Plaj Sporu Medeniyettir (3)

0
29

Değerli okurlarım, dünkü sayımızda birazcık sözünü etmiştim. Yani küresel ve evrensel kavramlarını gündeminize getirmiştim. Siz bunlardan hangisine saygı duyarsınız? Neden hedefte olan ulusalcılar? “Ulusal” sözcüğü neden birilerine batıyor? Bunu bilmeyecek ne var ki? Ulusal kimliği savunuyorlar da ondan.

Sporda da kendi sistemin olmalı. İğreti sistem başarılı olamaz. Bu nedenle, bir ulus bu kimliğe kavuştuğu zaman medeniyetle aşk yaşar, görüşü enginleşir, kimseyi kandırmaya çalışmaz, kesinlikle kanmaz da! Bir ulusta evrensel olan “ulusal bilinç” oluşmuş ve özümlenmişse, onu kimse kafasına göre bölemez, parçalayamaz, hiçbir ideolojiye av sahası olmaz. Bu düşüncedeki insanlar; para ve dinden önce “ulus” bilinciyle kenetlenmiştir birbirine. Anlatmaya çalıştığım toplumda hiç kimse, başkalarının yaşam şekli veya etnik kimliği ile uğraşmaz. Herkesin bir işi gücü vardır, onunla nafakasını kazanır.

Aslında, Atatürk Cumhuriyetinin düşüncesi, hayali buydu. Sporda olduğu gibi, bu düşünceyi parçalamak için neler yapılıyor neler? Bir zamanlar halk plajı var demiştim, hatırlayacaksınız. O plaj uzun yıllar kadınlı erkekli şehrimiz sakinlerine hizmet verdi. Ne olduysa oldu bir de baktık ki iptal olmuş. Şimdi n’oluyor? Özellikler hafta sonları, insanlarımız sağlıksız ve güvencesiz yerlerde çoluk çocuk denize girip sözüm ona serinlemek istiyorlar. Yaklaşık 100 km. sahil şeridi olan bir yerde bunlar yaşanıyor. Elin adamları, suni göl yapıp plaj sefası yaşatıyor ve aynı zamanda plaj sporu oynatıyor. Bizler varlık içinde yokluk çekiyoruz.

Turizmle uğraşanlar, kıyı şeridinde siteler inşa edenler palavra sallayıp duruyorlar. Plajı öylesine işliyorlar ki, aslı astarı yok. Birçok ülkeler ekonomilerini kendi üretimleriyle sağlıyorlar. Çok çalışarak ve marka olarak bunu gerçekleştiriyorlar. Bazıları petrolle, arabalarla, gıda maddeleriyle ya da giyim kuşamla… Spor dallarının yapılacağı ortamı hazırlama maliyeti hakkında az çok fikrim var. Her nimetin bir külfeti vardır.

Kıyı şeridimize fabrika kuracağız demiyoruz ya da yüz kilometrelik otoban uzatacağız da demiyoruz. Otoban deyince, İskenderun-Arsuz otoban yapımı, benim bildiğim tam 25 yıldır devam ediyor. Duyduğum kadarıyla üç kez ödeneği gelmiş, buna rağmen bizim Kardelen Sitesi’nin önünde takıldı kaldı. Çeyrek asırdan beri o yıllarda maddi manevi zayiatın hesabı belli değil. O hesabı kim verecek acaba?

Mutlu olun, mutlu kalın… SAYGILARIMLA

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here