Yurdumuzda Sporcu Kalmadı

0
69

Ülkemizde, Amatör ve Profesyonel sporcuların yetişmesi ilköğretim yıllarından başlardı. Okul müfredatlarında zorunlu bulunan beden eğitimi dersleri, öğrencileri başarılı olduğu spor branşlarına göre ayırım yapardı. Beden Eğitimi öğretmenleri ve spor kulüplerinde bulunan hoca ve idareciler, gençlerimizin sportif başarılarına emek sarf ederek, onların başarılı sporcu olmalarına katkıda bulunurlardı.

Geçmiş yıllarda; başarılı olmuş amatör ve profesyonel sporcularımızla gurur duyar, İstiklal Marşımızla birlikte bayrağımızın göndere çekilmesi milli sarhoşluğumuz olurdu… Özellikle amatör sporcularımız; branşlarına göre en üst seviyelerde yapılan yurt içi ve yurt dışı birinciliklerde aldıkları ödüller sonucunda, profesyonel sporculuğa doğru spor yaşantılarını devam ettirirlerdi.

Şu an o eski sporcularımızı yazmaya kalkışsam, gösterdikleri misyon ve vizyonlar şu satırlarıma sığmaz. Her profesyonel kulüp, tüzüklerinde beş adet amatör spor branşlarını bulundurması zorunluluğunu taşıyordu. Bugün hala bu zorunluluk var mı bilmiyorum. Okullar; futbol basketbol ve voleybol dışında çoğu spor faaliyetlerinden zayıf… Ferdi spor yapanlar ise ilimiz ve yurt genelinde parmakla gösterilecek kadar az…

Özellikle içinde bulunduğumuz yıllar itibariyle yabancı sporcular yurdumuzun gözdeleri oldular. Yabancılar, amatör ve profesyonel branşlarında sporcu açığımızı kapatmaya çalışıyor. Türk vatandaşlığına kabul edilen sporcular; uluslar arası müsabakalarda bizleri temsil edecek kadar bizlere yakınlaştılar. Türk Milli spor takımlarında o sporcuları gördükçe kendi kendimize kahır ediyoruz.

Peki  bize ne oldu da bizler spordan bu kadar yoksun kaldık..! Hâlbuki özümüz sporla yoğrulmuş. Güreş ata sporumuz. Boks, Atletizm, Futbol, Halter, Yüzme, Basketbol, Voleybol, Bisiklet… Sayamadığım daha birçok spor branşlarında dereceler alan sporcular halen hafızalarımızda…

Özellikle son on beş yıl içinde Milli Eğitim müfredatımızda bahse geçen en önemli konu; öğrencilerin öğrenimlerine dönük yaptıkları çalışmalardır. Altı yaşından itibaren sınavlarla yüklü yarışmalara alıştırılan körpe beyinler… Bırakın spor yapmayı uyumaya bile hasretler! Ömürlerinin yarısından çoğu sınavlarla birlikte geçiyor. İlk ve Orta Öğretim sekiz yıl… Sonra Anadolu Lisesi veya Süper Lise, Üniversite, sonra bilmem nerelerin sınavları derken öğrenci yirmi iki yaşına geliyor. Bu yaştan sonra girdikleri sınavı kazanmışsalar şayet, okuyacakları okulların iki yıllık ya da dört yıllık olduğuna aldırış etmeden okuyor okuyorlar. Okul bittikten sonra ise memur sınavları… Başka sınavlar derken ömürleri böylelikle eriyip geçip gidiyor.

Anlayacağınız spor yapmak isteyen gençler, kendi yaşamını düşünmekten dolayı çocukluklarını ve gençliklerini yaşayamadan hayat kavgası içerisinde kayboluyorlar. Sporsuz bir neslin zayıf bedenleriyle beraberiz.

Etrafınıza şöyle bir bakın! Her köşe başında yeni bir sektör olan dershaneler okullara çevrildi. Bu gençlerimiz eskiden dershane için maddi ve manevi yükün altındaydı, şimdi yeni açılan okulun baskısı altında… Şimdi spor yapıp aç kalmayı mı yoksa bir okula girip bir baltaya sap olmaya mı çalışsın?.. Dünya üzerinde bulunan ülkelerin çoğu spor yapmayı teşvik edici tutumlar içerisinde. Çocuklar doğumlarıyla birlikte ilk önce velileri tarafından izlenir… Okul hayatları içerisinde ise uzman öğretmenler tarafından. Veliden aldığı önerilerle başarılı spor çizgisi yakalayan gençler, öğrenimleriyle birlikte hocaların yön tayin ettiği sporlarını güvence içerisinde başarıyla sürdürürler.

Hükümet yetkilileri, Milli Eğitim Bakanlığımız bir an evvel kanayan yaramızı iyileştirmeli. Alınacak tedbirlerle ellerini çabuk tutmalıdır. Gençlerimiz yeniden sporla barışık hale gelmelidir. Yüce kurtarıcımız Atatürk bir ifadesinde; hükümete ve ilgililere şöyle seslenmişti…

“…Her çeşit spor faaliyetlerini, Türk gençliğinin milli terbiyesinin ana unsurlarından saymak lazımdır. Bu işte hükümetin şimdiye kadar olduğundan çok daha ciddi ve dikkatli davranması, Türk gençliğinin spor bakımından da milli heyecan içinde itina ile getirilmesi önemli tutulmalıdır…”

Sözlerini sanırım unutmayanlar hala vardır.

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here