Futbolun Şövalye Ruhu (3)

0
7

Değerli okurlarım, günümüzde futbol “medeni bir savaş” biçimidir artık. Rakibe sözlü ve fiziki zarar vermek değil, ondan daha iyi çalıştığını ve daha ileride olduğunu gösterme sanatıdır. Gerçi evlilik de en gelişmiş savaş biçimidir ama her savaş aynı değildir ki. Bu savaşta düşmanınla aynı yataktasın ve aynı yastığa baş koyuyorsunuz. Evlilik işte böyle bir müessese anlatmak istediğim. İnsanı vezir de eder, rezil de… Bazı evliliklerin de, cenneti dünyaya taşıdığı söylenir ya, şahsen benim buna inanmam oldukça zor ama imkânsız da değil.

Futbolu sevmek ve özellikle ona zarar vermemeye çalışmak başlı başına bir fazilettir ve erdemli insanların yapacağı iştir. Futbolu sevmek ve onun şövalye ruhuna saygılı olmak adına beğeneceğinizi ümit ettiğim bir örnek vermek istiyorum. Her hangi bir savaşta mayın eşeği ya da mühimmat katırı olmakla, podyumlarda boy gösteren İngiliz ya da Arap atları arasında bir fark yok mudur sizce?

Tırnakları cilalı, yeleleri boncuklu, kuyrukları örgülü, koşumları püsküllü, mâniaları belli bir zaman dilimi içinde hatasız ya da çok az hata ile geçerek belli bir kesimi mutlu etmeye çalışan şanslı atlar… Ya mayın eşekleri! Onların çoğu arazide yok olur ve hem de feci şekilde. Çünkü onlar seyirciyi coşturmak ve eğlendirmek için mânialardan atlamaya çalışmamıştır. Estetik adımlar, minik titreyişler olmamışlardır.

Onlar arkasındaki birliğe sağlıklı yol bulabilmek ve muhtemelen hayatlarını kurtarmak amacıyla basmışlardır her karış toprağa. Onlar podyumda değiller, cephedeler ve asker ölmesin diye mayına basıp ölmek zorundadır. Biz onlara “eşek” diyoruz. Aynen böyle hitap ediyoruz değil mi?

Korkusuz, değersiz, kıymetsiz olan bu canlıları, ne toynaklı cilalı podyum yarışlarıyla ne de şövalyelerin bindiği görkemli atlarla mukayese etmem mümkün değildir. Değersiz olabilirler ama çok önemli bir görev yaptıklarından, Şövalye ruhlu da onlarda mevcuttur.

Efendim makalelerime başlarken altyapımız mevcuttur hamdolsun. Okuma alışkanlığımız da olduğundan bu da artısı oluyor. Şimdilik siyah-beyaz çıkıyoruz ama ümit ediyorum çok yakında renkli olarak da çıkacağız, kim bilir ne kadar güzel olacak. Bazı şeylerin farkında olamıyoruz demek ki! Beyaz sözcüğünü sık-sık kullanıyormuşum ki okurlarımdan bazıları aynen şunları söylediler: “-Öcal hocam beyazı sık-sık kullanıyorsunuz, özel nedeni var mı?” Bu soruyu evet ya da hayır ile geçiştiremeyiz, hele konu beyaz olunca kocaman bir paragraf açmamız gerekiyor diye düşünüyorum. O kocaman paragrafı daha yarınki sayımızda sizlere sunacağım.

Mutlu olun, mutlu kalın… SAYGILARIMLA

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here