Büyüklük Taslamak, İnsanı Küçültür

0
160

Ramazan Özel Sayfası

Değerli Okurlarım, 11 ayın Sultanı Mübarek “Ramazan”, hepinize kutlu olsun. Bütün âlemlere ve İslam Âlemine, hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Efendim, bugünkü sohbetimizde, Büyüklük Taslamanın ne denli zararlı olduğunu anlatmaya çalışacağım. Çünkü hala içimizde bu konuyu görmezden gelen “Tıngır-Tıngır” insanlar bulunmaktadır. İçinde bulunduğumuz mübarek günlerde dikkatlerini çekmek istiyorum.

Büyüklük taslayan insanlar, aslında aciz ve küçük insanlardır. Kendisini olgunluğa götürecek gerçeklere kulaklarını tıkamışlardır. Bu insanlar, sadece kendisini övenlerin, riyakarların, dalkavukların yaldızlı sözlerine kulaklarını açmışlardır. Nefsini beğenen kişi, tüm erdemleri kendisinde gördüğünden söz de dinlemez, öğütlere de kulak vermez. İbretlerden ders almak işine gelmez.

Kendi ile başkaları, nefsi ile erdemin ve bilginin arası perdelenmiştir adeta. Bilimin ve ahlakın sesine kulağını tıkamış, bilgisizliğin, nefsinin kuruntuları arasında kararsız, karanlık bir çamur deryasına sürüklenmiştir.

Neden Büyüklük Taslarız?

Önce, yeryüzünde yaşayan tüm canlıların fani olduklarına inanmalıyız. Doğacağız, yaşayacağız ve öleceğiz. Bunun başka türlü de izahı yoktur. Güzelliğimize mi güveneceğiz? Her geçen günler, bir şeyler götürüyor. Gençliğimizle yaşlılık arasındaki farkı artık görebilmeliyiz. Gençlik ve güzellik insana baki değildir.

Zenginliğimize ve varlığımıza da güvenmemeliyiz. Çünkü insanlara faydalı olduğun sürece, büyüklük taslamadan yardım ettiğin sürece malının mülkünün bekçiliğini yaparsın. Aksi halde o bekçiliği de sana vermezler. Çünkü her şey Cenab-ı Allah’a aittir.

Mal Sahibi, Mülk Sahibi / Hani Bunun ilk sahibi…

Gençliğimize, güzelliğimize, malımıza mülkümüze güvenerek büyüklük taslamayacağız. Ve de hele sağlığımıza hiç güvenmeyeceğiz. Bir grip oluyoruz da yatak yorgan günlerce yatıyoruz. En zor büyüyen canlı insan yavrusudur. Her şeyden etkilenir. Diğer alemlerle en belirgin farkımız da budur.

Gerçek mümin, her ne olursa olsun, dünya malının geçici olduğunu da bilir. Tek ve yüce varlığa, ulu yaratıcıya özünü ve benliğini bağlayan kul, elinde, dilinde ve kafasında yani varlık adına ne varsa, onların gerçek anlamını bilir de, onlara sahip olmaktan dolayı kendini değil, sadece mutlak güzelliğin, kudretin yani varlığın gerçek sahibini yüceltir.

Ulu Yaratanın sevmediği, bütün insanların hoş görmediği büyüklük taslama, kibirli olma hastalığı, bizi birbirimize sevdirmeyen güzel ahlaktan, erdemden, insanlardan uzaklaştıran çok kötü bir huydur.

Büyüklük taslama, kibirli olma insanları alabildiğine küçültür, bütün güzellikleri yer ile yeksan eder. Başta âlemlerin rahmeti sevgili Peygamberimiz olduğu halde, bütün mutluluğun yüceliklerine yükselen kutlu kişiler, Allah’ın ermişleri, bu kötü huydan çok uzak yaşamışlardır. Kul oldular, insanlıklarıyla sevindiler, kulluklarıyla öcündüler. Allah’ı sevdiler ve o’nun kulluğunda sevindiler.

Din konusunda bilmediğimiz bir şeyi bir hocaya ya da imama sormaya kalksak, sorduğumuza soracağımıza pişman oluruz. “Sen bunları bilmen lazım” diyerek söze başlar. Sonunda, “Öğrendin mi?” der. Aslında bir şey öğretmemiştir. Orada büyüklük taslamıştır, kibir içindedir.

Bir kilise görevlisine ilgili bir soru sorsanız; önce insan olduğunuz için değer görüyorsunuz ve daha sonra sorularınız cevaplanıyor. Evet, kibirli olanların ve büyüklük taslayanların hasmı Cenab-ı Allah’tır. Bunu sakın aklımızdan çıkarmayalım. SAYGILARIMLA

Gönül  Köşemden

Ölüm Dehşet Verici Hadise…

Değerli Okurlarım, Ramazan Özel Sayfalarımızda arada bir ölümden söz etmek zorunda kalıyorum. Amacım kesinlikle sizleri korkutmak değil. Birazcık ölümü düşünürsek, hem direnç kazanırız ve hem de ömrümüz uzar. Ayrıca, sizlerin yoğun isteği üzerine hem bu konu ve hem de “Üç aylar” ile ilgili bilgiler talep ediliyor. Sizler bu yazılarımı Ramazan’da okuyorsunuz ama bu makalelerimi Recep Ayında yazdım ve sizlere sunuyorum.

Önce hoş, sonra nahoş, sonradan acı gelir,

Kutu içinde bir meyve, tadı da tuhaf gelir,

Para, pul, çoluk çocuk, alışmışken dünyaya,

Tam rahat edecekken, karşınıza Azrail gelir.

