Asla Çok Geç Demeyin

0
33

Günaydın sevgili okuyucularım, nasılsınız bu sabah? Bugün harika bir öykü okudum nette ve sizlerle paylaşmak istedim. Yapmak istediklerimizi yapmak için asla geç değildir. Sağlık ve sevgiyle kalın sevgili okuyucularım. Yase

& & & & &

Çok Geç Diye Bir Zaman Yoktur!

Okulun ilk günü, ilk derste profesörümüz, önce kendini tanıttı, sonra; “Bu yıl, yepyeni bir öğrencimiz var. Çok ilginç biri bakalım bulabilecek misiniz” dedi.

Ayağa kalkıp etrafa bakmaya başlamıştım ki, yumuşak bir el omzuma dokundu.. Döndüm.. Yüzü iyice kırışmış bir yaşlı hanımefendi, bana gülümseyerek bakıyordu.. “Ben Rose” dedi.

“Benim adım Rose, yakışıklı.. 87 yaşındayım. Madem tanıştık seni kucaklayabilir miyim?”

Güldüm.. “Tabii” dedim.. “Hadi sarıl bana..” Öyle sımsıkı sarıldı ki “Bu kadar genç ve masum yaşta üniversiteye niye geldin” diye şaka yaptım..

Minik bir kahkaha ile yanıtladı: “Buraya zengin bir koca bulmaya geldim. Evlenip birkaç çocuk doğuracağım. Sonra emekli olup dünya turuna çıkacağım..”

Dersten sonra kantine gidip, birer sütlü çikolata içtik. Hemen arkadaş olmuştuk. Ertesi gün ve ertesi üç ay, sınıftan hep birlikte çıktık ve hep kantinde lafladık.. Öyle akıllı ve öyle deneyimliydi ki, onu dinlemekle, derslerden daha çok şey öğrendiğimi hissediyordum. Sömestre boyunca Rose kampusun gülü oldu. Nereye gitse etrafı çevriliyor, çok çabuk arkadaş ediniyordu. İyi giyinmeyi seviyor, diğer öğrencilerin ilgisini çekmeye bayılıyordu. Rose hayatını yaşıyordu..

Hepimizden daha canlı, daha dolu yaşıyordu.. Sömestre sonunda, Futbol balosuna davet ettik, Rose’u.. Konuşma yapması için.. Orada bize verdiği dersi unutmama imkan yok.. Konuşmasını önceden hazırlamış ve bir yığın karta kocaman kocaman yazmıştı. Elinde bu deste ile kürsüye yürürken, kartları elinden düşürdü. Konuşma darmadağın olmuştu. Şaşkın, biraz da utanmış mikrofona doğru eğildi..

“Ne kadar beceriksizim, değil mi?.. Özür dilerim.. Buraya gelmeden önce heyecanım yatışsın diye bir heyecan yatıştırıcı hap içtim. Sonucu görüyorsunuz.. şimdi bu kartları toplasam bile onları yeniden sıraya koymam mümkün değil.. Onun için en iyisi ben size aklımda kalanları söyleyeyim, olur mu?..” Biz kahkahalarla gülerken, o bardaktan bir yudum su aldı ve konuşmasına başladı: “Yaşlandığımız için, evlenmekten, oynamaktan, yaşamaktan vazgeçmeyiz.. Evlenmek, oynamak ve yaşamaktan vazgeçtiğimiz için yaşlanırız. Genç kalmanın mutlu olmanın ve başarıya ulaşmanın sadece dört sırrı vardır.. Her gün gülmek ve yaşama katacak mizah bulmak.. Bir rüyanız olmalı mutlaka.. Rüyalarınızı kaybettiniz mi, ölürsünüz.

Etrafımızda dolaşan pek çok kişi aslında ölü ve bundan kendilerinin bile haberi yok.. Yaşlanmakla, büyümek arasında çok büyük bir fark vardır.. Eğer 19 yaşındaysanız ve bir yıl hiçbir şey yapmadan, hiçbir şey üretmeden bir yıl sırtüstü yatarsanız, sadece bir yaş yaşlanır, 20 olursunuz.. Ben 87 yaşındayım ve ben de bir yıl hiçbir şey yapmadan, hiçbir şey üretmeden sırtüstü yatarsam, 88 yaşımda olurum. Herkes bir yılda bir yaş yaşlanır. Bunun için özel bir yetenek ya da bilgiye ihtiyaç yoktur. Oysa bir yaş daha büyümek için, mutlaka bir şeyler yapmak, üretmek, kendini geliştirecek fırsatları bulmak ve kullanmak gerekir. Asla pişman olmayın.. Biz yaşlılar, genelde yaptıklarımızdan değil, yapmadıklarımızdan pişman oluruz çünkü..

Ölümden korkan insanlar, pişman olanlardır.. Pişman olmaktan korktukları için hiçbir şey yapmayanlardır..”

