Grip Olmak ya da Olmamak

0
75

Günaydın sevgili okuyucularım nasılsınız bu sabah? Bu günlerde herkes grip, günlük güneşlik havaların dezavantajı grip halleri… Tanıdığım herkes  hasta. Grip deyip geçmemek lazım… Bendeniz her zaman böyle yaparım ama ona saygısızlığımdan ya da umursamadığımdan değil kendimi tanıdığımdan sadece. Arkadaşlarım yatak döşek yatıyorlar, tavuk suyu çorbalar, mendil kaseleri, (buruşuk kirli mendillerin durduğu kase, eskilerin gözyaşı kaseleri gibi) ilaç kutuları ve bardak sürahi ile dolu komodinin üstü. Dantel örtüye zeval gelmesin diye gümüş tepsi içinde duruyorlar. Elektrik sobası ful yanıyor.

Ve kapalı ağır perdeler buna uygun endişeli asık yüzler!! Sanki eski bir Fransız  filmi izler gibi! Lahavle çekesim geliyor. Yaklaşma diyorlar sanki lepralıymışlar gibi. Ki ona bile rahatlıkla yaklaşabilirsiniz. Ne olmuş grip olmuşlar, çok ağır ateş öksürük burun tıkanıklığı bezeler şiş falan. Eyvallah hepsi olabilir. Ama bu durumda kalırsanız yani eski Fransız filmi hallerinde bence zor iyileşirsiniz. Bir defa o mendil kasesi çok kötü ve iğrenç bir şey ve orada üreyen mikroplar havanın ısısı ile bir deveyi bile yere serebilir. Önce ondan kurtulun, sonra şu kalın perdeleri açın, güneşi  buyur edin içeri. Günlerce pencere önünde bekliyor içeri girmek için her eve. Değerini bilin canım, millet bir demetine  hasret.  Sonra pencereleri açın odanızı bir güzel havalandırın.

Yapabiliyorsanız hafif bir duş alın çok sıcak olmayan. Biliyorum çok kötüsünüz. Ayağa bile kalkamıyorsunuz. Hadi ya herkes kalkabilir o kadar da değil yani. Tuvalete gitmiyor musunuz? Tabi  gidiyorsunuz işte ne güzel  banyoda elinizi yıkarken  kendinizi de yıkayın bir güzel. Şöyle bir ferahlayın. İnanın çok iyi algılayacaksınız kendinizi.  Üzerinize yeni giysiler geçirin, insanın üzerini değiştirmesi de çok önemli bütün gün ve gece aynı eşofmanla dolaşmak hem moral yönünden hem de sağlık yönünden zararlıdır diye düşünüyorum. Bunları söylediğimde ooo tüyleri diken, diken oldu  valla sevgili dostlarımın. Tabi sen iyisin dediler. Konuşmak kolay senin için.

O çok şükür ki iyiyim hem de çok iyiyim,  aslında ince hastalığa yakalanmış iken.  Yine eski Türk filmlerindeki gibi. Kesik öksürüklerle bol terleme, kemiklerin hepsinin teker teker kırılıyormuş gibi ağrıması. Kafanın  hallaç pamuğu gibi darmadağınık uğul uğul olmasını boğaza akan burun akıntılarını falan saymazsak hiçbir şeyim yok. Ve çok şükür ayaktayım, işimi yapıyorum, yazıyorum, okuyorum ve olmadığım kadar aktif yaşıyorum. Neden peki bütün bunları yapabildim. Bendeniz iksirli okunmuş biri miyim yani? Hiç de değil. Yalnızca temiz havaya, düzgün beslenmeye ve hastalıktan daha güçlü olduğuma inandığım için böyleyim. Ömrümde mendil bulundurmadım yanımda, bazen çok kötü durumlara düştüm bu yüzden. Ama yinede bulundurmama gibi bir huy içindeyim. Burnumu hiç mendille silmem bir defa ne keten ne de kağıt. Direk su altında temizlerim burnumu. On defa temizlemem gerekse de öyle yaparım. Bu şekilde kalkıp oturduğum için enerjimde kendini şarj ediyor aslında. Her gün duşumu muhakkak  alırım duvarlara tutunmak zorunda olsam bile. Ve yürüyüşümü temiz havada akşama varmadan yaparım. Sergim esnasında yoruldum en az yüz kez merdiven indim çıktım, terledim, soğudum ve açılış günü ayaklarım dondu, ince ayakkabılardan. Ne de olsa botlarım nerdeyse yaz kış ayaklarımda özellikle bu yıl yolların hali malum ya. İşte ne olduysa ayaklarımı üşütmekle oldu. Akşamı zor buldum eve gidip üstümü değiştirdim ayaklarıma kalın çorapları ve botlarımı geçirip salona geri döndüm. Ah bu insanlar var ya aradan milyarlarca yıl geçse yinede “ye kürküm ye” felsefesindeler. Ne yaptın diye baktılar olmaz böyle şey dediler. Bal gibi olur ve oldu dedim. Kendime ve sağlığıma olan saygım dış görünüşümden ki -dış görünüşümün  çokta   değiştiği yok  bunca yıldan beri- daha önemlidir.