Yaşlanmayı görüyorum, gözlerim kör değil,

Dünyanın derdi sığar, yüreğim ufak değil,

İsterim ki ahrette, bir karış yerim olsun,

Hem mutsuzum dünyada, başım da sakin değil.

İnsanların bundan gafleti, onu az düşünüp az düşünmelerindendir. Hatta ölümü hatırlayanlar da, onu salim bir kalple düşünmez, dünya şehvetleri ile meşgul olan bir kalple düşünürler nedense.

Bu nedenle, ölümü hatırlamak, gönüllere fazla tesir etmez. Bunun çaresi her şeyden arınmış Salih bir kalp ile daima gözünün önünde bulunan ölümü, tehlikeli yolculuğuna çıkacak olan insanın, bu tehlikeli yolculuktan başka bir şey düşünmediği gibi, düşünmektir. Böyle halis düşünce ile ölümü düşündüğü vakit, bu düşüncenin kalbine tesir ederek dünya neşesini azaltıp kalbini üzeceği ihtimali belirir ve de kuvvetlenir.

Bu konuda en etkili yol, kendi emsallerinde, kendisinden önce ölüp toprak altına girenleri, onların dünyalıklarının muhtemelen çar-çur edildiğini, fiziklerinin toprak altında çürüdüğünü, ailelerinin dul, çocuklarının nasıl yetim kaldığını, oturduğu koltuğunun boş kaldığını, dostlarından ayrıldığını, hayatta iken nasıl neşeli olduklarını, sohbet ettiklerini ve en acısı nasıl unutulup kaybolduklarını düşünmektir.

Ölüm gerçekten dehşet verici bir hadisedir… Kalplerimiz empati yoluyla yumuşar ancak. Kendimizi ölen bir dostumuzun yerine koymakla bir anda çok şeyler kazanabiliriz.

Bir samimi merhaba Allah’a gider,

Dürüstlüğe kapalı yürek, derbeder,

Yaşamın hakkını ver, sakın yolunu şaşırma,

Bir yudum mutluluk, dünyalara yeter…

Hiç “AH” dediğimi duyan oldu mu sizce?

Kimseleri de çekiştirmedim, gizlice,

Kötüler gibi, yaklaşmadım sinsice,

Bir ecele yenilirim, O da gelince…

Şu yalancı dünyada, Muhammet-ül emin olabilmek, inanın ki sevilmekten çok daha iyidir. Çünkü insanlar bir şekilde (günümüzdeki bazıları gibi) kendini sevdirebilirler de ama güvenilir olamazlar.

Toplumun gerçekten güvenini kazanmış insanlar, aynı zamanda iman ehlidir. O insanlar ölümün var olduğuna yürekten inanırlar. Er ya da geç o yolculuğa çıkacaklarını özümlemişlerdir. Allah indinde muteber insanlardır, muhtemelen gidecekleri yer de belirlenmiştir. Ölüm dönüşü olmayan bir yolculuktur, dağarcığımızı iyi dolduralım…

Mutlu olun, mutlu kalın… SAYGILARIMLA

Günün Yorumu

Peygamberlere Saygı

Peygamberler Allah’ın seçtiği ve tüm insanlar arasında üstün kıldığını bildirdiği kimselerdir. Allah peygamberlerine kendi katından özel bir ilim vermiş, onları melekleriyle desteklemiş, cennetiyle müjdelemiştir.

Peygamberler her dönemde, Allah’ın dinini tebliğ etmekle görevlendirilmiş, insanlara Allah’ın vahyini iletmiş ve onları hak dini yaşamaya davet etmişlerdir. Her ne zorlukla karşılaşırlarsa karşılaşsınlar, bu konuda kararlılıklarından hiçbir şekilde taviz vermemiş, şevkle ve sabırla mücadeleye devam etmişlerdir. Allah tarafından seçilmiş olan, gösterdikleri üstün iman ahlak anlayışlarıyla dikkat çeken peygamberler, kuşkusuz ki tüm mü’minlerin içten bir saygı ve de sevgiyle bağlandığı kişilerdir.

Kur’an’da Allah’a olan sadakatlerinden övgü ile bahsedilen peygamberler, ayetin ifadesiyle “Kendi nefislerinden daha evladırlar” Bu nedenle tüm mü’minler peygamberlere karşı kalplerinde büyük bir hürmet ve saygı beslerler. Kalplerindeki bu saygıyı nasıl ifade edecekleri ise Kur’an’da şöyle açıklanmıştır: “Ki Allah ve Resulüne iman etmeniz, onu savunup desteklemeniz, onu en içten bir saygıyla yüceltmeniz ve sabah akşam O’nu tesbih etmeniz için.

Günün Ayeti

Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmayın, ananıza babanıza iyilikten ayrılmayın, yoksulluk yüzünden çocuklarınızı öldürmeyin; unutmayın ki, onların da sizin de rızkınızı biz veririz. Allah’ın muhterem kıldığı cana, haksız yere kıymayın.

Günün Hadisi

Kul günah işlediğinde, kalbinde siyah nokta belirir. Tövbe ederse kalbi saydamlaşır, parlar. Etmeyip tekrar günaha dönerse bu leke çoğalır. Ve kalbi istila eder. İşte Yüce Allah’ın Kur’an’da zikrettiği kalbin pas tutması budur.

Günün Sözü

Ramazan Ayı oruç ayıdır…

Öcal’dan İnciler

Cenab-ı Allah dürüstleri sever.

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here