Prof. Dr. Berkant Ödemiş ‘Kömür’ Konusunda Uyardı!

0
196

“Geri Dönüşümü Mümkün Olmayan Bir Noktaya Doğru Gidiyoruz

MKÜ Ziraat Fakültesi Biyosistem Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Berkant Ödemiş, ‘kömür’ün doğaya ve yaşantımıza kattığı olumsuzlukları hakkında uyarılarda bulunurken, “Doğayı bir kez tahrip ettiğimiz zaman geri dönüşümü mümkün olmayan bir noktaya doğru gidiyoruz” dedi ve termik santrallere karşı örgütlü bir şekilde mücadele edilmesi gerektiğine vurgu yaptı.

MKÜ Ziraat Fakültesi Biyosistem Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Berkant Ödemiş Çevre haftası etkinlikleri çerçevesinde, Hatay Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi ile İskenderun Çevre Koruma Derneği ortaklığında, düzenlenen Sanayinin Kirliliği ve Termik Santrallerin İnsan Sağlığına etkileri konulu toplantıda bir sunum yaptı. Ödemiş, kömür hakkında konuşacağı için konuşmasını Soma madencilerine atfetti.

Sunumunda, kömürün zararlarını anlatan Ödemiş, kömür ya da kömüre dayalı sanayiler çalışmaya devam ettikçe dünyanın çok farklı yerlerinden şikayetler gelmeye başladığını hatta halk hareketleri oluşmaya başladığını kaydederek bunların en önemlilerinden birinin Venezuela örneği olduğunu belirtti.

İklim değişikliğinin etkileri ile beraber Venezuela’da su kaynaklarının miktarları azalmaya başlayınca, suyun sermaye tarafından alınabilir ve satılabilir bir meta olarak algılanmaya başladığını ve Venezuela havzalarındaki suyu sermaye sahiplerinin satın almaya çalıştıklarını anlatan Ödemiş, o dönemde konu ile ilgili halk hareketleri yaşandığını zaferle sonuçlandığını aktardı.

Dünyanın en kirli şehrinin Pekin olduğunu kaydeden Ödemiş, hızlı gelişmenin yarattığı enerji ihtiyacı nedeniyle Pekin’in yılda, Türkiye’nin yaktığı kömürün en az 15-20 kat fazlasını yakarak enerji üretmeye ve bu enerjiyi bir yerlerde kullanmaya çalıştığını ifade etti.

Çoğu termik santralde bulunmayan desülfürizasyon ünitesinden de söz eden Ödemiş, bu ünitenin sadece kömür yandıktan sonra ortaya çıkan uçucu külün bir yerde toplanmasını sağladığını ancak ortaya çıkacak azotdioksitlerin, karbondioksitlerin herhangi bir şekilde tutulmasını sağlayamadığını da sözlerine ekledi.

İşin bu noktaya gelmesindeki temel madenin kömür olduğunu kaydeden Ödemiş; “980 milyar tonluk dünyada bir rezerv var. Ve çıkarılması çok kolay. 3-4 metre kazarsınız kömür çıkar. Yanan linyit kömürünün önemli bir kısmı kül niteliğindedir. Isıyı elde edebilmek için 1 yerine 5 yakarsınız. Bu şekilde de doğaya bir yerine beş zarar vermiş olursunuz.

980 milyar tonluk rezervi dünyada uluslar arası tekeller bir şekilde bir yerlere pazarlamaya çalışıyorlar. Burada da genellikle kırılgan olan kabul edilebilir ülkelere daha çok satmaya çalışıyorlar. Bizim son yıllarda kömürle haşırneşir olmamızın altında yatan neden bu” dedi.

