Tıp Bayramı Kutlu Olsun

0
126

Günaydın sevgili okuyucularım. Bu yazı yazılırken (dün) 14 Mart Tıp Bayramını kutluyorduk. Bende netten biraz derlemelerde bulundum. Tıp Bayramı nasıl kutlanmaya başlandı, ilk Türk kadın tıp doktoru kimmiş okuyup öğrenelim istedim. Sevgi ve sağlıcakla kalın sevgili okuyucularım. Yase

Türkiye’de Tıp Bayramı, 14 Mart tarihinde kutlanmaktadır. Bu tarihin belirlenmesinin nedeni ise ülkemizde modern anlamda tıp eğitiminin başladığı günün bu tarihe tekabül etmesidir. Öte yandan 1976 yılından bu yana ise 14 Mart’ı içine alan hafta Tıp Haftası olarak kabul edilmiştir ve tüm hafta boyunca çeşitli etkinlikler düzenlenmektedir.

Türkiye’de Tıp Bayramı’nın Tarihçesi

Türkiye’de ilk cerrahhane, II. Mahmut döneminde 14 Mart 1827’de Şehzadebaşı’daki Tulumbacıbaşı Konağı’nda Tıphane-i Amire ve Cerrahhane-i Amire adıyla kurulmuştur. Bu tarih Türkiye’de modern tıp eğitimlerinin başladığı gün olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle okulun kuruluş tarihi olan 14 Mart tarihi Tıp Bayramı olarak kutlanmaktadır.

Türkiye’de ilk Tıp Bayramı kutlaması 14 Mart 1919 tarihinde işgal altındaki İstanbul’da gerçekleştirildi. Bu kutlamada o zaman tıbbiye 3. sınıf öğrencisi olan Hikmet Boran önderliğindeki tıp okulu öğrencileri işgali protesto etmek için toplandı ve bu harekete dönemin ünlü doktorları destek verdi. Bu gösteriler tıp mesleği mensuplarının vatan savunma hareketi olarak başladı. Önce 14 Mart, sonra 12 Mayıs, tekrar 14 Mart Türkiye Cumhuriyeti’nde 1929’den 1937’ye kadar bir sürede bu bayram, 12 Mayıs tarihinde kutlandı. Bu tarihin belirlenmesinde Bursa’daki Yıldırım Darüşşafaka’nda ilk Türkçe tıp derslerinin başlamasından dolayı kabul edildi ancak zamanla bu uygulamadan vazgeçilerek yeniden eski tarihe dönüldü. 1976 yılında ise 14 Mart’ın Tıp Bayramı olarak kutlanmasının yanı sıra, bu tarihi içine alan tüm hafta Tıp Haftası olarak kabul edildi.

Tıp Bayramı için belirlenen tarih 14 Mart olsa da, bu tarih ülkelere göre değişmektedir. Örneğin ABD’de ameliyatlarda genel anestezinin ilk defa kullanıldığı 30 Mart 1842 tarihinin yıldönümü; Hindistan’da ünlü doktor Bidhan Chandra Roy’un doğum (ve aynı zamanda ölüm) yıldönümü olan 1 Temmuz günü “Doktorlar Günü” olarak kutlanır.

İlk Kadın Doktor Safiye Ali

1891 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Sultan Abdülaziz ve II. Abdülhamit’in yaverlerinden Ali Kırat Paşa, annesi Şeyhülharem Hacı Emin Paşa’nın kızı Emine Hasene Hanım’dır. Safiye Ali, dört kızkardeşin en küçüğü idi. Ailesi, Osmanlı İmparatorluğu döneminde çeşitli hizmetleriyle tanınmıştır. Dedesi Hacı Emin Paşa 17 yıl Mekke şeyhülislamlığı yapmış ve halen aktif beş vakıf kurmuştur.Babasını küçük yaşta kaybeden Safiye Ali, dedesi Emin Paşa’nın Valideçeşme’deki konağında büyüdü.

Istanbul’da Amerikan Kız Koleji’nde öğrenim gördü. Ocak 1916 da kolejden mezun oldu. Kolej yıllarında iken tıp doktoru olmaya karar verdi. Kadın hastaların kadın doktorları tercih etmesinden ötürü kadın ülkede kadın doktorlara gereksinim duyuluyordu ancak Darülfünun Tıp Fakültesi henüz kadın öğrenci kabul etmiyordu. I. Dünya Savaşı sürerken maddi güçlüklere rağmen Almanya’ya giderek ile Würzburg Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde öğrenim gördü.

Dönemin Maarif Nazırı Ahmet Şükrü Bey’in yardımıyla devlet bursu alan Safiye Ali, Çok hızlı bir şekilde Almanca öğrenerek hemen derslere başladı.Amerikan Koleji mezunu olması sebebiyle zorluk çıkaran Bavyera Milli Eğitim Bakanlığı, sınavda aldığı birincilik derecesi karşılığı Safiye Ali’ye “doktor namzeti” unvanını verdi. 1921 yılında “bebeklerde iç Pakimenenjit kanaması’ hakkındaki tezi ile diplomasını aldı.

İstanbul’a döndükten Altı hafta sonra kadın ve çocuk hastalıkları ihtisası yapmak üzere tekrar Almanya’ya gitti. Burada eşi Dr. Ferdinand Krekeler (sonradan aldığı adı ile Ferdi Ali) ile evlendi.

