Fatih Terim ve Ötesi (3)

0
47

Değerli okurlarım, cumhuriyet rejimine, andımıza, milli bayramlarımıza TC ibarelerine ve bunlar hakkında neler düşünülüyorsa, inanın Fatih Terim’e de aynı şeyler düşünülmektedir. Çünkü yeryüzünün en zor ve en nankör olayı Fatih Terim olmaktır bana göre! Bunun başka türlü bir izahı da olamaz diye düşünüyorum. Fatih Terim olmak neden zor?

Çünkü galip geldiğince imparatorsun, eğer yenildiysen karizması çiziler bu işten anlamayan birisin, hep yengi üzerine endekslidir. Büyük övgüler alırken, aniden sövgülerle iç içe olmaktır ve bunu da içe sindirmektir Fatih Terim olmak! Aynı paralelde değil, inişli çıkışlı ve labirentlerle dolu olmaktır. Etrafı hınca hınç doluyken bir anda sadece ailesiyle baş başa kalmaktır.

Etrafı boş boşken bir anda binlerce sporseverin “İmparator” diye slogan atmasıdır, garantisiz bir sürecin esiri olmaktır Fatih Terim olmak. Yenilgilere, skorlara endeksli bir kalabalığın kahramanı ya da hedefi olmaktır Fatih Terim olmak…

Efendim, beni anladığınızı ümit etmekteyim. Fatih Terim olmak gerçekten zormuş. Sözü buraya kadar getirmişken konuya bir de bilimsel olarak bakalım yani bilimselleştirelim. Bilim bir sonuç değil, bir etkinlik sürecidir. Bu süreci yönlendiren etkende olgular ve mantık değil, bilim insanlarının, yaşadıkları kültürün özelliklerinden bağımsız değerlendirilemeyecek olan çalışmalardır. Bilimin doğru anlaşılması için bilimin tarihsel sürecini ve farklı dönemlerdeki kurumlar bakış açılarını incelemek gerekir.

Tarihsel süreç incelendiğinde görülür ki bilimsel gelişme, kurumsal bakış açılarının devrimsel dönüşümünü içeren bir yol izlemektedir. Doğrudan ya da dolaylı, olgulara ilişkin olmayan hiçbir sav, yasa ya da teori olma niteliği kazanmaz. Olguların doğrulamadığı hiçbir önerme kabul edilemez.

Öte yandan, olgular kendi başlarına bir şey ifade etmezler, ancak bir hipotez veya teorinin ışığında bilimsel incelemeye veri oluşturma niteliği kazanırlar. Bilim bu iki öğenin birleşimini gerektirir. Bilimin amacı gerçekliğin bilgisine ulaşmaktadır. Genellikle gerçeğin doğal bir düzene sahip olduğuna inanılır. Ancak yapılan çok sayıda ki gözlem ve deney bu inancın pek de doğru olmadığını gösterir.

Örneğin, bir kimyager “Su 100 derecede kaynar” yargısına belli sayıdaki gözlemler sonucunda ulaşır. Bu genelleme yanlış olmasa da bazı yoksunluklara sahiptir. Çünkü gece gündüz ve mevsim farklılıkları suyun kaynama oranını etkiler. Burada kimyagerin yapacağı şey, genellemeye aykırı örnekleri devre dışı bırakarak suyun deniz seviyesinde 100 derecede kaynayacağını söylemektir. Bir de bir teori ürettik ve Fatih Terim’de bizim gibi, herkes gibi bir insandır. O kadar!

Mutlu olun, mutlu kalın… SAYGILARIMLA

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here