Buna rağmen yinede davetiyeyi almıştı sayın bay grip ya da soğuk algınlığı diyelim, geldi. E ne yapalım şimdi onu buyur edip biz mi göçelim kendimizden? Olmaz böyle şey ev sahipliğinde kusur etmeden onu  savmanın çarelerine bir bakmak lazım dedik. Ve hayat tarzımızı milim değiştirmeden onu kovmayı başardık, mı daha değil. Tavuk suyuna çorba, taze meyve sebze, yorulmadan yürümek, ılık kısacık duşlar. Azıcık zencefil azıcık bal karışımı ve bol, bol temiz hava. Ve ne önemlisi iki üç yoga hareketi… Çok yatırmak istedi aslında ve yatsam belki iyi olurdu. Güneş dolu odamda ama yinede yatmak bana yakışmıyor her ne kadar  zatürreeyi anımsatıyorsa da  ahvalim yinede  yüz vermem eski Fransız filmlerine.

Şaka bir yana sevgili okuyucularım her zaman söylüyorum bünyeler farklıdır size ağır gelen bana hafif gelebilir. Ve herkes kendini bilmelidir. Ve hiçbir şeyi hafife almak doğru değildir. Bu yüzden grip ile kendi yönteminizle baş edemiyorsanız muhakkak hastaneye gidin yardım alın ama temiz hava, bol su  taze sebze meyve ve tavuk suyu çorbadan vazgeçmeyin. Ve yapabiliyorsanız birkaç nefes alma hareketi ile kendinize yardım edin.

Bendeniz böyle yapıyorum. Yoksa her gün üç saat bilgisayar başında nasıl  yazabilirdim günlük  yazılarımı ve geceleri geç saatlere dek romanı mı? Ve tabi okumak bunların dışında… Ve bilgisayarımın ağırlığına katlanmak… Ve günlük yürüyüşlerimi yapmak ve yemek seçen konuklarım var yurt dışından onlara her gün değişik yemekleri sunmak ve yaşlı teyzeler var “nasılsın” dememi bekleyen onlara nasıl yetişecektim. Ama  dışarı çıkarken hakkımı yemeyim kendime iyi bakıyorum. Artık iki kazağı üst üste giyiyorum. Kat, kat giymek iyi olmuyor sıkıyor insanı ama bu kadarına da katlanıyorum atkımı hiç boynumdan çıkarmıyorum ve ayaklarımı, ellerimi sıcak tutuyorum. Ah bir uyusam şurada diyen tarafıma yüz vermiyorum.

Ve şimdilik sevgili okuyucularım yine yazmayı düşünmediğim ama kendini yazdıran bir yazıya noktayı koyuyorum yarın buluşmak üzere sağlık sevgi birlik ve beraberlikle kalalım diyorum. Yase

Günün Şiiri

Şiir Sanatı

Dokunabilir ve sessiz olmalı şiir

Yuvarlak bir meyve gibi,

Başparmağa bir şey söylemeyen

Eski madalyonlar gibi dilsiz,

Yosun tutmuş pencere pervazındaki

Aşınmış taş gibi suskun –

Kuşların uçuşu gibi

Sözsüz olmalı şiir.

Zamanda kımıltısız olmalı şiir

Ayın tırmanışı gibi,

Geceye takılan ağaçları dal dal

Özgür bırakır ya ay,

Kış yapraklarının gerisinde

Anı anı bellekte kalır ya –

Zamanda kımıltısız olmalı şiir

Ayın tırmanışı gibi.

Gerçeğe eşit olmalı şiir:

Gerçeğin kendisi değil.

Acının bütün tarihi çünkü

Boş bir eşik, bir akçaağaç yaprağı…

Çünkü aşk

Yan yana yatmış otlar ve denizin üstünde iki ışık –

Bir şey anlatmamalı şiir

Olmalı.

Archibald MACLEISH

Günün Fıkrası

Gerçek

Günün birinde üç adam yürürken karşılarına büyük ve vahşi bir nehir çıkmış. Nehrin karşı kıyısına mutlaka geçmeleri gerekiyordu. Peki, bunu nasıl başaracaklardı?

Birinci adam, dizlerinin üzerine çöktü ve Tanrı’ya dua etti: “Tanrım, lütfen nehrin karşı kıyısına geçebilmem için bana güç ver!” Tanrı ona uzun kollar ve güçlü bacaklar verdi. Böylece nehrin karşı kıyısına geçebildi. Ancak bunun için 2 saat boyunca dalgalarla boğuştu ve neredeyse 34 kez boğulma tehlikesi geçirdi. Ama başarmıştı.

 Bunu gören ikinci adam da Tanrı’ya dua etti: “Tanrım lütfen nehrin karşı kıyısına geçebilmem için bana güç ve gerekli aracı ver!” Tanrı ona bir tekne verdi ve o da nehrin karşı yakasına geçmeyi başardı ancak birkaç kez alabora olma tehlikesiyle karşılaştı.

Tüm bu olan biteni izleyen üçüncü adam, dizlerinin üzerine çöktü ve Tanrı’ya yalvardı: “Tanrım, lütfen nehrin karşı kıyısına geçebilmem için bana güç, araç ve zeka ver!” Bunun üzerine Tanrı, adamı bir kadına dönüştürdü… Kadın haritaya baktı… Nehrin biraz yukarısına doğru yürüdü ve köprüden karşıya geçti.

Günün Sözü

Öyle bir söz söyle ki cümlelerin dosta  düşmana gül olsun.

Şems-i Tebrizi

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here