‘Düğün Davetiyesi’ Deyip Geçmeyin. Kavgası Çok Olur… 

0
34

Bana son düğün davetiyesini ulaştıran sevgili dost üzerine alınmasın. Düğün davetiyesi dağıtımı konusunda son dönemde teknolojinin getirdiği bazı kolaylıkların sıkıntıları ve diğer eskiden beri bilinen sorunlar var. Ortaya çıkan gelişmelerde, ciddi-ciddi bazı dargınlıklara sebep oluyor.

Düğün davetiyesi konusunda öncelikle genç çiftleri yani gelin ile damadı bu işten muaf tutmak gerekir. İki gencin heyecanı had safhada iken, hiçbir gencimiz yüzlerce davetiyenin bire bir elden ulaştırılması konusuna kafa yormaz. İş büyüklere ve aile yakınlarına düşer…

*Görünmez Adam! 

Ben kendimden örnek vereceğim. Sevmeyenimiz kadar sevenimiz de var. Telefonum çalar “Bizim kızı evlendiriyorum. Sen yabancı değilsin. Senin davetiyeni whatsapp veya mail ile yollasam olur mu?” Benden, karşı tarafı üzmemek için ‘olur…’ yanıtı gelir. Bir başkası arar. ‘Senin davetiyeni nereye bırakalım? Bizim yeğen seni aramış ama bulamamış…’ Doğru! Ben görünmez adamım! İnsan içinde dolaşmıyorum! Ajanım! İş yerim ve evim belli değil!

Düğün davetiyesini, bir kişiye elden ev veya iş adresine ulaştırmak bir nezaket ve “Biz, seni, aileni seviyor, sayıyor ve önemsiyoruz. Onun için bu derece özen gösterdik” demektir.

Yine kendimden örnek vermek istiyorum. Ben İskenderun Gazetesi’nin sözleşmeli çalışanıyım. Bana davetiye ulaştırmak isteyen İskenderun Gazetesi’ne bırakabilir. İskenderun Gazetesi nerede? Bilmiyoruz! Gidersin Küçük Kervan Kebap Salonu’na, İskenderun Gazetesi nerede diye sorarsın, onlar komşuları İskenderun Gazetesi’ni sana tarif ederler. Olmadı Google’da İskenderun Gazetesi’nin adresini istersin sana verir. Yine olmadı bir İskenderun Gazetesi bulur, gazete künyesindeki adresi bir kâğıda yazar ve o adrese gelirsin…

*Niyet Önemli  

Ev adresine gelelim. Çay Mahallesi’nde oturduğumu bilen çok. Bir Çay Mahallesi esnafına sor. Olmadı mahalle muhtarına sor, beni elinle koymuş gibi bulursun. Niyet önemli. Davetiyeni gerçekten vermek istiyorsan, bir sanayicinin davetiyesini OSB’ye ulaştırmak için harcadığın eforu harca. X bir makam sahibine davetiyeni ulaştırmak için birkaç saat özel kalem müdürlüğünde beklediğin gibi bana da zaman harca. Bana derken, her bir dostuna önem ver, onlara ayrı-ayrı zaman ayır. İstiyorsan tabi…

*Genel Davet, Ağız Ucuyla Davet Sayılır  

Bir diğer konu küçük hesaplarla her bir davetiyenin maliyetini hesaplamak… Davetiyenin tanesi 4 TL’ye geliyorsa, 100 tane dağıtalım, 200 taneyi whatsapp ile ulaştıralım ya da sosyal medyadan genel bir duyuru yapalım “Tüm dostlarımız davetli” diyelim. İyi de arkadaşlar genel davet “Ağız ucuyla davet” sayılır. Arkadaşına, dostuna, akrabana gerçekten değer veriyorsan, davetiyeni aile fertlerinden biriyle sevdiğin, saydığın dostuna ulaştırırsın. Hem bu yolla davetiye ve matbaa sektörü de birkaç kuruş sebeplenir, genç çiftlere mutluluk temenni eder ve onlara dua ederler. Bunu yapanlarımız çok az…

