A, B, C… Haydi Çocuklar Okula!

0
9

Sanat Yazısı

Değerli Okurlarım, ilkokula başladığım günleri dün gibi hatırlıyorum. Şöyle geriye baktığımda, iki nefes arasındaki sürecin belki de büyük bölümünü kat ettiğimi düşünüyorum. Hey gidi günler, bizim duyduğumuz o heyecanı, okulların açılmasına günler kala, minik öğrencilerin duyması tabiidir. Bu heyecan müşterektir, gözleri çakmak-çakmak, yüzleri pembe pembedir heyecandan.

Ve de, minik yavrularımızın ilkokula başlaması demek, gerçek yaşama merhaba denmesi anlamını da taşır. Korku, heyecan, endişe bu ilk adımı oluşturur. Artık sosyal bir çevrede, hiç tanımadığı akranları, en önemlisi uyması gereken bir sürü kural var o sosyal çevrede. Evindeki rahat atmosferden ayrılıp, apayrı bir yerde, bilgi yuvasında saatleri geçirmek kolay bir hadise değildir.

Yedi yaşına girmiş bir çocuğun okula başlama ehli­yeti vardır ama bazı koşulların olması da şart. O minik yavrunun öncelikle, bedensel, zihinsel, duygusal ve sosyal olarak okul olgunluğuna erişmiş olması gerekir. Ağlamalar, sızlamalar geçicidir, biraz da sınıf öğretmeninin yeteneğine bağlıdır.

Bazı çocuklar, aile içinde bireylerin ve yakın çevresinin desteği ile okumayı sökebilir ve hatta yazmayı da öğrenebilir. Bu hadise aileyi sıkıntıya sokmasa bile, kararsız kılabilir. Unutmamak gerekir ki, ilkokulda sadece bilgiler verilmez. Okul atmosferine alışmak, arkadaşlarına kendini kabul ettirmek, görevlerini yerine getirmek kaçınılmaz hadiselerdir.

Okumayı ve yazmayı evinde öğrenen çocuklar, emsallerinden daha önce okula başlarlarsa, uyum sorunu yaşayabilirler. Uyum, sıradan bir olay değildir. O yaşlarda bir kaç ayın bile büyük önemi vardır. Okula erken başlayan çocuk, okul için olgunlaşmamış durumdadır. Arkadaş edinemez ve arkadaş­sız kalır. Beden Eğitimi derslerinde bedensel gelişme yeterli olamadığından, emsalleri tarafından dışlanabilir.

Bu aşamada velilerin yapması gereken çok önemli görevler vardır. Örneğin, bir gün önce (Rahmetli babam öyle yakmıştı) çocuğunuzun elin­den tutun ve okulu gezdirin. Gezdirirken de, onu etkileyecek sözler söyleyin. Okulun öneminden, bilgi sahibi olabilmek için buranın kurallarına uyulması gerektiğinden, arkadaşlarıyla iyi geçinmenin şart olduğundan, öğretmenlerin anne gibi sıcak olduğundan söz etmek gerekmektedir.

Okulun evinize uzak ya da yakın olması söz konusu olmaksızın, çocuğunuzu bekleyin ve güzel sözlerle evinize getirin.

Efendim, okulun ilk günlerinde sorun yaşayan çocuklar ürkek, pısırık, içe kapalı çocuklardır. O yapıda ki çocuklara, “Öğretmeni ve arkadaşları, benim çocuğumu çok seviyorlar” diyerek, çocuğunuzun gururunu okşayabilirsiniz. Yani, 15-20 gün ve hatta bir ay kadar çocuğunuzla bu şekilde ilgilenirseniz, sonunda uyum sorunu çözülmüş ve ağlamalar sızlamalar sona ermiş olur. Okula ilk adımlarını atan yarınların gençlerine sorunsuz yıllarla beraber, üstün başarılar dilerim.

Mutlu olun, mutlu kalın… SAYGILARIMLA

Gönül Köşemden

Öğrenmenin Şekilleri…

Değerli Okurlarım, öğrenmenin birçok şekilleri bulunmaktadır. Kendini iyi tanıyan bir kişi, hangi biçimde daha iyi öğreniyor ve başarılı oluyorsa, onu peşini bırakmamalı, sonuna kadar devam etmeli. Doğuştan beraber getirdiğimiz özelliklerimiz vardır, her geçen yıl daha da belirginleşir, yaşam biçimimiz halini alır.

