Cumhurbaşkanımıza Gazilik Unvanı Değil, Mareşallik Yakışır

0
803

Geçtiğimiz yıllarda birçok “askeri darbe” ile karşılaşan yurdumuz insanı, son kalkışma tarihi olan 15 Temmuz günü çok farklı bir darbe çeşidiyle ile karşı karşıya kaldı. İnsanlarımızın dini yönlerini, kendince akıllıca kullanan ”FETÖ” lakaplı Fettullah Gülen, dünya genelinde elli küsur yıl öncesinden, çok eskilere dayanan yapılanmalarla, kendine inananların beyinlerini tam manasıyla yıkamasını bildi. Okullarından mezun olan ileri derecede zeki insanlar, bulundukları ülkelerin siyasi ve içtimai kilit noktalarına gelmeye başlamasının ardından, FETÖ’cüler için tarih yazma zamanları gelmişti artık…

Kendi kurdukları haberleşme sistemleriyle tek merkezden Dünya’ya hükmetmenin düğmesini yurdumuzdan başlatma teşebbüsünde bulundular.

Şimdi soruyorum size! Yurdumuz genelinde Türkçe Olimpiyatları yapılıyordu. İskenderun’da da yapıldı. Hepimiz çoğunlukla oradaydık. Değişik dünya ülkelerinden gelen çocuklar Türkçe konuşuyor, Türkçe şarkılar söylüyorlardı. Kendi yöre kültürümüzü gözler önüne seriyorlardı. Devletin üst kademeleri, Belediye başkanları, siyasi parti temsilcileri, vatandaşlar oradaydı. Basın ise günlerce methiyeler yazdı durdu. Aynı durumlar yurt genelinde olmadı mı?

Kim bile bilir ki FETÖ’nün o günler saman altından su yürüttüğünü… Onların farkına çoğu insanlar kadar devlette pek farkına varamadı. Öyle ya, her yapılan siyasi seçim öncesi FETÖ’cü gurupların icazetleri alınmıyor muydu? Ve sonuçta bir yerlere aday olanlar ablaların, abilerin yanına esas duruşlarla gitmiyor muydu? Gidiliyordu ama onların gerçek iç yüzleri bir türlü çözülemiyordu.

İyi niyet çerçevesinde kurulan bir örgütün diğer örgütlerle arasında bir fark olduğu bir türlü gözükmüyordu. Onlara inanan kişiler, azınlık değil çoğunluktaydı. Darbe girişiminden sonra çoğu siyasinin onlarla bağlarının olduğu ortaya çıkıyor. Çünkü şu an bulgur eleğinden geçerek, aşağıya dökülen kansız ve ciğersiz, beni kullanan soysuzları hayretle izliyoruz. İsimlerini duyduğum bu insanlar beni şaşırtmaya devam ediyor.

Kendi vatan topraklarında yaşayan bu insanlar; öz babasına, öz annesine, öz kardeşine, öz bacısına silah çekerek, onları acımasızca öldürdüler. O gün insanlığın bittiği bir noktayı yaşadık biz aslında! Bunlar nasıl insanlar anlamış değilim.

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve heyeti o gece şayet katledilseydi. Şimdi onların pis ve nefret dolu zaferleri konuşulacaktı. Açıkçası bir iç savaş devam edecek, kendi vatandaşlarımız hiç yoktan birbirini öldürüp duracaktı. Zaten istedikleri de buydu. Tüm düşmanlarımızın da böylelikle sevinip Türk varlığını başka yerlere çektiklerinden dolayı hayalleri gerçekleşmiş olacaktı. Ama bunların o bu pis teşebbüslerine; Türk milleti kesinlikle izin vermedi. Cumhurbaşkanımızın talimatıyla sokaklara dökülen Türk halkı, hangi mezhepten hangi ırktan olursa olsun tek yürek şeklinde ayağa kalkarak kesinlikle darbecilerin emellerine ulaşmasına izin vermedi.

