Tek Yol Devrim

0
30

Değerli okurlarım, bundan 46 yıl önce 6 Mayıs 1972’de tan yeri ağarmak üzereyken, yaşamlarına son verilen, yani katledilen ve isimlerini yüksek sesle anarak ruhlarını aynı zamanda şehit olan tüm yoldaşlarımın ruhlarını şad etmek için anlatmak ve yazmak istiyorum.

Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan, Yusuf Aslan ve diğer isimleri yüreğimde yazılı kara toprağa yoldaş ettiğim yoldaşlarım. Hepsini özlemle ve muhabbetle anıyorum.

TEK YOL DEVRİM… TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE!… Bu sloganları atarak yeri göğü inletirken, o dönemde bize komünist diyen faşistler toz oluyor, arazi oluyorlardı. Ellerine kan bulaşmış olan yoldaşlarımın katledilmeleri hem Türk insanı ve hem de siyasi tarihimizde önemli bir hesaplaşmaya bırakmakla beraber, telafisi mümkün olmayan derin izler de bırakmıştır.

Hatta şu anda cehennemde olduğuna inandığım bir askeri hâkim vardı. İsmini hiç unutur muyum ama söylemeyeceğim. Bu kişi aynı zamanda mahkeme başkanıydı ve yoldaşlarım için verilen idam cezalarının tamamen siyasi olduğunu söyleyerek vicdan mahkemesinde kendini yargılamış, günah çıkarmıştır.

TBMM’nin idam cezalarını onaylaması bana göre en büyük utancıdır. Ancak “Bana sağcılar cinayet işledi dedirtemezsiniz” diye ve defalarca başbakanlık yapmış kişinin tutum ve davranışları da büyük etken olmuştur.

Üç fidanın ülke adına yapmak istedikleri Atatürk gençliğinin hafızasına kazınmıştır. Çok ilginçtir ki; faşistlerin şimdiki lideri bir olayın siyasi ayağı olarak suçlanan birine bastonluk ediyor. Bu millet bu uşaklığı sanırım içine sindiremeyecektir.

Atatürk gençliği, 68 kuşağın üç yiğit cengâverini korkak ve basiretsiz insanların verdiği adaletten yoksun ama korkuyla dopdolu kararıyla yitirdi. Emperyalizmin yerli işbirlikçilerinin eliyle katledilmişlerdir. Bunu kimse unutmasın ve günün birinde adalet tecelli edecektir.

Bu yoldaşların, ülkemizin tam bağımsızlığı, özgürce yaşama ve de mutluluğu için emperyalizme karşı mücadele vermiş, toprağa yoldaş olmuşlardır.

Davaya bakan avukatlarıyla konuştuğumda (O da rahmetli oldu) bana aynen şunları söyledi: “İdam sehpasında, ipi boyunlarına geçirmekten korkmadan ve son nefeslerinde “TEK YOL DEVRİM” ve “YAŞASIN TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE…” diyorlardı…”

Yazma ve düşünce özgürlüğünün olmadığı, kendini milletine adayların etkisiz hale getirildiği ya da gözaltında yok edildiği yada yoldaşlarım gibi katledildiği karanlık sayfalarla doludur siyasi tarihimiz. Tam bağımsız bir Türkiye özlemiyle ve sadece zeytin ekmek yiyerek yola çıkan ve idealleri uğruna canlarını veren üç fidanla birlikte tüm devrimci yoldaşlarımı sevgi ve özlemle anıyorum. Mekânınız cennet, makberiniz güllerle dolsun.

Mutlu olun, mutlu kalın… SAYGILARIMLA

Gönül Köşemden

Beni Kandırdılar… Kandırıldım!

Değerli okurlarım, kanmak ya da kandırılmak kimlere aittir ya da bu kadar saflık olur mu? Durup dururken kimse kimseleri kandırmaya kalkmaz, ya önemli çıkarı vardır ya da muhatabını aptal görür, bunun da başka türlü bir izahı olamaz.

Adalet, hak, hukuk ve hatta demokrasinin kâğıt üzerinde olan dönemlerde şimdi olduğu gibi “Suç yok ama ceza var” prensibi itibar görmüştür. Şayet, katledilen yoldaşlarım adil bir mahkemede yargılansaydı, inanıyorum ki, en fazla altı ay hüküm giyerlerdi ki, o da tecil edilirdi. Şu anda içerde olan gazeteciler, eğitim görevlileri, bazı milletvekilleri merak ediyorum ne ile suçlanıyorlar ki aylardan ya da yıllardan beri içerdeler.

