Karpuz; “Siz Toprağın Altındakiler Biz Üstündekilere İlham Olsun”

0
128

CHP Gençliğinden 18 Mart’ta Anlamlı Etkinlik

Cumhuriyet Halk Partisi İskenderun İlçe Gençlik Kolları, 18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü dolayısıyla anlamlı bir etkinliğe imza attı.

18 Mart Cumartesi günü Havuzlu Çarşı’da bir araya gelen CHP’li Gençler, Çanakkale Savaşları dönemlerinde ekmek ve hoşaftan başka yiyeceği olmayan Mehmetçiklerimizin anısına ekmek ve hoşaf dağıttı. Etkinlikte dört genç de o döneme ait asker kıyafeti de giydi.

CHP İskenderun İlçe Başkanı Yusuf Mansuroğlu ve yönetimi, Kadın Kolları Başkanı Nilgün Selçuk ve yönetimi, İskenderun Belediyesi eski Başkanı Dr. Yusuf Civelek ile partililerin ve vatandaşların katılım gösterdiği etkinlik saygı duruşu ve İstiklal Marşımızın okunmasıyla başladı.

Kısa bir konuşma yapan İlçe Başkanı Mansuroğlu; “Çanakkale Zaferi, Mehmetçiğimizin, ülkemizin bölünmez bütünlüğüne dünyayı inandırdığı bir destandır. Bize bu onuru yaşatan başka Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere tüm şehitlerimizi rahmetle anıyor, aziz hatıraları önünde saygıyla eğilirken, onların bize bıraktığı laik, demokratik ve çağdaş cumhuriyetin değerlerini yok etmeye çalışanlara Hayır diyoruz” şeklinde konuştu.

Daha sonra günün anlam ve önemine yönelik bir konuşma yapan CHP İlçe Gençlik Kolları Başkanı Cem Karpuz, Çanakkale Deniz Zaferinin, Birinci Dünya Savaşı içinde ayrı bir özelliği olan, tarihin akışını değiştiren, bağımsızlığı uğruna canını vermekten çekinmeyen Türk milletinin kahramanlık destanı olduğunun altını çizdi.

Çanakkale Zaferinin emperyalistlere atılan bir tokat olduğunu kaydeden Karpuz; “Bu zafer bugün ‘Ben gidersem devlet yıkılır diyenlerin’ değil ‘ben bu uğurda can verip gideyim de yeter ki Vatan sağ olsun’ diyenlerin zaferidir. 102 yıl önce Çanakkale Savaşı ile yüce Türk milleti dünyaya emperyalizmin nasıl yenilebileceğini öğretmiş ve bunu göstermiştir. Emperyalistlere attığı bu tokadı, bugün yine ülkemiz üzerinde haince hayaller kuranların ve onların işbirlikçilerinin yüzüne atacağız. Çanakkale Deniz Zaferi’nin 102. yılında sizlerin huzurunda biraz da aziz şehitlerimize hitap etmek, onların manevi ruhlarına seslenmek istiyoruz;

Ey bu topraklar için toprağa düşenler, bir hilal uğruna güneş gibi batanlar, siz kara toprağın üstünde de altında da bir oldunuz, bizse ayrıştık, bölündük, hatta birbirimizi öldürdük. Siz fakirlik içinde kazandınız, bizse zenginleştikçe kaybettik. Siz şimdi ebedi istirahat gahınızda uyuyorsunuz, bizse derin uykulardayız ve asıl uyuyan biziz.

Ve Seyit Onbaşıya sesleniyorum; Sen sadece 215 kiloyu değil Koca Seyit, sen vatan yükünü de sırtlayıp kaldıransın… Takımıyla Yahya Çavuş’a sesleniyorum; 63 kişilik birliğinle kenetlenip bir olan Yahya Çavuş, sen 2000 kişiye karşı destanlar yazansın.

Biz ise; 12 Eylül’de bölündük, Sivas’ta yüreğimize ateşler düşürdük, Maraş’ta ve daha nicelerinde insanlığımızı öldürdük.

Sevdiğiniz geride bırakan Kahraman, sen yarinin kokusunu, barutun kokusuna terk edensin. Biz ise Özgecanları ve daha nice kadınlarımızı hayatta tutamadık. Biz gözlerinin altından morluğu, vücudundan karayı, yarayı eksik edemedik. Anafartalar Kahramanı Mustafa Kemal’e sesleniyorum. Sen mektubunda düşmanların evlatları için ‘Kahramanlar’ diyensin, onların annelerine gözyaşlarınızı dindirin diye seslenensin. Ve sen onları da evlat bilip, bu toprağı dost diye tanıtansın. Biz senin gibi hoşgörülü olamadık. Değil yabancı anaların gözyaşlarını dindirmek, kendi analarımızın bile gözyaşlarını durduramadık.

1915 Çanakkale ruhundan idrak edemediklerimiz kadar öğrendiklerimiz de var elbette; büyük balığın küçük balığı her zaman yiyemeyeceğiniz Nusrat senden öğrendik. Merminin mertlikle, tüfeğin yürekle boy ölçüşemediğini siz atalarımızdan öğrendik. Çanakkale’de, küllerinden yeniden doğmayı, prangaları kırıp yeniden ayağa kalkmayı öğrendik. Ey analarının gonca gülleri ve babalarının koç yiğitleri gene de üzülmeyiniz ve huzur içinde uyuyunuz. Anafartalar’daki gibi Türkiye’ye hücumda etseler, Arıburnu gibi direniriz. Conkbayırı’ndaki gibi kalbimizden şarapnelle de vurulsak, Namazgah Tabyası gibi topla da dövülsek çimenlik kalesi gibi dik, Kilitbahir Kalesi gibi sağlam dururuz.

57.Alay gibi gerektiğinde son neferimize, son nefesimize kadar mücadele ederiz. Yürüdüğü yolda iz bırakmayan o yoldan geçmiş sayılmaz. Ey Şehitlerimiz siz Çanakkale’de de, tarihimizde de, yüreğimizde de, ruhumuzda da iz bıraktınız. 102 yıl önce hiç düşünmeden canından vazgeçen sizler bağımsızlığımızdan, özgürlüğünüzden vazgeçemediniz. Çocuklarından, analarından kopan sizler hürriyetinizden koparılmadınız.

Bizde siz şehitlerimiz gibi; ekmeğimizden tasarruf edeceğiz ama şerefimizden asla. Candan olacağız, yardan olacağız ama özgürlük ve barış kokan bir dünyadan asla. Son nefesimizi tüketeceğiz ama onurlu mirasınızı asla. Bedenimizi çiğnetiriz ama özgürlük ve barış yeminimizi asla. Ey aziz şehitlerimiz, siz toprağın altındakiler biz üstündekilere ilham olsun, bükülmez bileklerinize, korku bilmez yüreklerinize selam olsun. Aziz hatıranız önünde saygıyla eğiliyoruz” şeklinde sözlerini tamamladı.

Yapılan konuşmaların ardından, asker kıyafeti giymiş olan gençler, herkese ekmek ve hoşaf dağıttı. (Haber: Helga TERBİYELİ)

 

 

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here