Bu bir savaş haliydi ve başkomutan görevinin başındaydı. Aslında Türk milletinin savaş halinde ne yapması gerektiği genlerinde var olan yaşam genelinden dolayı ayağa kalktılar. Silahın önüne kendilerini siper ettiler. Genç, yaşlı, kadın, çoluk-çocuk topların tankların önüne yattılar. Onları göremeyen gözler çok oldu. Hala görmeden kendilerince ahkâm kesip konuşup duran insanlar var aramızda. Onlar bu işi anladıkları halde anlamazlar.

Sabahlara kadar ezanlar okundu, o ezanlar şehitlik mertebesinin kutsal salalarıydı. Ezanlar okunurken, uykusunda rahatsız olup bağıranları duyduk. Ezanlar okunurken, sessizce evinden iş yerinden ayrılarak, Allah’a doğru gidenleri gözyaşlarıyla karışık tüylerimiz diken-diken izledik. Şehitlerimize rahmet, kalan gazilerimize Allah’tan uzun ömürler diliyorum.

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, iç savaş gibi gözüken ama tüm dünya genelinde bulunan düşmanlarımızın bir araya geldiği bu çirkin savaşı halkın gücüyle birlikte kazandı. Mareşal olmak onun hakkı değil mi? Onu sevseniz de sevmeseniz de o Büyük Türk Milletinin başkomutanıdır. Ve Yüce kurtarıcımız Mustafa Kemal Atatürk’ten sonra gerçek zafer kazanmış bir liderdir.

Olacak iş mi bu? F-16 alçak uçuş yapıyor ve kanları bozuk pilotlar vatan evlatlarımızı vuruyor. Yurdun çoğu yerinde tanklar toplar önemli noktaları tutuyor. Askere silahlı müdahale talimatı veriliyor. Türk ordusunu ne hale düşürmüşler hep beraber gördük ama bir eksik kaldı o da bu millete karşı gelenlere çıkartılacak olan İDAM-İDAM-İDAM! İdam kararı çıkmaz ise daha çok ağrır başımız.

Darbe girişimi ertesi, uluslararası basına verilen mesajlar da şöyle idi, hep beraber bir hatırlayalım:

“…Bu gece Türk demokrasisine bir saldırı yaşanmıştır ve darbe girişimi olmuştur. Darbe girişimi, ordu içindeki bir grubun kalkışmasıdır. İlk tahminimiz bu grubun FETÖ olduğu yönündedir. Kesinlikle ordunun emir komuta zinciri içinde gerçekleşmemiştir. Yaptıkları açıklamalar bundan dolayı geçersizdir ve Türk ordusunu temsil etmemektedir.

Ordu içinde aktif görevde olan birçok komutan, TV yayınları ile meşru hükümetin yanında olduklarını açıklıyorlar peş peşe. Birçok noktada kontrol, demokrasi yanlısı güçlerde… Tahminimiz 24 saat içinde tam kontrolün, “demokrasi yanlısı” güçlerin eline geçeceği şeklindedir. Dünyaya çağrımız, Türk halkıyla dayanışma içinde olduklarını göstermeleridir. Seçimle işbaşına gelmiş Cumhurbaşkanı ve hükümetimiz, görevlerinin başındadır ve hiçbir şekilde demokrasinin altını oyma girişimlerine boyun eğilmeyecektir. Darbeciler en ağır şekilde bu yaptıklarının hesabını vereceklerdir…”

İşte bu kalkışmanın atlatılmasının yıldönümü tüm yurtta olduğu gibi kentimizde de çeşitli etkinliklerle kutlanacak. Ak Parti Hatay Milletvekili Orhan Karasayar, Ak Parti İlçe Başkanı Ayhan Bodur ve İskenderun Belediye Başkanı Seyfi Dingil önderliğinde ‘Demokrasi’ etkinlikleri gerçekleştirilmeye başlandı. Şehitlikte yapılan ziyaretin ve anma programının ardından 5 gün boyunca da birçok etkinliğe imza atılacak.

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here