Sivil, askere ve yargıya emir verdiği, tahakküm altına aldığı sürece işler yörüngeden çıkar, akıbeti meçhul istikametlere yönelir. Tutuklanan devrimciler kaderiyle baş başa. Avukat isteyebilirler ama onları savunmak yürek ister. Ya korkuturlar ya da ansızın ortadan kaybolurlar. Aileleri diledikleri kadar ilgili makamlara dilekçe versinler sonuç olumsuz.

Günümüzde faili meçhul cinayetler, uyuşturucu kaçakçıları, çek senet mafyaları, kanunsuzlar ortada kahraman gibi dolaşırken, örümcek beyinlilerin meclise girerek ülkeyi idare etmelerini de hesaba katacak olursak katledilen yoldaşlarımızın ne denli haklı oldukları da anlaşılmış olur.

Ucuz şeylere kendini gözü kapalı satan ülkelerde hiçbir güzellikten yani, Cumhuriyet, hürriyet, Demokrasi, konuşma, yazma filan.

Önüne uzmanlar, arkadan dolanmalar, koruyorum, gözetliyorum, buna benzer riyakârlıklar. Bunların cezasını onlar çekmiyor, yine bu millet çekiyor ve bu şekilde cezalandırılıyor.

Ülkemiz maalesef düşünce olarak ikiye bölünmüş durumda. Onlar ve bizler ne anlama geliyorsa hepsi de fişlenmiş durumda. Evvelce bir poşet nohut, bir torba kömür vardı. Bakalım bu defa neler ortaya çıkacak. Bu çıkacaklara kimler nezaret edecek.

SİZLER GİTTİKTEN SONRA

Sizler katledildikten sonra

Aramda bir boşluk oluştu

İnsanlarla…

Suçlu aradım

Cezalandırma adına

Saldırdım sağa sola

Suskun zavallılara…

Dünyalar başıma yıkıldığında

Gözyaşlarıma

Hürriyetlerini bağışlasam da

Bir yerde

Dik durmam gerektiği

Geldi aklıma

Sizler gittikten sonra…

Bir süre

Fazla yaklaşmadım insanlara

Herkes,

Suçlu gibi geldi bana

Farklılaştı yaşamım da…

Daha sonra

Haklı ya da haksız

Riyakârlığa

İtibar etmeden

Razı oldum yazgıma

Sizler gittikten sonra…

Ağabeyiniz Öcal

Günün Nabzı

Üç Fidan

Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan’ın dışında, yine etkili isimlerden Mahir Çayan, Ulaş Bardakçı, Levent Şimşek… Üç fidanın katledildiklerini biliyoruz da, Levent yoldaşında bir faşist kurşununa hedef olduğunu söylemeliyim. Diğerlerinin ve yüzlercesinin akıbetleri meçhul!

68 kuşağının öncüleri olarak isim yapmışlardı fakat tâbi ki doğumları o değildi. Hepsi 1947-48 doğumlu Sinan Cemgil 1944’lü idi. Bu bizim kuşak.

Onları tanımış olsaydınız üzüntünüz daha fazla olacaktı. Beyaz perde sanatçılarına taş çıkartacak durumdaydılar. Deniz Gezmiş, uzunca yüzlü, hayran olduğum siyah dalgalı saçları vardı. Boyu da basketbolcular gibi uzundu. Hep sakallıydı, bazen bıyık bırakırdı. Metin Oktay hayranıydı. Hakemleri aldatmaya bayılırdı. Memur çocuğu idi…

Mahir Çayan, koyu kahve saçlı, kaytan bıyıklıydı. Güzel Türkçesi vardı, saz çalar ve türkü söylerdi. Bu yoldaşların ortak özellikleri ise; toprak rengi benekli pantolon-motgomery ve kalın palaska takarlardı. O giysiler onların üniforması idi.

Şu anda bir adada tutuklu olan Apo var ya, o zaman tam anlamıyla bir çömezdi. O zibidiyi ite kaka bir noktaya getirdiler. Onlar öldükten sonra da katillerin lideri oldu. Ancak, o fidanlar tam anlamıyla birer delikanlıydı. Unutulmaları mümkün değil. Onların yol arkadaşı olduğum için kendimi şanslı sayıyorum. Nur içinde yatsınlar.

Günün Sözü

Ülkenin Halini İyi ki Görmüyorsunuz!

Öcal’dan İnciler

Sizleri Unutmak Mümkün Değil!…

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here