı bütün Hıristiyan mezhepleri, kendi inanç düzenlerine göre kutlarlar. Süryanilerin temmuz ayında kutladıkları “Meryem Ana Paskalyası” adı verilen yortu da Paskalya kavramı içine girer. Katolik Kiliselerinde, Paskalya gecesi ayininde yeni ateş kutsanır, paskalya mumu yakılır; kutsal kitaptan bölümler okunur, vaftiz törenleri yapılır (Hıristiyanlığın başlangıç döneminde vaftiz törenleri, yılda yalnızca bir kez, paskalya gününde yapılırdı). Rum ve Rus Ortodoks Kiliselerinde gece ayinlerinden önce kilise dışında bir ayin alayı düzenlenir; alay, kiliseden çıkarken hiç ışık yakılmaz; dönüşte ise, İsa’nın dirilişini simgelemek için yüzlerce mum yakılır. Yumurtanın anlamı yeniden doğuş ve çoğalmadır. Bu yüzden bazı Müslümanlar da bu bayramı yumurta bayramı ve Mesih İsa’nın yeniden dirilişi olarak kabul edip kutlarlar.

Bizim İskenderun’da Akçalı Beldesi bu bayramı geleneksel olarak kutlayan bir beldedir, kardeşlik, eşitlik ve sevgi için gelen dinler her zaman yanlış yorumlanıp savaş nedeni olmuşlar ne yazık ki? Bunu anlamak zor… Çünkü kutsal kitapta dinde zorlama olmaz denir. Ve senin dinin senin benim dinim benimdir der. Ve bu yüzden haksız olarak çıkarılan kavga gürültüyü hoş görmez. Karşılıklı anlayışı ve ortak paydayı tavsiye der. Ancak buna rağmen en büyük savaşlar din savaşlarıdır. Günümüzde bile durum budur. Bu yüzden bugün kutladığımız bu bayramların değeri çok fazladır ve bu bapta herkesin bayramını kutluyorum ve bu bayramların birleştirici etkisini dünyanın her tarafında görmek istiyoruz. İnsanlar neye kime inanıyorlarsa ya da hiçbir şeye inanmasınlar ama ortak bir paydada sevgi paydasında birleşsinler istiyoruz istemek kazanmanın yarısıdır ve sevgili okuyucularım şimdilik sağlık, sevgi birlik ve beraberlik içinde kalalım diyerek yazımı noktalıyorum Hoşça kalın. Yase

Günün Şiiri

Bülbül Ne Yatarsın Bahar Erişti

Bülbül ne yatarsın bahar erişti
Ulu sular göl olduğu zamandır
Kat kat oldu gül yaprağa karıştı
Gene bülbül kul olduğu zamandır

Gene bahar oldu açıldı güller
Figana başladı gene bülbüller
Başka bir hal olup açtı sümbüller
Aşıkların del’olduğu zamandır

Gene bülbül bilir gülün halinden
Yeter deli oldum yarin elinden
Aşık aşıp gelir yaya belinden
Yardan bize gel olduğu zamandır

Gene geldi türlü baharlar bağlar
Bülbül figan edip kamuyu dağlar
Türlü çiçeklerle bezenmiş dağlar
Ulu dağlar yol olduğu zamandır

Karac’oğlan der ki geçti çağlarım
Meyve vermez oldu gönül bağlarım
Aklıma geldikçe durmaz ağlarım
Gözüm yaşı sel olduğu zamandır

Karacaoğlan

Ağlama Sevdiğim Gül Dedi Bana

Seherden uğradım dostun köyüne
Hoş geldin sevdiğim in dedi bana
Tomurcuk memesin verdi ağzıma
Yorgunsun sevdiğim em dedi bana

Benim yârim gelişinden bellidir
Ak elleri deste deste güllüdür
İbrişim kuşaklı ince bellidir
İnce bellerimi sar dedi bana

Benim yârim bana yalan söylemez
Söylerse de gıybetimi eylemez
El yanında ikrarını söylemez
Elleri uyut da gel dedi bana

Mestine de deli gönül mestine
Aşık olan gül gönderir dostuna
Telli mahramasın attı üstüme
Terlisin sevdiğim sil dedi bana

Karac’oglan sırrın kime danışır
Siyah zülfü mah yüzüne kıvrışır
Ayrılanlar elbet bir gün kavuşur
Ağlama sevdiğim gül dedi bana

Karacaoğlan

Günün Fıkrası

Beyaz bir rahip sadece zencilerin yaşadığı bir köye görev yapmaya gider. Aradan bir zaman geçince kasabada melez bir çocuk doğar. Herkes bu duruma şaşırır. Kadının kocasıda rahipten şüphe ederek soluğu rahibin yanında alır. Rahibe durumu anlatıp Çıkışır. Rahip durumu kurtarmak için doğadan örnekler vermeye başlar. “Bak oğlum der her taraf bu tür mucizelerle doludur. Mesela şu koyun sürüsüne bak. Bütün koyunlar beyazken şu arkadaki koyun neden siyah acaba?” der.

Zenci adam bir müddet rahibin yüzüne bakar ve; “Tamam rahip ben çocuğu unuttum sen de koyunu unut”

Günün Sözü

Geç gelen bir bahar asla aldatmaz.

Çin Atasözü

Bir çiçekle bahar gelmez.

Türk Atasözü

Donlu günler artarsa, ilkbahar da uzun olur.

Rus Atasözü

Baharda havalar kuru giderse mahsul bol olur; son baharda da aynı havalar olursa mahsul olmaz.

Çin Atasözü

İlkbahardan önce gök gürlerse, kırk dokuz gün hava kötü olur.

Çin Atasözü

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here