Etkin Pişmanlık

0
4

Önce Antalya Büyükşehir Belediye başkanının oğlu Gökhan Böcek, sonra da başkanın kendisi etkin pişmanlık kapsamında ifade verdiler. Gökhan Böcek ifadesinde; babası Muhittin Böcek’in aday gösterilmesi karşılığında kendilerinden 1 milyon Euro istendiğini söyledi. Arkasından Muhittin Böcek aynı yasadan faydalanarak oğlunun ifadelerinin doğru olduğunu teyit etti. Rüşveti isteyenin de CHP genel başkan yardımcısı Veli Ağbaba olduğunu söylediler.

Ataların güzel bir sözü var “ateş olmayan yerden duman çıkmaz” derler. Baba oğlun ifadeleri doğru mu, değil mi? Onu ancak taraflar bilir. Geçen haftaki yazımda da anlatmaya çalışmıştım. Bugünkü yasalarla yapılan “merkez yoklaması” denilen antidemokratik sistem her türlü şaibeye açıktır. Bu sistemde ya paranız çok olacak veya genel merkezde etkili yakınlarınız…

Hâkim huzurunda kayıtlı üye ile yapılmayan aday tespitleri her zaman şaibelidir. Kimseden adaylık karşılığında bir kuruş alınmamış olsa da yine şaibelidir. Teşkilat yoklaması, temayül yoklaması denilen sistemler de dâhil olmak üzere, hâkim huzurunda gizli oy, açık tasnif esasına göre yapılmayan aday tespitleri hiçbir zaman inandırıcı olamaz!

Şu anda mecliste bulunan 600  (sözde) vekilin meşruiyetleri tartışmaya açıktır. Yukarıda açıklamaya çalıştığım gibi rüşvet çarkı bu “merkez yoklaması” sistemi oldukça devam edecektir. Bu böyle devam ettiği sürece de hak edenler, yani milletin gerçek temsilcileri meclise giremez.

12 Eylül öncesinde uygulanan ön seçim sistemi, Özal’lı iktidarlarla kaldırılmıştır. Teşkilat yoklaması adı altında il ve ilçe teşkilatları göstermelik olarak genel merkeze çağırılır, onların fikri sorularak milletin gazı alınır ama yine eş, dost, ahbap çavuş ilişkileri veya rüşvet çarkıyla adaylar tespit edilirdi.

AKP iktidara geldikten sonra da benzer şekilde devam etti. Temayül yoklaması il merkezlerinde yapılıyor, torbalar genel merkezde açılıyor. Bir kere o torbalar genel merkeze giderken kim bilir ne değişiklikler yapılıyor? Yapılmasa bile seçilecek adaylar önceden bellidir.

Değerli okuyanlarım demokrasi bir kişinin iki dudağı arasında olamaz. Esas olan partiye kayıtlı üyelerin katılımıyla, gizli oy, açık tasnif esasına göre ve hâkim huzurunda yapılacak ön seçimle aday belirlenmesidir. Bu yapılmadığı takdirde halk amiyane tabirle ‘koyun gibi gidip oy kullanıyorsa’ bunun adı demokrasi olamaz.

Nitekim son yıllarda görülen parti değiştirmeler kaçınılmazdır. Çünkü bu sistemde halkın kendi adayını seçme iradesi elinden alınmakta, halk seçilene oy vermeye mecbur edilmektedir.

Seçilen adam “paramla milletvekili oldum” düşüncesiyle, nemalanacağı iktidar partisine kaçmaktadır. Bu adamların millete eyvallahları yoktur. Çünkü kendi güçleri ile yani maddi güçleri ile seçilmişlerdir O nedenle Afyon’un bir günde üç parti değiştiren “Fırıldak Kubilay” misali kolayca parti değiştirirler. Onlar için dava, ideoloji diye bir şey yoktur. Bunların tek ideolojisi “paradır…” Para neredeyse oraya giderler.

Bugün TBMM’de görev yapan 600 vekilden 499’unun emekli 450 bin lira maaşlı olduğu söyleniyor. Doğrudur… Çünkü her genel başkan kendi yakın adamlarını, ekibini aday gösteriyor. O nedenle bu adamların her biri 4-5 dönemdir milletvekili… Yukarıda izah etmeye çalıştığım ön seçimle aday tespiti yapılsa bugün mecliste bulunanların ancak yüzde 10’u seçilebilir. Milletin gerçek vekilleri o zaman meclise girebilir. Siyasi partilerin hepsi aynı durumdadır. Bu sistem demokrasi değil totaliter sitemdir!..

Yakın zamanda iktidar partisine geçen Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı ile partisinden istifa eden ve gideceği partiye ağza alınamayacak sözler sarf eden Afyon Büyükşehir Belediye Başkanı Burcu Köksal, ön seçimle seçilmiş olsalardı giderler miydi?

Siyasi partiler yasası mutlaka demokratikleşmeli ve adaylar hakim huzurunda ön seçimle tespit edilmeli, anayasada yapılacak yeni bir düzenlemeyle parti değiştirmelerin önüne set çekilmelidir. Bunlar yapılmadan ülkeye huzur gelecek diye kimse beklemesin. Gelenler gidenleri aratacaktır!..

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here