5 Ağustos 2025 tarihinde PKK’nın sözde silah bırakmasıyla başlayan “Barış ve kardeşlik komisyonu” çalışmaları aksamadan sürdürülüyor. 50 bin vatandaşımızın katili gerçek adı “Artin Agopyan” olan Abdullah Öcalan adlı cani bu komisyon üyelerince adeta bir barış güvercini olarak gösterilmektedir.
Bugün Ortadoğu ateş topu içerisindeyse bunun sebebi ABD, İngiltere ve İsrail ittifakıdır. Bu hain ittifakın amacı ülkemiz dahil 22 İslam ülkesinin sınırlarının yeniden çizilmesidir. Daha açık ifade etmek gerekirse, Recep Tayyip Erdoğan’ın kendini eş başkanı olarak nitelendirdiği kısa adı “BOP” olan Büyük Ortadoğu Projesi, gerçek adının “Büyük İsrail Projesi” olan Ortadoğu’yu tamamen 10 milyonluk İsrail’in hegemonyası altına sokma hülyasıdır.
Kendisini dünyanın efendisi zanneden bir zırdeli, bugün “süper güç” sayılan ABD’nin başkanlık makamında oturmakta, geçmişte Hitler’in, Mussolini’lerin, Deli Petro’ların dünya’ya yaptığı zulmü özellikle İslam ülkeleri coğrafyası Ortadoğu’da uygulamaktadır. Bununla birlikte Latin Amerika ülkelerinde de birçok ülkenin İçişlerine müdahale etmeyi kendisine görev edinmiştir.
Ülkemiz PKK terörüyle ilk olarak 15 Ağustos 1984 tarihinde Siirt’in Eruh ve Hakkâri’nin Şemdinli ilçesinde başlatılan eylemlerle tanıştı. PKK terör örgütünün kurulması, ASALA denilen Ermeni tedhiş örgütünün, başlarında cennetmekân Abdullah Çatlı’nın bulunduğu bir avuç Türk milliyetçisi genç sayesinde yok edilmesinden sonradır. Açıkça ifade etmek gerekirse ASALA yok edilir edilmez kurulan bu örgütün Kürt vatandaşlarımızla uzaktan ve yakından herhangi bir illiyet bağı yoktur. Yukarıda da ifade etmeye çalıştığımız gibi Abdullah Öcalan denilen alçak, bir Ermeni’dir ve gerçek adı “Artin Agopyan”dır.
Ülkemizdeki terör örgütünün siyasi uzantısı olan DEM’lilerin söylemiyle ülkemizde gerçekten bir “Kürt meselesi” var mı? Bugün TBMM’de 303 milletvekilinin Kürt kökenli olduğu, Ermeni, Yahudi, Rum, Arap, Arnavut kökenlileri de hesap edersek, 600 milletvekilinden sadece 150’si Türk kökenlidir. Bunun sebebi anayasa uyarınca “vatandaşlık bağı ile bağlı olan her yurttaş’ın Türk sayılmasıdır.” Kürt toplumunun azınlık bir grup olmamakla birlikte “Oğuz” soyundan geldiği söylenmektedir. Kürtler, Türk’ün parlamentosunda 600 vekilden 303 parlamenter ile temsil ediliyorsa, azınlık değil, çoğunlukta demektir.
Ülkemizde askeri, polisi, avukatı, hakimi, milletvekili, bakanı, başbakanı, Cumhurbaşkanı olan bu topluluk bizim öz kardeşlerimizdir. Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk “Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkına Türk denilir” diyerek Türkiye’de yaşayan her bireyi “Türk” olarak ifade etmiştir. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının resmi dili “Türkçe”dir. Herhangi bir etnik kökene bağlı vatandaşlarımız kendi aralarında ana dilleri ile konuşabilir. Bunda hiçbir yasaklama yok. Ama ben ille de “anadilde eğitim isterim” diyenlerin amacı kesinlikle bölücülüktür.
Atatürk “Türk demek Türkçe demektir. Ne mutlu Türk’üm diyene” sözünü bu bilinçle söylemiştir. Ana dilde eğitim istemek bölücülüğün ön sözüdür. Ülkemizde yaşayan ve Türk vatandaşı olan her yurttaş bizim kardeşimizdir. Çanakkale’de Türk şehitleri ile koyun koyuna yatan Ermeniler de bizim kardeşlerimizdir. Şarkıcı Fedon Rum asıllı olduğu halde Türk halkı onu ve Süryani asıllı Coşkun Sabah’ı baş tacı yapmıştır. Geçmiş oyuncularımızdan Nubar Terziyan, Toto Karca, Sami Hazinses v.s. Ermeni kökenli olduğu halde Yüce millet onları bağrına basmıştır. Tiyatro sanatçısı, bestekâr, oyuncu birçok sanat erbabı Türk milletinin unutulmazları arasındadır.
Cumhurbaşkanı Erdoğan son birkaç yıldır Türk milletini “Türk, Kürt, Arap…” olarak dillendirmektedir. Bu ifade Cumhur’un başı olan birine hiç ama hiç yakışmayan bir bölücü ifadedir.
Sınır komşumuz İran’da sözde Molla rejimini devirmek, İran halkını kurtarmak amacıyla saldıran ABD, İsrail ve İngiliz ittifakına karşı halk kilitlenmiş, bu üçlü şer ittifakına karşı tavır almıştır. Orada da onlarca farklı kökenli insanlar yaşamaktadır. Ancak halk ABD’nin amacının “İran halkını molla rejiminden kurtarmak” olduğu masalına kanmamış, yekvücut olarak bu ittifaka karşı tavır almıştır.
Kürt kökenli 303 milletvekilinin bulunduğu Türkiye Büyük Millet Meclisinde kurulan “barış, kardeşlik ve demokrasi” komisyonu, bu ülke halkına en büyük kötülüğü yapmakta, terörü ve örgütünün kurucusu bebek katili Artin Agopyan’ı aklama ve meclise sokma amacı taşımakta, dolayısı ile ülkeye ve Yüce Türk milletine ihanet etmektedir.
Ancak bu ihanet komisyonu amacına ulaşamayacak, yüce millet bu ihanete geçit vermeyecektir!