Yaşamım boyunca hep yazarak öğrenmeyi benimsedim. Öğrenciyken hep not tuttum ve o notlarım hala ilk günkü gibi durmakta, yeri geldiğinde yararlanmaktayım.  Hayatın kolaylaşması için de, nasıl öğreneceğimizin biçimini geliştirirsek zorlukları kolaylıkla yenmiş oluruz. Fakat her insan yazarak öğrenmeyi yeğlemez. Bu şekilde de, öğrenmenin çok yolları olduğu gerçeği anlaşılıyor.

Düzenli kişiler gördüklerini daha çabuk kavrayabiliyorlar. Görsel malzemeler kullanarak daha sağlıklı öğrenmeye ağırlık veriyorlar. Birçok sanatçıların sesli düşünerek rollerini ezberledikleri bilinen bir gerçek… Bazı öğrenciler de, ders anlatan hocalarına tam konsantre olarak, anlatılanları öğrendikleri gibi, unutmuyorlar da. Bu da değişik bir öğrenme biçimi.

Ancak, başka öğrenme şekillerine de başvurmadan, sadece dinlemek suretiyle başarılı olmanın söz konusu olmayacağını da hemen belirtmeliyim.

Hareketle öğrenmeyi yeğleyenler ki; buna günümüzde buna kinestetiklerde deniliyor. Örneğin, bir futbol takımının nazari derslerden sonra, onları antrenmanlarda fiilen uygulayarak öğrendikleri gibi… Burada anlatmak istediğim şudur; Nazari bilgiler ne kadar iyi olursa olsun, zemine basarak, dokunarak, bildiklerine hareket katarak, duyduklarını ve bildiklerini daha da pekiştirirler.

Sonuç olarak, öğrenmenin kurallarıyla iç içe olur, hangi biçimde daha iyi öğreneceğimize karar verirsek, öğrenme ve hatta hatırlama konusunda zorlanmayız ve de zorluk çekmeyiz. Öncelikle kendimizi iyi tanımak ve hangi biçimde daha iyi öğreneceğimize karar vermek şarttır. Öğrenme biçimlerinin hepsinde (okuyarak öğrenmek dahil) kafamızda değişik sorunlar olmayacak, yani konsantrasyon tam olacak. Böyle olursa, hangi biçimde öğrenebiliyorsak, onu uygulayarak başarıyı yakalarız.

Öğrenme isteği, insanlarda büyük bir heves ve bir dürtüdür. Bu önemli dürtü, zaman-zaman yalnızlığı bile unutturur. Tek kişilik yalnızlık bilimsellikle, ya da güzel uğraşılarla en aza indirilebilir ama iki kişi olup da “Yalnızlık” çekenlerin durumları hiç parlak değildir.

Hatırlayacağınız gibi, arada bir altını çizerek söylüyorum, ‘AŞK ya da FUTBOLL karın doyurur mu?’ diyenler var ya, işte onlardan söz ediyorum. Onların öğrenme biçimleri, şekilleri de yoktur…

Mutlu olun, mutlu kalın. SAYGILARIMLA

Günün Nabzı

Okuldaki İlk Günler…

İlkokulun ilk günleri, diğer okullardaki (orta-lise-üniversite) ilk günleriyle kıyaslanamayacak kadar heyecanlıdır, biraz korku vericidir, hâsılı oldukça ilginçtir. İlk günlerde sizi okula götüren annenizse elini, babanızsa ceketinin ucunu bırakmazsınız. Bir süre bu hengâme devam eder gider. Yanlış sınıfa girmeler, tuvaletin yerini unutmalar falan… Bunların hepsi de ilkokuldaki ilk günlerin unutulmayacak anıları… Hiç unutulur mu?

Ankara-Ulus ilkokulunda eğitime öğretime merhaba dedim. Okula başlamadan önce gazete okumayı ve yazmayı öğrenmiştim, övünmek gibi olmasın ama benim için “ileri zekâlı” demişler ve 6 yaşımda okula başladım.

İlkokula atılan ilk adım, yaşanan ilk günler hiç unutulur mu? Anılarla dolu olan o günlerde henüz altı yaşındaki bir çocuk hiçbir şey düşünemez. Ama şimdi bazı şeyleri düşünüyoruz. Üstün zekâlı denmiş ama boşuna. Bir bakan bile olamadım. Fakat birisi Samsun’a çıkacaktır…

Günün Sözü

Meyveli Ağaç Başını Eğer

Öcal’dan İnciler

Boş Teneke Çok Tıngırdar!

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here