“Dünyanın Geleceğini Kömürün Karası Gibi Karartmaya Başladılar”

Kömür yanmaya başladıkça daha çok kömür çıkarmak gerektiği tezine varıldığını ifade eden Ödemiş, kömür yanması sonucu oluşan olumsuzlukları da anlatarak; “Her yüz elli bin yılda dünyanın bir ısınıp bir soğuduğunu biliyoruz. Ama şu anki korkumuzun temel nedeni geçmiş son 150 bin yıl içerisinde soğuma eğrisinin başladığı noktada bulunan maksimum sıcaklık değerini çok daha yüksek noktalarda aşıyor olmamız. Bunun da gidişatı çok duracak gibi değil. Buna bir dur dememiz lazım. Ama o kadar çok kömür yaktık ve atmosfere o kadar çok karbondioksit yükledik ki, şu anda bütün kömürlü termik santralleri durdursak herhalde termik santrallerin yarattığı etkiyi eski haline çevirmek için 60-70 yıla ihtiyacımız var.

Etkisini asit yağmurlarıyla ilk olarak tarihi eserler üzerinde gördük. Taşların üzerindeki rölyefler solmaya başladı. Daha sonra kara sularına bulaşmaya başladığında iş işten geçmeye başladığını biz 2000’li yıllarda anladık. Dünyanın geleceğini kömürün karası gibi karartmaya başladılar. 150’ye yakın bir termik santral yığını var ülkemizde ve böyle devam ederse 100 tane daha kurulacak. Yatağan termik santralinde 35 bin hektarlık ormanlık alan asit yağışlarıyla elden çıktı. Sanayi Bakanlığı Orman Bakanlığına tazminat ödedi. Ödeyince kurtuluyor ya sorumluluğundan. Yatağan termik santrali etrafında yaşayan insanlarda kanser oranı 3 katına çıktı.

İskenderun Demirçelik’le Dörtyol arasındaki 16 km’lik yerde yapılan bir araştırmada kurşun kadmiyum oranı halihazırda termik santralin biri çalışıyorken 100 kat daha fazla. Yani yaz sıcağında ayağınızı toprağa bastığınız anda yerden kalkan topraktan soluduğumuz ağır metal miktarı normal seyirlerin 100 katı daha fazla. Havadaki kirliliği söylemiyorum bile. Doğayı bir kez tahrip ettiğimiz zaman geri dönüşümü mümkün olmayan bir noktaya doğru gidiyoruz” şeklinde konuştu.

Örgütlü Olarak Tepki Göstermeliyiz

15 termik santralin kurulmaya çalışıldığı bir bölgede yaşadığımızı da hatırlatan Ödemiş; “Hassa OSB’de yeni bir çimento fabrikası kurulmasıyla ilgili de girişimde bulunulmuş. Teknik aynı. Fark yok. Çimento sanayi o kadar yoğun bir toz yaratır ki bitkiler yerine toz katmanı görürsünüz. Çimento sanayi eline geçen her şey yakar, yani kamyon lastiklerinden tutun da tıbbi atıklara kadar… Körfezde 15 tane termik santrali sağ tarafımızda çimento fabrikası… Bu bir odada tüp gazı açmaya benzer…

Örgütlü bir şekilde bu işe karşı çıkmadığımız sürece hiçbir zaman haklı değiliz. Bir ya da ikimizle olabilecek bir şey değil. Bütün STK’ların, sendikaların, meslek odalarının, aynı duyarlılığı göstermesi gerekir.

Buna dur denmezse çok değil 10 sene sonra sağ tarafımızda yanmış kül olmuş Amanos dağlarını göreceğiz, yer altı sularına karışmış asit yağmurlarını göreceğiz, besin zinciri yoluyla nasıl midelerimize bu maddelerin girdiğini konuşuyor olacağız ve en kötüsü belki buradan kalkıp gideceğiz. Çölleşmiş bir İskenderun körfeziyle karşı karşıya kalmış olacağız. Şehrin yerel yöneticilerine baskı oluşturarak mücadele etmekten başka şansımız yok. Doğanın bize bahşettiği kaynakları kullanmalıyız” diyerek sunumunu bitirdi. (Haber: Helga TERBİYELİ)

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here