DTO Bu İşe Derhal El Atmalı! İskenderun Turistik Gemisi Canlanmalı

0
80

Gençliğimin boş geçen günlerinde veya derslerime ara verdiğim saat aralıklarında, dedemin doğumumda hediye ettiği Lambalı Philips marka radyoyu açar, günün şarkı ve aranjmanlarını dinlerdim. Her radyoyu açtığımda “Deniz ve Mehtap sordular seni neredesin” aranjmanını Fecri Ebcioğlu’dan dinler çok büyük keyif alırdım. Şarkı beynime o kadar yerleşmişti ki, Deniz’in burcu-burcu burnuma koktuğu kordan boyunda, sanki havada uçuşan martıların yanıma süzülüp geleceğini ve benle konuşacaklarını zannederdim.

Sporculuk yaptığım günlerde bile bu takıntım devam etti durdu. İskenderun sahil boyunu sabahın ilk saatlerinden itibaren rehin alır ve kumda kendimle yarış yaparken, martı ve denizin dalga sesleri beni İskenderun’un kalbine gömmeye başladığı anda, gemi ve balıkçı teknelerinin çıkardığı gürültü sesleriyle kendime gelirdim. On beş günde bir, perşembe günü sabahın erken saatlerinde, İskenderun Limanından hareket eden İskenderun Yolcu Gemisi, derinden ve yanık şekilde sirenlerini çalarak, yolcularıyla birlikte bu güzel yurdum köşesine veda ederdi. Benim için esrarengiz olduğuna inandığım turist gemisini, terden sırılsıklam olmuş eşofmanlarımın ıslak baskısıyla, körfezin dışına kadar takip eder ve içinde oluşan güzelliklerini bakışlarıma hapis ederdim. Körfezin derin ufkunda kaybolup gidişini hala yıllar geçse dahi unutamıyorum.

Şans bu ya bir gün yüzüme güldü. Rahmetli hocam Reha Yeğenoğlu yanıma geldi ve “Hadi bakalım sizi Antalya’da yapılacak olan boks turnuvasına, İskenderun Yolcu Gemisi ile götüreceğim. Özellikle senden şampiyonluk bekliyorum. Çünkü sizi şampiyonaya gönderecek olan İskenderunspor’un kulüp idarecileri derece almanızı şart koştu…” Hocam bunları söylediğinde, o an yaşadığım sevincimi asla unutamam. Benim için olağanüstü bu durumu iliklerimin son hücresine kadar derinden yaşadım.

Beklediğimiz gün geldi… Hocam bizleri Makzume’lere ait bir araçla sabah ezan vakti, İskenderun Limanında demirleyen turistik İskenderun Gemisine takım arkadaşlarımla beraber getirdi ve sırayla gemiye bindik. Çok kısa zaman sonra limandan siren sesleriyle ayrıldık. Gemide bulunan turistlerle birlikte geminin sol yanını baştan sona kadar sırayla dizildik ve İskenderun’u seyretmeye başladık. Ben bu gemiyi İskenderun’dan izlerken, insanların İskenderun’a veda edişlerini göremiyordum. Genelde ellerinde bir mendil ve İskenderun’a doğru devamlı sallıyorlardı… Ben şehrimin bu kadar güzel görüneceğini hiç düşünememiş ve yalnızca martı ve deniz aklımı çelmiş olduğundan uçuşan martılarla o an bir olmuştum.

İskenderun Körfezinden ayrıldıktan sonra yolcu kamaralarına yerleştik ve hocamızın uyarısıyla eşofmanlarımızı giyerek, makine dairesinin sıcak ortamında yaptığımız antrenman ile fazla kilolarımızı atmaya başladık. Atladığımız ip sesleri, şampiyonanın havası ile karışık, geminin her tarafını gezme arzusu bizlere ayrı bir hırs verdi. Antrenmandan sonra kamaralardaki yerlerimizde dinlendikten sonra, akşamüzeri müthiş şekilde güzel donanmış ve hafifçe çalan müzik eşliğinde yemek salonunda yerlerimizi aldık. Yemek arasında programa çıkan Tanju Okan, Sevinç Pekin, Erdo Vatan, bizlere unutamayacağımız bir gecenin başlangıcını yaptılar. Özellikle Tanju Okan “Deniz ve Mehtap” şarkısını söyledikten sonra, İskenderun için övgü dolu şu sözleri söyledi.

“…İskenderun, Tanrı’nın özenerek ve bezenerek yarattığı özel bir yer. Bu güzellik Türkiye’nin hiçbir yöresinde asla yok. Allah aşkına söyleyin hangi dağ böyle İskenderun’u sardığı gibi sarmış, hangi deniz böyle ılıman ve kendini kendinize doğru cezp ettiriyor. Şunu samimiyetimle söylüyorum. İnanın ben bu gemiye kendi arzumla geldim ve programa çıkıyorum. İskenderun’a her gelişim, bende ayrı bir heyecan başlatıyor ve kendimden geçiyorum. Programım bittikten sonra bestelenen tüm şarkılarımda İskenderun’dan damlacıklar var…”

Daha sonra o yıllarda yeni duyulmaya başlayan “Öyle sarhoş olsam” şarkısını söyledi.

Çok uzun sürmedi anlaşılmayan nedenlerden ötürü, turistik amaçlı gemi seferleri İskenderun’dan alındı ve böylelikle İskenderun’un turizmle iç içe olma şansı, Mersin ve Antalya’ya doğru kaydırıldı. Bizim elimizde bulunan değerlerimizin; bilmediğimiz şekilde, elimizden sabun gibi kaymaya başladığı ve gittikçe gücümüzün tükendiğini hissettiğimiz anda Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı İskenderun turizmini yakından ilgilendiren bir girişim başlattı. Kamuoyumuza gemi seferleriyle ilgili bilgiler vermeye başlamasının ardından, çok değişik siyasi atraksiyonlarla ayağımıza zor gelen fırsatı, yine elimizle geri tepmiş olduk.

Bu işin tek yeri İskenderun’dur asla başka yerde bu işin ne ticareti olur nede o gemilere binecek yolcular olur. İşin başındayken bu işin tek yerin İskenderun olması düşüncesiyle yeniden gözden geçirilmelidir.

İskenderun’da bulunan tüm sivil toplum örgütleri, özellikle de İskenderun Deniz Ticaret Odası bu elimizden alınmak istenen deniz yolcu taşımacılığını gündeme getirmeli. Odanın başarılı başkanı Kemal Kutlu’dan, İskenderun için yapılması gerekenleri canla başla yapan görüntüsü ve icraatlarıyla halkımız tarafından sitayişle bahsediliyor. Şimdi şehrimizin gelişme göstermesinden rahatsız olan cenahlar; gelin hep birlikte bölgemizin turizmini yakinen ilgilendiren bu durum karşısında birlik olalım. Gerçi ne kadar birlik olsak da şu ‘Angus’ belasını def edemedik ya şehrimizin güzel atmosferinden.

Makalemin sonunda İskenderun sevdalısı Tanju Okan’ı rahmetle anıyor ve İskenderun Körfezine doğru bakarak söylediği “Deniz ve Mehtap sordular seni neredesin? Nasıl derim terk etti, bırakıp beni gitti! Anladılar ki aşkımız bitti…” dizelerini bir kez daha sizlere hatırlıyorum.

Şunu da eklemek istiyorum ki; İskenderun aşkımız, bizden sonra da hiç durmadan devam edecek ve bir gün geçmişte olduğu gibi gelecekte de bulunması gereken yerde bulunacaktır.

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here