‘Sen neredesin? Sana ulaşamıyoruz’ demeden farz edin ki biri sizi dolandırmış ve alacağınızın yani o kişinin peşine düşmüşsünüz. Alacağı tahsil etmek için alttan girer, yukardan çıkar ve o kişiyi bulursunuz. İşte davetiyelerinizi ulaştırmak için böyle şahin olun. Bin bir türlü mazeretin peşine düşmeyin ve davetliyi, ayağınıza getirip, davetiye almak zorunda bırakmayın! Veya davetliyi, sosyal medya genel davetine, whatsaap ya da maile mahkûm etmeyin!..

*Eyvah-Eyvah! Bir Gram Altın Veya Bir Çeyrek Daha Güme Gitti!… 

Bu tarafa dönelim. Oğlan ya da kız babası, değer verdiği, saygı duyduğu aileye düğün davetiyesini elden usulüne uygun olarak ulaştırır. Kaprisli aile reisi davetiyeye alır ve üstüne bakar. Davetiyede Ahmet Telli yazılır. Ahmet Bey hiddetlenir. ‘Davetiyeye, Sayın Ahmet Telli yazılmamış. Küstüm, gitmiyorum bu davete…’

Bir diğer isim Serhan Can kendisine ulaştırılan davetiyeye bakar. Davetiye üzerinde sadece Sayın Serhan Can yazılır. Serhan Bey hoplar. ‘Bu davetiye de, Sayın Serhan Can ve eşi yazmalıydı. Eşimi hiçe sayıyorlarsa ben de saymam onları. Gitmiyorum bu düğüne!” Eyvah bir gram altın ya da bir çeyrek daha güme gitti!…

Bir diğer davetli elindeki davetiye bakar. Davetiyede “Sayın Harmanoğlu Ailesi” yazılıdır. Aile büyüğü sinirlenir. ‘Hangi Harmanoğlu Ailesi? Amcazademiz var, soyadı aynı olan akrabalarımız var. Hangi Harmanoğlu Ailesi? Neden davetiye üzerine Muttalip Harmanoğlu yazmıyorlar? Tabi gelmemi istemeyip Harmanoğlu Ailesi yazarak kaçamak güreşiyorlar. Gitmiyoruz bu düğüne!…’ 

*Adam Kulağımızı Patlatacak…  

Oğlan ya da kız sahibi, davetiyeleri kusursuz bir biçimde, usulüne uygun ulaştırsa bile düğün salonunda, kır düğünü bahçesinde de bazı küskünler olabiliyor. Kır bahçesine giren Mehmet Tekli ve Ailesi 11 nolu masaya oturduktan sonra etrafı bir süzerler. ‘Bizi yüksek volümlü ses sisteminin dibine oturtmuş. Adam kulağımızı patlatacak. Kalkın gidiyoruz…’

Düğün Salona gelen diğer davetli Cemil Saydam ve Ailesi 9 nolu masaya otururlar ve ‘Bula bula bize bu masayı mı buldular? Önümüzdeki kocaman bir sütun var. Sahneyi göremiyoruz. Bu bize kasıtlı yapıldı. Hadi gidiyoruz… ‘ 

*Bu Bana Git Demektir! 

Tezcan Saklı ve Ailesi de düğün salonundaki yerlerini alırlar. Eşi Tezcan beye gaz verir.‘Tezcan bizi arka masalara atmışlar. Bu bize hakaret! Kalk evimize gidelim.’ Çabuk gaza gelen Tezcan Bey de hemen eşiyle düğün salonunu terk eder. Metin Sevgi ve Ailesi de kır düğün salonuna giriş yaparlar. Bir süre otururlar. Düğün daha başlamamıştır. Metin bey “Oğlan evi bize hoş geldin dedi. Kız evinden bir Allah’ın kulu hoş geldiniz demedi. Yürüyün gidiyoruz…’

