Aşk Olsun!

0
204

Kimi zaman sevincimizdeki beğeniyi, kimi zaman hüznümüzdeki sitemi ifade eder “Aşk olsun!” sözü..

Hani, sevgili eşimizin, dostumuzun, arkadaşımızın “yüreğimizi okşayan” bir davranışı, tutumu ya da bir sözü sonrası, yüzümüzde en sevgili gülümsemeyle kanatlanır ya dilimizden bir güvercin.. Hani kimi zamanlarda sevgili eşimiz, dostumuz, arkadaşımızın “yüreğimizi okşarken” bıraktığı “tırnak izi” sonrası oluşan acıyı, en ince bir çizgiyle hoşnutluk perdesinden ayırıp en “incelmiş” ses tonuyla sitemimizi dile getirirken yine uçar ya güvercin.. İşte öyle bir şey..

“Kusurlarını gördüğüm için aşkım kalmadı deme, aşkım kalmadığı için kusurlarını görüyorum de” diyor, “Tiryaki Sözlerinin” birinde  Cenap Şahabettin.. Aşktır insanı kusursuz gösteren.. Aşksız insan baştan ayağa kusur heykelidir bu anlamda..

Aşkın taşkın nehirlerinden Fuzuli, “Aşk sevdasından ey nasih beni men eyledin, / Yok imiş aklın, bana yahşi nasihat vermedin” diyor bir gazelinde.. Aşk sevdasından men etmeden nasıl nasihat verilir sevdiklerimize? “Aşk olsun” diyerek tabiatıyla..

Aşk olsun, olsun da hangi aşk? Tensel aşk mı, tinsel aşk mı? Gerçek aşkın bedensel / tensel / maddesel gölgeler ötesinde tinsel bir ışık olduğunu dile getirir hak aşıkları nefeslerinde..  “Tin,” her şeyin özü olan fizikötesi manevi varlık anlamına geliyor felsefede.. Tinsel aşkı bildiğinden ve o aşkta kalabilmek isteğinden olsa gerek, “Yarab bela-yı aşk ile kıl müptela beni / Bir dem bela-yı aşktan etme cüda beni” demesi Fuzuli’nin..

Faziletle aynı kökten geliyor fuzuli.. Özünde diğer canlılarda olmayan bir fazlalık var insanın.. Tanrısal nefha olarak tanımlanır insanın yaratılışında diğer nefeslerde olmayan bu fazlalık.. İnsanı, diğer canlılardan üstün kılan yanıdır bu bağlamda insanın fazıllığı.. Fazıl, fazilet sahibi, erdemli kişi anlamına geliyor sözlüklerde.. Ve fakat, gereksiz, yersiz anlamında mecazı da var fazlalığın.. Ve zaten, “Aşk imiş her ne var alemde / İlim; bir kıylü  kaal (dedikodu) imiş ancak” dizelerinin sahibi şair de , bu mecazdan kinaye olarak kendine mahlas olarak seçmiş fuzuli sözcüğünü.. Mecazından kinaye ile soralım: Hangisi fuzuli? Işığa aşık olmak mı, gölgelere mi? Gölgelereyse eğer, bir zaman için uzasa da, sonrasında kısalıp karanlığa karışarak kaybolduğu gibi kaybolmaz mı aşk sevdası da.. Zifiri bir karanlık var diyebiliriz bu bağlamda ışığı unutup gölgelere aşık olmaların sonunda..

Gözlerdedir aşkın ışığı.. Işıklı bakışlar avlusunda yeşerir insanın insanlara olan sevgisi.. Gözlerindeki ışığı bakışlarına yansıyan her insan sevgilidir bu anlamda.. Sevmek için bakmak gerekiyor  Yunusça.. Ve nefeslenmek gerekiyor elbette, “Yaratılmışı severiz, Yaratandan ötürü” nefesinden.. Aşk olsun, Yunus’un nefesinden nefeslenenlere!

 “Gönül dergahında aşkı okuyan, gönül tezgahında aşkı dokuyan” Ümit Yaşar Oğuzcan, “Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın, / Denizler ortasında bak yelkensiz bıraktın, / Öylesine yıktın ki bütün inançlarımı, / Beni sensiz bıraktın, beni bensiz bıraktın” diyor gölgelere aşık olma üzerine yazdığı bir rubaisinde.. Peki, tensel aşkın sonunda ışıksız kalınacağını bilmiyor mu Oğuzcan? Nasıl bilmez;  “Ten bir yana düştü, can bir yana düştü / Et, kemik bir yana, kan bir yana düştü / Bir yere geldik ki renksiz ve ışıksız / Şerefler bir yana şan bir yana düştü.”

Kimi insanlar aşkla yaşar, kimileri “yaşar’mış gibi” yapar.. Gerçek aşkı yaşayanların biraz hüzün, biraz neşe kokar sözleri, davranışları, tutumları.. “Biraz kül, biraz duman, O benim işte” diyor ya hani “Kerem misali yanan” şair Ümit Yaşar.. İşte öyle bir şey..

Gölgelere aşkının karanlığında ışık ararken, “Bir ateşim yanarım külüm yok, dumanım yok / Sen yoksan mekanım belli değil, zamanım yok / Fırtınalar içinde beni yalnız bırakma  / Benim senden başka sığınacak limanım yok” diyor Ümit Yaşar.. İlan ediyor aşkını: “Yıllar yılı sordum, neye vardım, niye vardım / Koştum yorulup en yüce bir sevgiliye vardım /  Gün geldi, yalan bitti, düşündüm ben o zaman / Hayret, beni benden ayıran çizgiye vardım.”

Aşk olsun gölgesini, aşkın ışığında yok ederek varlığını bulanlara.. Fuzuli yere uzatmadan sözü, Ümit Yaşar’dan bir başka rübai ile bitirelim yazıyı:  “Allah’a varan besteyi duymuş gideriz / Mecnun gibi Leyla’mıza uymuş gideriz / Bizden kötülük kalmayacak dünyaya / Var olmamızın maksadı buymuş gideriz.”

Selam ve saygılar… ozdemirgurcan23@gmail.com

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here