Futbol ve Ekonomi (4)

0
62

Değerli okurlarım, her mevsimin güzelliği vardır da, yaz sezonunun güzelliği daha bir başkadır. Hani tatiller, sayfiye yerleri, denizler, havuzlar derken, yaz aylarını iple çekenler çoğunlukta. Birçok güzellikler kuyrukta ama futbol yok. Futbolun o mis gibi kokan cazibesi, heyecanı yok. Ama bol-bol kitap var, oku okuyabildiğin kadar.

Sürpriz olarak sakladığım ve bugüne kalan, bir futbol ilahından biraz da ayrıntı biçimde söz edeceğim. Bu dünya yıldızı Brezilya’lı idi. Brezilya’nın futbolcu fabrikası işte bu dönemlerde çarklarını daha hızlı döndürmeye başladılar. Bildiğiniz gibi, Avrupa’da ve dünyanın birçok takımlarında Brezilyalı futbolcu olmayan ya da oynatmamış bir akım gösteremeyiz, bu çok zor olur.

İzninizle bir paragrafta onlara düşmek istiyorum… Ülkemizde top koşturan Brezilyalı futbolcular ve Brezilyalı hocalar forumda olduklarında, başarı onlar için kaçınılmaz oluyor. Onların form durumlarını ayarlayabilen bir teknik direktör olsun, bana göre şampiyonluk garanti. Örnek mi istiyorsunuz? 2010-2011 Futbol sezonunda, ülkemizde şampiyon olan takımımızdaki Brezilya’lı futbolcular gümbür-gümbür top oynamaları. Bu gerçekler yola çıkarak, ülkemizde işini ciddiye almamış olan bazı Brezilyalı futbolculara ders olur diye, bir futbol ilahından söz edeceğim.

Adı: Manuel Francisko dos Santos… 1933 yılında Rio’nun varoşlarında yoksul bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Manuel, çarpık bacaklı, omurgası yamuk sağlıksız bu bebeğe ablası Garrincha (Çirkin çit kuşu) adını taktı. Yoksul ailenin hiç bir bireyi, bir gün bu çarpık çurpuk ucubenin, dünyanın en büyük futbolcularından biri olacağını aklından bile geçirmiyordu. Ancak, ciddiye alınmayan bu çocuk ele avuca gelmeye başladığında, olağanüstü bir futbol sihirbazı olarak ortaya çıktı. 14 yaşında çalışmaya başladığı tekstil fabrikasının futbol takımının her şeyiydi. 19 yaşında onu ünlü Botafogo Kulübünün seçmelerine götürdüler seçmeler için yapılan maçta bu çelimsiz delikanlı, çalımlarıyla Milli Takımın sağ beki ünlü Djalma  Santos’un başını döndürdü. Maçtan sonra Djalma antrenöre “Bu genci mutlaka takıma al” diyerek onun kaderinin değişmesini sağladı.

Garricha hemen takıma girdi. İnanılmaz çalımları, driplingleri, şutları, ortaları, pasları ve golleri Brezilyalı sporseverleri ayağa kaldırıyordu. Seyircilerde O’na “Futbolun Chaplin’i” adını taktılar. 1958 Dünya Kupası için Milli Takıma seçildi. Antrenörü onu ilk maçlarda oynatmadı. Djalma Santos yine devreye girerek onun yazgısını ikinci kez değiştirdi. Antrenörüne giderek “Eğer Garrincha’yı oynatmazsan, yarın Brezilya’ya dönüyorum, işte biletim” dedi. Uzatmayalım, Garrincha takımın direkt oyuncusu oldu, harikalar yarattı attığı ve attırdığı gollerle Brezilya’ya 1958 ve 1962 Dünya Kupalarını kazandırdı. Pele bile “O olmasaydı bu kupaları zor alırdık” demişti.

60 Milli maçta oynayan bu yıldız, hiç yenilgi yüzü görmedi. Birkaç kez evlendi ve 11 çocuğu oldu. Düzenli bir aile yaşamı kuramadı. İçkiye ve kadınlara olan düşkünlüğü performansını giderek düşürüyordu ve sonunda futbolu bırakmak zorunda kaldı. 19 Ocak 1983 yılında alkol komasına girdi ve çıkamadı. Bu ünlü yıldız halkının gönlünde öylesine bir yer etmiş ki, cenazesine yüz binlerce insan katıldı. Bu futbol sihirbazının mezar taşına şunlar yazıldı: “O KÜÇÜK BİR ÇOCUKTU, KUŞLARLA KONUŞURDU…”

Bunu neden yazdığıma gelince, 1958 ve 1963 Dünya Kupasını bilenlerdenim. Onun tüm maçlarını seyretmiştim ve O’na hayrandım. Hepsi bu! Ülkemiz takımlarının transfer ettikleri yada edecekleri Brezilya’lı oyuncuların da böyle olmalarını dilerim.

Mutlu olun, mutlu kalın… SAYGILARIMLA

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here