Gazeteciliğin Asaleti (2)

0
26

Değerli okurlarım, futbol oynamış olanların bazıları, bastonla akrabalığı varmış gibi, daha doğrusu bastonun yarısını yutmuş gibi bir garip yürürler. Kasımpaşalı bir arkadaşım vardı, o da aynen öyleydi. Tüm ısrarlarımıza rağmen bir türlü düzeltemedik.

Yazmaktan söz ediyorduk. Bazı yazar adayları, yazılarını saklarlar ve bir türlü gün ışığına çıkarmazlar, belki kendilerince haklı gerekçeleri vardır ama üçüncü şahsın eleştirisini öğrenmeyen biri, kendi durumunu değerlendirecek? Oysa başkalarına göstererek kendini bir çıkmazdan, megalomanı batağından kurtaracak. Kendini de şöyle değerlendirecektir; ‘…Sayısız kitap okudum ve ustalardan ders aldım, artık yazar oldum…’ deme gafletine düşmeyecektir. Yazmak için bunlar çok önemlidir.

Sayfa mizanpajını layıkıyla yapabilmek önemlidir şüphesiz. Günümüzde doğrudan öyle bir şey yok. Fakat o mizanpajda kendi yazılarını görebilmek, kişiyi öylesine mutlu ediyor ki anlatabilmek mümkün değil. Sporla ilgili yazmaya, ilk patronum merhum Gazanfer Kunt’un talimatıyla başladım. Hem de rahmetli; “Öcal, yarın çıkacak sayımızda, spor sayfasında senin bir yazını görmek istiyorum” demişti. Bu talimatla sabaha kadar elimden kalem düşmemişti. Korku, endişe, heyecan, karmakarışık bir duyguydu nasıl anlarsanız.

Aradan geçen yarım asır sonrasında sanki süper mi oldum. Tabi ki Hayır! Bir defasında, 30 sayfalık gazetemizde, çift sütuna, belki yirmi-yirmi beş kadratlık yer açıkta. Almaymış, iktibasmış söz konusu olabilir mi? Şu anda rahmetle andığım ustam Fikter Otyam’a gittim ve durumu anlattım. Rahmetli önce ters baktı ve on dakika içinde müsvetteyi verdi ve kendisini görmemi söyledi. Bir süre sonra yanına gittim. Aynen şunları söyledi:

“…Öcal yakından takip ediyorum, sayfa tanzimin, mizanpajın çok iyi. Bundan sonra tanzim edeceğim sanat ve kültür sayfasının her yazısı sana ait olmalı. Topa iyi vurduğunu biliyorum ve bunda da başarılı olacağına inanıyorum…”

Ancak sesi hiç de yumuşak değildi. O sıralar, Cumhuriyet Gazetesi’ne transfer olan Oktay Ağabeyden de çok şeyler öğrendim. Kısa süre sonra da vefat ettiğini teessürle öğrendim. Ona da rahmet gönderiyor ve rahmetle anıyorum.

Şu aşamada, anılar canlandı, duygular ilk günkü gibi oldu. Fakat yapacak bir şey yok ki. Yazarlık sırayla değil ama dünyadan ayrılmak sırayla. Bakalım bizim için neler yazılıp çizilecek. Umarım iyi yazarlar.

Mutlu olun, mutlu kalın… SAYGILARIMLA

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here