Ders yılı sonunda Rose, yıllarca önce başlayıp, yaşam mücadelesi içinde ara vermek zorunda kaldığı üniversiteyi derece ile bitirdi..

Mezuniyet töreninden bir hafta sonra, uykusunda, huzur içinde öldü. Cenaze törenine 2 binden fazla üniversite öğrencisi katıldı.

“Yapabileceğimiz her şeyi yapmak için asla geç olmayacağını” hepimize hem de nasıl öğreten bu muhteşem kadının anısına layık bir törendi bu.. Rose’un öğretisi aslında dünyanın bütün üniversitelerinde zorunlu ders olmalıydı: “Çok geç diye bir zaman yoktur!..”

Günün Şiiri

Mezar Taşları

FRANCIS PICABIA

Niçin

Seni mezarına dört köpeğinle

Bir gazeteyle

Ve şapkanla gömmelerini istedin

İstedin ki taşına şunu yazsınlar

İyi seyahatler

Bir şey değil öteki dünyada da deli zannedileceksin.

THÉODORE FRAENKEL

Öldüğün vakit harikulâde bir hava vardı

Mezarlık o kadar güzeldi ki

Hiç kimse mahzun olamadı

Epeydir de senin artık orda olmadığını sanıyorlar

Homurdanmalarını duymuyorum

Susuyorsun

Yahut omuz silkiyorsun

Cenneti görmeyi asla istemezdin

Nereye gideceğini artık bilmiyorsun

Ama sen işin alayındasın

MARIE LAURENCIN

Kafesteki bu güzel kuş

Senin mezardaki gülüşündür

Yapraklar dans ediyor

Uzun uzun yağmur yağacak

Bu akşam hareketimden evvel

Ağaçların çiçek açtığını görmek istiyorum

Bir dişi geyik sessizce yaklaşacak

Bulutlar biliyorsun pembe ve mavidir

LOUIS ARAGON

Dostların küçük kızlar halka oldular

Sana çelenkler ördüler

Ufacık yalanlarınla

Sana kâğıt getirdim

Ve çok iyi bir kalem

Ebediyette şiirler yazacaksın

Koruyucu melek seni teselli eder

Kravatını bağlar

Ve sana gülmesini öğretir

Artık beni unuttun

Allah benden çok daha güzeldir

PAUL ÉLUARD

Oraya bastonunu ve eldivenlerini de götür

Düz dur

Gözler kapalı

Pamuk bulutlar uzaklarda

Ve bana Allahaısmarladık demeden gittin

Bir yağmur

Bir yağmur

Bir yağmur

TRISTAN TZARA

Kim o

Bana elini uzatmadın

Ölümünü duydukları vakit çok güldüler

Ebedî olmandan öyle korkmuşlardı ki

Son nefesin

Son gülüşün

Ne çiçek ne de çelenk

Sadece küçük otomobiller

Ve beş metre boyunda kelebekler

ANDRÉ BRETON

Bakışını gördüm

Gözlerini kapattığın zaman

Mahzun olmama izin vermedin

Ve ben bir şey yapmasam bile bol bol ağladım

Artık bana hiçbir şey söylemeyeceksin

Hiç ama hiç

Bir sürü adam çiçekler getirdi

Nutuklar bile söylendi

Ben hiçbir şey söylemedim

Seni düşündüm.

Philippe SOUPAULT–Çeviri: Orhan Veli KANIK

Günün Fıkrası

Temel ile bir profesör varmış. Temel demiş ki; “Gel bir iddiaya girelim ben sana soru soracağım sen bilemezsen bana 10 lira vereceksin sonra sen soracaksın ben bilemezsem sana 5 lira vereceğim sen profesörün benden akıllısın” der.

Temel soruya başlar; “İki burunlu 6 bacaklı 3 gözlü 2 kanatlı hayvanın adının söyle” der.

Profesör bilemez Temel’e 10 lirasını verir. Sıra profesöre gelir profesör sorar; “Senin sorunun cevabı ne?” der.

Temel; “Ben de bilmiyorum” der ve profesöre 5 lirasını verir.

Seçim Serbest

Karadeniz kıyısında bir otele tatile gelen çift, birkaç günün ardından yemeklere isyan etmişler: “Ne bu kardeşim, her gün hamsi hamsi. Broşürünüzde bütün yemekler serbest seçim yazıyordu!”

Temel yanıtlamış: “Seçim serbest beyefendi, ister yiyin ister yemeyin!”

Günün Sözü

Benim en iyi dostum terzimdir. Çünkü ne zaman beni görse, derhal o andaki ölçülerimi alır. Oysa bütün öteki tanıdıklarım benim hala eskisi gibi olduğumu düşünürler.
& & & & &
Eğer yürüdüğünüz yolda güçlük ve engel yoksa, bilin ki o yol sizi bir yere ulaştırmaz.
& & & & &
Bu dünyada başarıya ulaşan insanlar istedikleri şartları yakalayan insanlardır. Eğer onları bulamazlarsa, kendileri yaparlar.

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here