Emekli Öğretmen Suphi ULUSOY…
‘Çobansız sürü olur mu?’ diyeceksiniz, bende öyle düşünüyordum, ancak TRT’de bir belgesel programını izleyince gördüm ki oluyormuş… İnsan isterse, neler yapabileceğini de gördüm.
Afyonkarahisar ilinin kırsal bir köy kenarında, küçükbaş hayvan yetiştiriciliği ile uğraşan ve bu konuda kendini yenileyen teknolojiden yararlanan bir aileyi izledim. Aile; kardeş ve çocukları ile kapalı ve açık ahırda besicilik yapıyor ve kendi anlatımlarına göre yaklaşık 150 koyunları olduğunu söylüyorlar ve bu koyunları sabah ormana veya meraya çobansız gönderiyorlarmış. Arada bir yine çobansız kontrol ediyor, sonrada akşam eve dönmelerini bekliyorlarmış.
Aile çiftlikte 15-16 civarında kangal köpeği besliyor, her köpeğin seceresini tutuyor ve bunun babası bu, köpeğin annesi bu, teyzesi bu gibi köpekleri çok iyi tanıyorlar ve ayrı-ayrı kafeslerde tutarak besliyorlar. Bu kangal köpeklerini 3’erli veya 4’erli gruplara ayırmışlar ve her sabah 3 veya 4 köpeği koyunlarla birlikte çiftlikten 3 km uzağa otlatmaya gönderiyor, arada birde dron uçurarak kontrol ediyorlarmış.
TV sunucusu koyunları yerinde görmek istedi ve koyunların sahibi ile yürüyerek 3 km uzağa gitti. TV sunucusu koyunları dinlenirken gördü ve koyun sahibi ‘şimdi bir çay veya kahve içer miyiz?’ diye sordu. TV sunucusu da ‘hani burada çay kahve var mı ki içelim?’ deyince, koyun sahibi cebinden telsizi çıkarıyor ve eşini arayarak “bize çay gönder” diyor. Evde bulunan kadın çayı demliyor ve bu iş için yetiştirilen kangal köpeğinin sırtına termosu bağlıyor, köpek yola koyuluyor ve doğruca koyunların sahibini buluyor. Önünde durarak sırtından termosun alınmasını bekliyor, alındıktan sonrada hiç vakit kaybetmeden eve geri dönüyor.
TV sunucusu ‘Peki koyunları akşam sayıyor musunuz, eksik olana ne yapıyorsunuz?’ deyince mal sahibi ‘Biz koyunları akşam eve dönünce saymayız, o gün sürü ile giden kaç köpek varsa o köpekleri sayarız, eğer köpeklerden birisi eksik olursa, o zaman koyunları aramaya gideriz’ diyor.
Köpekler öyle iyi yetiştirilmiş ki eğer bir köpek gelmemiş ise o gün doğum yapan koyun başında bekliyor veya ayağı kırılmış bir koyun varsa, yine onun başında köpek bekliyor. Köpekler hiç bir koyunu dağda veya merada bırakmıyorlarmış. Köpekler akşam eve tam olarak dönmüş ise koyunlar tam ve eksik yok demekmiş.
İkinci gün başka grup köpekleri gönderiyorlar, yavrusu olan köpekleri kulübelerinde besliyorlar. Köpeklere düzenli olarak arpa ununu tuzla karıştırıp içine ekmek doğrayıp yediriyorlar, böylece köpekler daha sağlıklı oluyormuş. Koyunların sahibi böyle anlatıyor.
Çiftlik sahipleri, sabahları koyun kuyruğunu doğrayıp kavuruyor ve kahvaltıda çayla birlikte tüketiyorlar, çok da sağlıklı olduğunu ve severek yediklerini söylüyorlar.
Bu insanlar teknolojiden; dron, telsiz gibi araçlardan faydalanıyor ve çobanlık görevini köpeklere yaptırarak kendileri de başka işlerle uğraşıyorlar. İnsan isteyince neler-neler yapabiliyor. Bu arada, sirklerde eğitilen çeşitli hayvanları da düşündüm.
Teknolojiyi yerinde kullanan, bu aileyi tebrik ediyor, hayırlı bol kazançlar dileyerek herkese sağlıklı günler diliyorum.







