Cuma Hutbesi ve Enflasyon

0
17

Cuma günü hoca efendi 146 ülkede vekâlet yoluyla kurban kesileceğini ve kesilen kurban etlerinin bu ülkelerdeki fakir halka dağıtılacağını söyledi. Kurban bir ibadettir. Kesilen kurban etlerinin de bir bölümünün fakir fukaraya ve bir bölümünün eş dosta dağıtılması ve kalan bir bölümünün evde çoluk çocukla yenilmek için ayrılması gerekir.

Diyanet bunları vaaz olarak camilerde okuturken, son yıllarda kurban kesen insan sayısının durmadan azaldığı düşünülmüyor mu (?) diye merak ediyor insan… İnsanlarımız yıllardır pahalılık nedeniyle et yiyebiliyor mu? Eti bırakın artık haftada bir pazara gidebiliyor mu? Gitse de istediği gibi rahat bir şekilde alışveriş edebiliyor mu?

Elbette İslam’ın gereğini yerine getirmek ister insanlarımız. Ama bu pahalılık ve yokluk içerisinde kurban kesmeyi bırakın, kredi kartı ve kredi borcunu ödeyemeyen insan sayısı tavan yapmışken, 146 ülkede vekâlet yoluyla kurban kesmeden önce kendi vatandaşımızı doyurmamız gerekmez mi?

Yapılan röportajlarda vatandaşlarımız geçinememekten şikâyetçi. 77 yaşında bir kadın hasta oğluna bakmak için balon satmaya çalışırken, bir başkası maydanoz satarak geçimini temin etmeye çalışıyor.

İzmit’te idi galiba bir baba okula giden oğluna pantolon alamadığı için, bir diğer öğretmen atanamadığı İçin intihar ederken, işsizlik had safhada iken, daha doğrusu bir iktidar kendi insanını doyuramazken vekalet yolu kesilen kurbanların yarısını kendi fakirine dağıtması gerekmez mi?

Bir diğer konu da yurtiçi ve yurtdışında yapılmakta olan inşaat halindeki camiler için para toplanması…

Tekrar-tekrar yazmanın bir anlamı yok. Ben de mütedeyyin bir insanım cami yapılmasına da karşı değilim. Ancak sabah namazlarında saflarımız on kişiyi bulmazken 200 metre mesafede iki cami bulunması hangi mantıkla izah edilebilir? Bu durumun dindarlıkla ilgisi kesinlikle olmayıp yapılan düpedüz israftır. İstanbul’da Çamlıca’da 60.000 kişilik caminin kaçta kaçı doluyor? Bu kadar para döküp 60.000 kişilik cami yapılacağına, 2000 kişi istihdam edilebilecek bir fabrika yapılması çok daha faydalı olmaz mıydı? Para toplanacaksa bu kadar muhtaç insanımız için toplanmalı ve bu ekonomik kriz atlatılana kadar cami inşaatları da dahil olmak üzere yatırımlar durdurulmalı, cari harcamalar frenlenmeli, sarayın masrafları da dahil olmak üzere lüzumsuz harcamalardan kaçınılmalıdır.

Emekli ve çalışanların Temmuz zamları işçi ve bağ-kur emeklileri için %5 olarak duyurulurken memur ve emeklileri için %6 olarak açıklandı. Gerçek enflasyon rakamları çarşı pazarda hiçte açıklandığı gibi düşük değil..! Bir iktidar kendi halkını bu kadar perişan etmemeli. Açıklanan rakamlar milletle alay etmekten öte bir şey ifade etmezken, Temmuz ayının başlarından itibaren elektriğe, şekere, çaya vs. yapılan zamlar zaten sıkıntı içindeki milleti daha da büyük bir açmazlara sürüklemektedir.

Türk milleti bu kadar sıkıntı içinde yüzerken G-20 zirvesi için Japonya’ya giden iki uçağın yakıt masrafının, doğru ise 5 trilyon olduğu söyleniyor. Bu hovardalık Allah’tan reva mı? Sarayda 2500 civarında çalışan personel herhalde memur maaşına talim etmiyor? Cumhurbaşkanının 13 uçağı ve onlarca makam aracının olduğu sanırım yalan değil. Daha geçenlerde cumhurbaşkanlığı YİK üyelerinin maaşlarına 5000 er lira zam yapıldı.  Yılbaşında çalışana, emekliye %10 zam yapılırken milletvekillerine yapılan %26 zam hakkaniyet ölçüsüyle bağdaşır mı?

Delik o kadar geniş ki ne kadar yamasan kapanmıyor. Merhum Demirel’in güzel bir sözü var “tencerenin düşürmeyeceği iktidar yok…” Evlerimizde tencere kaynamadığına göre, tünelin ucu görünüyor. AKP iktidarı gitmesine gidecek de, gelecek olanlar bu kadar tahribatın altından nasıl kalkacak?

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here