Çorap, Mezar ve Mektup

0
20

Çok zengin bir adamcağız, ölümünün yaklaştığını hissedince, oğlunu yanına çağırmış. Evvelâ en mühim vasiyetini bildirmiş. Demiş ki: “Beni mezara çoraplarımla gömün…” Anlamamakla beraber kabul etmiş oğlu. Adam bir de mektup tutuşturmuş oğlunun eline. Ölümümden sonra, ilk başın sıkıştığında bu mektubu açarsın demiş sonra. Ona da peki demiş çocukcağız.

Neyse hak vaki olmuş, adam ruhunu teslim etmiş. Eş dost toplanıp ağıt yakarken, oğlanı almış bir düşünce. Ben şimdi bu adamı çoraplarıyla nasıl gömerim diye. Bir hoca bulup sormuş acele tarafından. Ama müspet cevap alamamış. Olmaz demiş hoca, dinimizce uygun değil böyle bir şey. Başka hocaya sormuş, o da olmaz demiş.

Çocuk çaresiz, ölüyü de artık bekletmeden gömmek lâzım. Aklına birden babasının ilk başın sıkıştığında aç diyerek bıraktığı mektup gelmiş. Hemen mektubu arayıp, bulmuş. Mektupta şunlar yazılıymış. Oğlum, gördüğün gibi ben bunca zenginliğime rağmen yanımda bir çorap bile götüremiyorum. Sen gerisini düşün…

*Evinin Yolunu Tutmuş

Yıllar önce, çok uzaklarda bir adam varmış. Bu adam çalışmak amacı ile çok uzaklara gitmiş ve yıllarca çalışmış. Sonunda memleketine dönme zamanı gelmiş. Bu çalışma sürecinde toplam 3000 akçe biriktirmiş ve evinin yolunu tutmuş.

Evine doğru giderken yolu büyük bir şehirden geçmiş. Yolda yürürken köşe başında birisi “Bir nasihat bin akçe, bir nasihat bin akçe” diye bağırıyormuş. Adam düşünmüş: ‘Nasıl olur, bir nasihat’ı bin akçeye satarlar, ben yıllarca çalıştım ve sadece 3000 akçe biriktirdim’

Bu işe pek aklı ermemiş ama merak işte. Duramamış ve adama bin akçe vererek o nasihati satın almış. Nasihat “Kaderde ne varsa o çıkar” ve yoluna devam etmiş…

*Gönül Kimi Severse Güzel Odur

İlerde yine köşe başında başka bir adam bağırıyormuş “Bir nasihat bin akçe…” diye. Adam yine dayanamamış bin akçe de o adama vermiş ve ikinci nasihat’ı da satın almış. İkinci nasihat da: “Gönül kimi severse güzel odur.”

Son kalan bin akçesi ile de yoluna devam etmiş. Tam şehrin çıkışında yine köşe başın da bir adam bir nasihat’ı bin akçeye satıyor. Adam bir parasına bakmış, bir de nasihati satan şahsa, dayanamamış ve kalan son akçesiyle de o nasihat’ı satın almış. Son nasihatte: “Hiçbir iş aceleye gelmez!” Parasız yoluna devam etmiş.

*Kuyu

Şehrin çıkışında büyük bir topluluk ile karşılaşmış. Topluluk telaş içindeymiş. Yaklaşmış ve oradakilerden birine neler olduğunu sormuş. Oradan birisi açıklamış, demiş ki: “…Burada şehrin tüm su ihtiyacını karşılayan bir kuyu var ama kuyunun içinde de canavar var. Canavar suyu tutmuş, göndermiyor. Aşağıya kim indiyse bir türlü çıkamadı. Şimdi herkes korkuyor aşağı inmeye. Adam düşünmüş ve ilk satın aldığı nasihat aklına gelmiş. “Kaderde ne var ise o çıkar” aşağı inmeye karar vermiş. Aslında bu nasihatleri herkes bilir ama uygulayabilmemiz için belli bir bedel ödememiz gerekiyor. Adam İnince canavar hemen onu yakalamış ve bir mahzene kilitlemiş.

*Suyu Bırakmış

Demiş ki: “Buraya gelenlerin hepsine bir soru sordum ve bilemediler. Eğer sen bilirsen seni serbest bırakırım. Bir dizine sarışın ve dünya güzeli bir kadın, diğer dizine de kurbağa koymuş ve “Söyle bakalım hangisi güzel?” demiş.

Adam düşünürken aklına ikinci aldığı nasihat gelmiş ve “gönül kimi severse güzel odur” demiş. Bu cevap canavarın çok hoşuna gitmiş. Zira canavar, kurbağanın gözlerine âşıkmış. Adamı salmış ve suyu bırakmış.

Almışlar adamı krala götürmüşler ve ağırlığınca altın vermişler.

*Üçüncü Nasihat

Adamımız yoluna devam etmiş ve nihayet evine varmış. Evinin camından içeri bakmış. Bir de ne görsün; karısı genç biri ile diz dize oturuyor. Hemen kılıcını çekmiş ve tam içeri girerken üçüncü nasihat aklına gelmiş “Hiçbir iş aceleye gelmez…”

Kılıcını kınına koymuş ve içeri girmiş. Hoş beşten sonra karısına o genci sormuş. Kadın da: “Bey sen gittiğinde ben hamileydim ve bir oğlumuz oldu. Bu genç senin oğlun” demiş.

Kaderiniz ve yolunuz açık olsun. Hayat aceleye gelmez.

*İyilik ve Kötülük

Çölde devesiyle birlikte yürümekte olan bir çöl insanı güçlükle hareket eden, susuzluktan ölmek üzere olan bir adama rastlamış. Adam Allah rızası için su istemiş. Devesinden inip bir çare adama suyundan vermiş. Suyu içen adam birden çöl insanını ittiği gibi deveye atlayıp kaçmaya başlamış. Çöl insanı arkasından bağırmış:

“-Tamam deveyi çalıyorsun ama senden bir ricam var. Sakın bu olandan kimseye bahsetme.”

Bu isteği anlamsız bulan hırsız şaşırmış ve neden diye sormuş…

“-Eğer bu yaptığını anlatırsan, bu dilden dile yayılır ve insanlar bir daha çölde yardıma muhtaç birini görünce yardım etmezler.”

Hayat akarken yaptığınız iyiliklere, kötülükle bile cevap verseler, yardıma ihtiyaç duyacak bir sonraki için yardımseverliğe devam etmek gerekir. İyilik gibi kötülük de bulaşıcıdır.

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here