S-400’ler, Suriyeliler ve 15 Temmuz

0
77

ABD’nin muhalefetine rağmen S-400 füzelerinin ilk bölümü Ankara’ya geldi. ABD bu defa Türkiye’mizin de proje ortağı olduğu F-35’lerin teslim edilmemesiyle ülkemizi tehdit etmeye başladı. Geçenlerde yanlış hatırlamıyorsam Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar Amerika’dan patriot füzeleri alınacağından söz etmişti. İhtiyaç varsa alınmalı ama sırf tehdit ediliyoruz düşüncesiyle alınacaksa kesinlikle vazgeçilmeli.

Türkiye, kökleri tarihin derinliklerinde olan büyük ve güçlü bir ülke… O nedenle 200 yıllık tarihi bulunan bir ABD’nin tehditlerine boyun eğmek Türkiye Cumhuriyeti Devletine yakışmaz.

Gerekirse karşı misilleme yapılır. 25 Temmuz 1975’te milliyetçi cephe hükümeti bakanlar kurulunun aldığı gibi bir kararla bir gecede 21 Amerikan üssü boşaltılmıştı. Tabii Amerika bunun karşılığında Türkiye’ye silah satmama kararı aldı. NATO ülkelerinin hiçbiri Türkiye’ye silah satmayacaktı. Türkiye’nin bu kararlı tutumu karşısında ABD kongresi 1978’de ambargoyu kaldırdı.

Yine aynı durumla karşılaşmamız halinde Türkiye aynı uygulamayı yapmalı, ABD üslerindeki askerleri ülkelerine yollamakta tereddüt etmemeli. Göründüğü gibi bu hususta muhalefet de gereken desteği vermeye hazır.

1926 yılında genç cumhuriyetimizde uçak fabrikası vardı ve uçaklar ihraç ediliyordu. Ne yazık ki Menderes hükümeti bu fabrikayı da 1952 senesinde Amerika’nın baskısı sonucu kapattı.

Türkiye yeraltı ve yerüstü kaynaklarıyla, yetişmiş personeliyle kendi uçağını da, arabasını da, her türlü silah ve teçhizatını üretmeye muktedir bir ülkedir. Şu hale bakın bir füze konusunda ABD ile Rusya arasında kaldık. Bu çıkmazdan kurtulmanın tek yolu üretime geçmek için gerekli adımların atılmasıdır.

s 400 ile ilgili görsel sonucu

Gelelim Suriyelilere…

Yeniçağ Gazetesi yazarı Arslan Bulut bundan bir süre önce Suriyelilerin ülkemize getirilmesinin sebebinin sadece savaş olmadığı, Arapların boşalttığı kuzey Suriye’de bir Kürt Devleti kurdurulmak istenildiğini yazmıştı. İyi hatırlıyorum eski tarım bakanlarından Ahmet Eşref Fakıbaba da “Suriyeliler gitmek istese de biz göndermeyiz” gibi garip bir ifade kullanmıştı. Eğer amaç gerçekten orada bir Kürt Devleti kurmaksa bu çok vahim bir durumdur. O zaman Kandil’de boşu boşuna şehit vermemizin bir anlamı yok.

Bu kadar Suriyeliyi neden içimize soktuk? Bugüne kadar T.C. vatandaşlığına alınan Suriyelileri bilerek, seçerek mi aldık? Ben Türk vatandaşlığına alınanların tehcirde yurtdışına gönderilen Ermeniler olduğuna inanıyorum. Camiler de yok bu din kardeşlerimiz. Bizim askerimiz Suriye’de şehit olurken, bunlar sahillerimizde nargile keyfi yapıyor. Binlercesi dini bayramlarda yurtlarına gidip geri dönüyor. Burada çalışmadan maaş var, sınava girmeden üniversite, her türlü sosyal yardım, hastane, ilaç bedava… Bugüne kadar onlara harcanan para emekliye verilmiş olsa, hepimiz ihya olurduk. Her türlü pislik onlarda… Tecavüz, hırsızlık onlarda… Daha geçenlerde Reyhanlı’da patlayan bombayla 5 Suriyeli öldü. Reyhanlı’da önceki patlamayı da sanırım onlar yapmıştı. Yeter artık âlemin enayisi biz miyiz? Gönderin defolsun gitsinler.

15 Temmuz’a Gelince;

Eğer bir iktidar kendisine yapıldığına inandığı bir darbe için araştırma önergesini reddediyorsa, ben bunun bir darbe olduğuna inanmıyorum. 15 Temmuz bana o boğazları kesilen kınalı kuzularımızın korku dolu bakışlarını, onları boğazlayan Suriyelileri, IŞİD militanı kılıklı hainleri hatırlatmaktan başka hiçbir anlam ifade etmiyor.

15 Temmuz “Beraber yol yürüyenlerin” menfaat çatışmasından başka bir şey değil.

Gerçekse, FETÖ’nün siyasi ayağının araştırması için verilen önergeyi kabul edin, yoksa hikaye anlatmayın..!

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here