İşçi Sınıfının Gündemi ve Beklentileri (1)

0
9

Türkiye işçi sınıfı 2020 yılında artan sorunlar yaşadı. Ne yazık ki, 2021 yılı daha kolay geçeceğe benzememektedir. İşçi sınıfı sorunlarla baş etmeye çalışırken, dileğimiz bağımsız ve demokratik bir Türkiye mücadelesinin de yükselmesi…

Günümüz Türkiye’sinde gelir getirici bir işte çalışanların en az yüzde 70’ini, işçi olmaya çalışan işsizler ve işçi-memur emeklileriyle birlikte tüm nüfusumuzun yüzde 80’inden fazlasını oluşturan güç, işçi sınıfıdır. Bu nedenle, işçi sınıfının özelliklerinin, davranış dinamiklerinin ve gelişmeler karşısında olası tepkilerinin incelenmesi ve öğrenilmesi, her açıdan son derece önemlidir.

2020 yılı ülkemiz için de, işçi sınıfımız için de büyük sorunlarla dolu geçti. Ne yazık ki, 2021 yılında da sorunlar gözüküyor.

Türkiye ekonomisi yıllardır giderek derinleşen bir ekonomik kriz yaşıyordu. 2020 yılı Mart ayından itibaren etkisini gösteren kovid-19 virüsü, bu krizi daha da derinleştirdi. Derinleşen ekonomik krizin işçi sınıfını en fazla etkileyen sonucu, işsizliğin artması oldu. Türkiye İstatistik Kurumu’nun Türkiye’de işgücünün yapısına ilişkin son verileri, Eylül ayına ilişkindir. 2020 yılı Eylül ayında 4,0 milyon işsiz gözükmektedir. Bu rakam, 2019 yılı Eylül ayındaki 4,6 milyondan 550 bin daha düşüktür. Ancak yine TÜİK verilerine göre, iş aramayıp çalışmaya hazır olanların sayısı 2019 yılı Eylül ayında 2,2 milyon iken, 2020 yılı Eylül ayında 4,1 milyona yükselmiştir. Diğer bir deyişle, TÜİK verilerine göre, iş arayan ve iş aramayan işsiz sayıları 2019 yılı Eylül ayında 6,9 milyondan 2010 yılı Eylül ayında 8,2 milyona yükselmiştir.

Ayrıca, kovid-19 virüsüne bağlı olarak ücretsiz izne çıkarılan ve nakdi ücret desteği almaya hak kazanmış kişi sayısı da 2,2 milyondur. Bu kişilerin iş sözleşmeleri askıda olduğu için resmen işsiz gözükmemektedir; ancak fiilen işsizdirler. Bu rakam da eklendiğinde, resmi verilerde gözüken işsiz sayısı 2019 yılı Eylül ayında 6,9 milyon iken, 2020 yılı Eylül ayında 10,4 milyona yükselmektedir. TÜİK verilerinde göze çarpan diğer bir veri, “çalışamaz halde” olanlara ilişkindir. 2019 Eylül’ünde 3,9 milyon olan bu gruptakilerin sayısı, 2020 Eylül’ünde 5,0 milyona yükselmiştir. İşsizlerin bir bölümünün bu kategoride gösterilmiş olma olasılığı yüksektir. Bunlara ek olarak, ülkemizde gizli işsizlik ve eksik istihdamda da bir artış söz konusudur. Üniversite ve üniversite öğrencisi sayılarının plansız ve programsız bir biçimde artırılması, üniversite mezunu işsiz sayısını artırmaktadır. Eğitim gördüğü alanda iş bulamayıp hangi iş olursa olsun çalışmayı kabul eden üniversite mezunları da eksik istihdama katkıda bulunmaktadır.

İŞKUR’un toplum yararına programlar ve aktif işgücü programlarıyla da işsiz sayısı görünüşte azaltılmaktadır. Birçok emeklinin, öğrencinin ve ev kadınının gerçekte çalışma niyetinde ve yeteneğinde olmasına karşın, anketlerde işsiz gözükmediği de bilinmektedir. Türkiye’de işçi sınıfının günümüzdeki en önemli sorunu, işsizliktir. İşsizlikle mücadelenin yolu, yeniden etkili ve kapsamlı bir devletçilikten ve planlı ekonomiden geçmektedir. İstihdam yaratacak yeni yatırımlar için kaynak yaratmada işçilerden fedakârlık istenmesi ve onlara yüklenilmesi, bu nedenle sorunları daha da artacak olan işçilerin bu işten sorumlu olarak işsizleri görmesine ve işçi sınıfının bölünmesine yol açacaktır. Yatırım için gerekli kaynakların, elinde büyük imkânlar olan sınıf ve tabakalardan sağlanması ise, işçi sınıfıyla işsizleri birleştirecektir.

2021 yılında işsizliğin daha da artma eğilimi güçlü gözüküyor.

Türkiye’de işçi ücretlerine ilişkin güvenilir ve kapsayıcı veriler yoktur. Asgari ücret 2021 yılı için yüzde 21,56 oranında artırılarak bekâr bir işçi için ayda 2826 lira oldu. Asgari ücretteki artış, 2020 yılı Kasım ayı sonu itibariyle tüketici fiyatlarının gıda ürünleri fiyatlarındaki artışın 1 puan kadar üzerindedir. Ancak, sayıları 7 milyonu aşan asgari ücretli işçilerin asgari ücretin artırılması için bir kitle eylemi gerçekleştirmemeleri ve kısa vadede bir genel veya yerel seçimin gözükmemesi, asgari ücret artışının bu düzeyde kalmasına yol açtı.

Birçok küçük ve orta büyüklükte işletme, işsizliğin ve çaresizliğin arttığı koşullarda, çalıştırdıkları işçilere asgari ücretin altında ücret vereceklerdir. Bunun bir yolu, bankaya asgari ücretin yatırılması, yatan paranın bir bölümünün işçiden geri alınmasıdır. Bu yöntemin teşhir edilmesinde büyük yarar vardır. Devamı Yarın

Sadık KARAKAŞ

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here