Haziran 1923’te Türkiye’nin ilk kadın doktoru olarak icazetnamesini aldı ve eşi ile birlikte Cağaloğlu’nda muayenehane açtı. İlk zamanlar tanınmadığı için muayenehanesine kimse gelmemiştir ve hatta kadın olduğu için düşük vizite ücreti ödemek isteyenler bile olmuştur. İstanbul’da beş yıl doktorluk yaptı ancak karşılıksız olarak anne-çocuk sağlığına yaptığı hizmetler klinik çalışmalarının önüne geçti. Bu dönemde ayrıca Amerikan Koleji bünyesinde açılan ilk kız tıp okulunda jinekoloji ve obstetrik dersleri vererek kızlara tıp eğitimi veren ilk kadın öğretim üyesi olarak tarihe geçti.

Anne sütünden kesilen ve steril süt içme imkanından mahrum olan çocuklar için Fransız Kızılhaç’ı tarafından kurulup 1925’te Himaye-i Etfal Cemiyeti’ne bırakılan Süt Damlası Bakım Evi’nin başına geçen Safiye Ayla, gönüllü çalışmalarıyla bakımevine etkinlik kazandırmıştır. Süt Damlası’ndaki çalışmaları kadınları emzirmeye teşvik etme; yetersiz beslenen çocukların sağlıklı beslenebilmeleri amaçlı eğitimler düzenlemeye odaklı idi.

Safiye Ali ayrıca sütten kesilmiş 1 yaş sonrası hasta ve zayıf çocukların bakımı ile ilgilenmek üzere Hilal-i Ahmer Hanımlar Merkezi Küçük Çocuklar Muayenehanesi’ni kurdu. Londra, Viyana ve Bologna’da düzenlenen kongrelerde Himaye-i Etfal Cemiyeti’ni temsil etti.

Mesleğinin zirvesinde iken Süt Damlası’ndan istifa etmek zorunda kaldı. Ocak 1928’de sadece muayenehane doktorluğu yapıyordu. Bu tarihte, İstanbul’da muayenehanesi olan hekimler arasındaki tek kadındı. Bu dönemde toplum, kadın doktora o kadar yabancıydı ki Malul Gaziler Büyük Ticaret Salnamesinde adı, “Safiye Ali Bey” olarak geçmektedir. Erken Cumhuriyet dönemindeki kadın hareketinin içinde yer alan Safiye Ali’nin 1928’de Bolonya’da toplanan Beynelmilel Kadın Doktorlar Konferansı’nda edindiği sosyal ve bilimsel izlenimleri Servet-i Fünun’da yayımlanmıştır.

Safiye Ali, mesleki çalışmalarının yanı sıra İstanbul’da başlayan feminist harekete katıldı ve Türk Kadınlar Birliği’nin Sıhhiye Komisyonu başkanlığını üstlenerek fuhuşla mücadele için çalıştı.

Kanser teşhisi konulması üzerine Türkiye’den ayrılarak Almanya’ya yerleşti. II. Dünya Savaşı yıllarında sağlığı elverdiği sürece mesleğini sürdürdü. 5 Temmuz 1952’de Dortmund’da hayatını kaybetti.

Günün Şiiri

Edirne Türküsü

Arda, Tunca, Meriç üç güzel kardeş

Var mıdır dünyada sizden güzel eş

İşte Kırkpınar’ım istersen güreş

Erlerin meydanı güzel Edirne

 

Adalı Halil’ler Koca Yusuf’lar

Kel Aliço’lar, Çolak Molla’lar

Kırkpınar’dan gelir yiğit naralar

Pehlivanlar destanı güzel Edirne

 

Davullar zurnalar dengi dengine

Çal be koca usta bak ahengine

Serhat boyundayız bu il Edirne

Şehitlerin kanı güzel Edirne

 

Dört narin minare Selimiye’dir

Sinan’dan Serhadde bir hediyedir

Beyazidler Muratlar hep külliyedir

Tarihtir dört yanı güzel Edirne

 

Saraylar sultanlar sinende yatar

Hanlarla çarşılar yüz yüze bakar

Köprüler Meriç’e kolyeler takar

Aşıkların canı güzel Edirne

 

Taştan köprülerin türkülerdedir

Ağalar, kızanlar Edirne’dedir

Edirne türkülerde gönüllerdedir

Türklüğün şanı güzel Edirne

 

Meriç mavi yeşil ne güzel akar

Selimiye buradan aynaya bakar

Yakar bu güzellik beni de yakar

Güller gülistanı güzel Edirne

Beyazıd SANSI

Günün Fıkrası

Temel Okulda Kompozisyon Yazarsa

Yaz tatilinden sonra okulun ilk gününde öğretmen öğrencilerinden akraba ziyareti konusu üzerine bir komposizyon yazmalarını ister. Temel 2 dakika sonra öğretmene kompozisyonun hazır olduğunu söyler. Öğretmen büyük şaşkınlıkla; “Bitti mi Temel. Madem öyle oku bakalım” der. Temel başlar okumaya: “Akrabalarıma ziyarete gittim, fakat kimse yoktu.”

Günün Sözü

Çözümde görev almayanlar problemin bir parçası olurlar.

GOETHE
Ben şaka yaparken gerçekleri söylerim, çünkü gerçekler dünyanın en gülünç şakalarıdır.

BERNARD SHAW

Eğer yürüdüğünüz yolda güçlük ve engel yoksa, bilin ki o yol sizi bir yere ulaştırmaz.

BERNARD SHAW

Hayat herkes için acı, çünkü benim boş yere dilediklerime sahip olmuş nice insanlar gördüm, onlar da mesut değil.

HONORE de BALZAC

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here