Hakemlerin Dünü ve Bugünü (2)

0
31

Değerli okurlarım, dünkü sayımızdan pek bir şey anlamadınız, bundan kesinlikle eminim. Hayatta olanlara sağlık afiyet, vefat etmiş olanlara da Tanrı’dan rahmet diliyorum. Hangi koşulda olursa olsun, uzun yıllar önce maçlarda düdük çalmış o muhterem insanların ruhlarını yâd etmek, gönüllerini hoş etmek için dünkü sayımız öyle oldu.

Bu sayımızda sizlere;  TFF’nin profesyonel eğitim uzmanı, hakemlik üzerine dört kitap yazmış ve 5 Nisan 1930 İstanbul doğumlu, futbol kütüğümüzdeki altın çivi olarak kabul edilen Doğan Babacan’dan (aldığım notlara dayanarak) söz edeceğim. Yıl 1951… Fenerbahçe ile Kasımpaşa karşılaşmaktadır ve skor 5-0 Sarı-Lacivertlilerin lehine. O zamanlar Lefter’e “Ordinaryüs” denmiyordu. Lefter santradan bir top kapıp ve önüne geleni çalımlayarak Kasımpaşa Kalecisi Keçi Mehmet’in şaşkın bakışları arasında filelere gönderir. Kasımpaşa’nın 4 sırt numaralı oyuncusu nefes nefese Lefter’in yanına koşar, elini uzatıp onu tebrik eder. Bu oyuncunun adı Doğan Babacan’dır.

Sofya’da Balkan Ümit Milli Takımları turnuvası yapılmaktadır. Tarih 1970 Haziranı. Türkiye birinciliği neredeyse garantilemiş, turnuvanın son karşılaşması Bulgaristan 1-0 öne geçer, bizimkiler havalardadır. Bulgaristan 2-1 kazansa da Türkiye yine şampiyondur. Fakat hakem bir süre sonra iki Yunanlı oyuncuyu atar ve maçı Bulgaristan 4-1 kazanır. Türkiye ikinci olur. Bu hakemin adı Doğan Babacan’dır. Hakemlikten sonra kendisine profesyonel eğitim uzmanlığı görevi verilmiştir. Kendisini evinde ziyaret eden gazetecilerle makamına gitmek üzere yola çıkıyorlar. TFF’nin Levent’te ki merkezine değil, Beylerbeyi tesislerinin çamur deryası bahçesine kurulan bir barakaymış Babacan’ın makamı.

O makamı şöyle anlatıyorlar… Kapısı bacası dökülen viran bir prefabriğin viran odası… Rüzgâr bir yerden çıkıyor. Eski bir elektrik sobası, uyduruk bir kütüphane, dökülmüş duvarlar, kırık tavan, Dünya Kupası’nda düdük çalan hakemliğiyle onur duyulan Doğan Babacan’ın çalışma odası burası!

Doğan Babacan’a bazı sorular soruluyor…

“-Futbol hakeminin futbol oynaması daha mı makbuldür dersiniz?”

-Futboldan gelmeyen hakem, iyi, başarılı bir hakem olamaz. Var derseniz de istisnalar kaideyi bozmaz. Oyun kuralları futbolun nasıl oynanacağını değil, nasıl oynanacağını gösterir. Futbolcu sahada nelerin yasak olduğunu kendisi bizzat yaşamıştır. Futbolculuktan gelen hakemin sezgileri çok yüksektir ve futbolcular topa koşarken tavrını, vücut dilini anlar. Gözlerinden, yüzündeki mimiklerinden onun topa mı, yoksa rakibe mi gittiğini çözer. İşte bu yüzden futboldan gelmeyen hakemler, çıktıkları müsabakanın ağırlığını kaldıramıyor.

Şu anda Süper Lig’de maç yöneten hakemlerin hiçbiri 10 senelik değil. Bizim kuşak çok iyi eğitimden geçip, yıllarca pişerek bir yerlere geldi. Süper Lig’de 10 hafta maç yönetmiş bir adamı, birden bire GS-FB maçına koymak, hakemi yetiştirmek değil, hakemi batırmaktır.

Doğan Babacan’a sorulan sorular daha bitmedi, konuyu bölmemek için yarın diyorum. Bu arada yerli yıldızlar, dişlerine göre bir rakip bulduklarında tadından yenmiyor. Yıldız artı yıldız oluyorlar. Bunu onlar söylemiyor, ulusal basındaki ateşli spor yazarları söylüyor. Saç modellerine diyecek yok. Yapılan ortalara saçlarını düzeltip vuruyorlar. Saç sakal başka bir makalede!

Mutlu olun, mutlu kalın… SAYGILARIMLA

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here