6 numaralı masaya Mehmet Sinoplu ve ailesi gelir. Mehmet Bey 8 kişilik masaya önceden gelenlere bakar ve Ferhat Taşlı’yı görür. Masaya oturmadan söylene-söylene ‘Hasan benim Ferhat’la konuşmadığımı biliyor, bile-bile beni onun masasına oturtuyor. Bu bana git demektir. Ben de gidiyorum…’

Düğün başlar. Necla Arsuzlu ve kızları bir süre beklerler. Necla Hanım sonunda patlar ‘Bizi oyuna kaldıran, piste davet eden olmadı. Kalkın gidiyoruz…’ Hatice Canlı, ablasıyla geldiği düğünde pasta kesimi sonrası, kendilerine pasta ve meşrubat servisi yapılmadığı gerekçesiyle, düğün salonunu küserek terk ederler.

Mualla teyze komşusu Dürdane ile geldiği düğünde, takı merasimi sırasında elindeki 100 TL’yi, tam damadın yakasına iliştirecekken, geline bilezik takacak bir grup Mualla teyzeyi hafiften itekleyip onu geride bırakırlar. Mualla teyze sinirlenir ‘Bilezik takana öncelik veriyorlar. Hadi gidiyoruz Dürdane. Ben 100 liramdan vazgeçmedim. Madem bize saygısızlık yapıldı. Yürü evimize gidek!’

*Kurye Vasıtasıyla Düğün Davetiyesi Dağıtmak  

Birde işini sağlama alıp 350-400 ya da 600 davetiyeyi, kurye yani kargo firması eliyle, ücreti mukabili ve imza karşılığı dağıttıranlarımız var. Davetiyeyi teslim alanın adı soyadı tarihi ve saati yazdığından, düğün sonrası, düğüne gelmeyen bir davetli, örneğin Doğan Süslü ‘ben davetiyenizi almadım’ derse kendisine, davetiyesinin evinde teslim edildiği ve aile fertlerinden birinin adı ve imzası ibraz ediliyor. Burada da şu söylem devreye giriyor. ‘Hüseyin’le bu derece samimiyiz. Davetiyeyi bana aracı ile kurye ile yollamış. Kendi eliyle getirip teslim etme tenezzülün de bulunmamış…’ 

*Düğün Değil, Konukların Kaprisi Yorar  

Özetle zordur düğün organizasyonları. Çok ince düşünmek gerekir. Aile büyüklerini düğünden ziyade davetlilerin muhtelif kaprisleri yorar. Oysa böylesi mutlu gün için aile dostlarımıza karşı anlayışlı olmanız şarttır. Kimi hata ve kusurları affetmek ve görmezden gelmek gerekir. Düğün Salonunun belli sayıda davetli alabileceği, herkesin, düğüne davet edilemeyeceği gerçeği hiç unutulmamalıdır…

*Sonrası Kişiye Kalmış. Düğüne Gelir Veya Gelmez… 

Ancak, ‘Sen neredesin? Seni bulamamışlar. Senin davetiyeni nereye bırakalım? Whatsapp dan atsak olur mu?’ gibi soruları, lütfen dostlarınıza sormayın. Arayın, bulun ve dostlarınızın davetiyelerini elden ev ya da iş yeri adresine teslimlerini sağlayın. Sonrası, karşıdaki kişiye kalmış. Düğüne gelir veya gelmez. O da, onun bileceği ve tayin edeceği bir iştir. Davetiye maliyetinden kaçmak hem gelin ve damada hem de davetlilere saygısızlıktır. Artı davetiye ve matbaa sektörü de genç çiftlerin mutluluğundan sebeplenmelidir…

Evlenen tüm gençlerimize yaşam boyu mutluluklar diliyorum. Ürgüplü Ailesi, büyük oğullarının düğününde bana Cola yerine beyaz Gazoz ikram ettiler. Bir de pastanın kremasız tarafından verdiler! Küstüm!…

Gazeteci Akın Bodur’un Arsuz’a gitmemesi gibi ben de küçük oğullarının düğününe gitmeyecem. Israr etmesinler git-me-ye-cem!…

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here