Nazım Hikmet’i Saygıyla Anıyoruz

0
162

Günaydın sevgili okuyucularım nasılsınız  bu sabah? Bu hafta Nazım Hikmet haftası. 3 Haziran 1963 tarihinde kaybettiğimiz Nazım Hikmet’i ölümünün 55. yıl dönümünde saygıyla anıyoruz. Bizde  kendimizce sayfamızda onu hafta boyunca rahmetle saygıyla anmaya çalışacağız. Şiirleri ve deyişleri ile.

Önce kısa hayatını okuyalım…

Türk şair, oyun yazarı, senarist ve romancı Nazım Hikmet Ran, 15 Ocak 1902 yılında Selanik’te dünyaya geldi. Romantik-komünist, romantik devrimci olarak anılan Nazım Hikmet, politik görüşleri nedeniyle sıklıkla tutuklandı ve gençlik yıllarının çoğunu hapiste veya sürgünde geçirdi. Nazım Hikmet şiirleri 50’den fazla dile çevrildi.

Nazım Hikmet, ilkokul eğitimini İstanbul Göztepe’deki Taşmektep İlkokulu’nda tamamladı. Nazım Hikmet, buradaki eğitiminin ardından Galatasaray Lisesi’ne gitti ve orada Fransızca öğrenmeye başladı. 1913 yılında eğitimine, Nişantaşı’daki Numune Mektebi’nde devam etti. 1918 yılına gelindiğinde büyük şair, Heybeliada’daki Osmanlı Deniz Okulu’ndan mezun oldu.

Nazım Hikmet’in okul yılları, politik çalkantıların olduğu bir döneme geldi. Osmanlı Devleti, I. Dünya Savaşı’nda Almanya’nın yanında yer aldı ve Nazım Hikmet savaş yıllarında bir dönem Osmanlı kruvazörü Hamidiye’de deniz subaylığı yaptı. Ne var ki 1919 yılında Nazım Hikmet, subaylık görevindeyken ciddi bir şekilde rahatsızlandı ve tam olarak iyileşemedi. Bu nedenle şair, 1920’de bu görevden muaf tutuldu.

Nazım Hikmet, 1921 yılında aralarında Faruk Nafiz Çamlıbel’in de bulunduğu arkadaşlarıyla ve Kurtuluş Savaşı’na katılmak için İnebolu’ya gitti. Oradan Türk Bağımsızlık Hareketi’nin merkezi olan Ankara’ya geçtiler. Ankara’da Mustafa Kemal Paşa’yla tanışan Nazım Hikmet, Atatürk’ün ricasıyla İstanbul’daki ve diğer illerdeki gönüllülerin Kurtuluş Hareketi’ne katılmaları yolunda ilham kaynağı olması adına bir şiir yazdı.

Nazım Hikmet’in yazdığı şiir Muhittin Bey tarafından çok beğenildi ve Muhittin Bey, Nazım Hikmet’i ve arkadaşlarını cepheye göndermektense Bolu’daki bir lisede öğretmenliğe atamaya karar verdi. Fakat, Nazım’ın ve arkadaşı Vala Nureddin’in politik görüşleri, Bolu’daki muhafazakar yetkililerce hoş karşılanmadığından iki arkadaş Gürcistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’ne, Batum’a gitmeye ve 1917 yılındaki Rus Devrimi’nin sonuçlarını görmeye karar verdiler. Batum’a 30 Eylül 1922 varan Nazım Hikmet ve Vala Nureddin, oradan Moskova’ya geçtiler. Nazım Hikmet oradaki bir üniversitede Ekonomi ve Sosyoloji eğitimi aldı. Nazım Hikmet, Rusya’da geçirdiği yıllarda Vladimir Mayakovskiy’nin ve Vsevolod Meyerhold’un sanatsal deneyciliklerinden (fütürizm) ve Lenin’in ideolojik görüşünden büyük ölçüde etkilendi.

Nazım Hikmet, ilk şiirlerini hece ölçüsüyle yazmış olsa da daha sonra kendini hece ölçüsü kullanan şairlerden ayırdı. Nazım’ın şiirdeki gelişimiyle birlikte hece ölçüsü tekniğinin dar kalıplar şair için çok fazla kısıtlamayı beraberinde getirdi. Bu nedenle Nazım, şiirleri için yeni kalıplar bulma arayışına çıktı.

Nazım Hikmet, fütürizm akımını savunan genç Sovyet şairlerinden etkilendi. Türkiye’ye dönüşünde Türk öncü sanat akımının karizmatik lideri haline geldi. Ard arda yenilikçi şiirler, piyesler ve senaryolar yazdı. Hece ölçüsünün zincirlerini kıran Nazım Hikmet, serbest ölçüde yazmaya başladı ve bu da Türkçenin zengin sesli uyumu özelliğiyle mükemmel bir uyum oluşturdu.

Nazım Hikmet, yapıtlarıyla adını tüm dünyaya duyuran bir şairdi. Hiroşima’ya atılan atom bombası atıldıktan sonra yazdığı Ölü Kızcağız şiiriyle savaş karşıtı mesaj veren Nazım Hikmet, bu şiirinin Türkiye’de ve dünya çapında şarkılara uyarlanmasıyla da büyük ölçüde tanınmaya başladı. Nazım Türküsü, ünlü sanatçı Joan Baez tarafından seslendirildi.

Nazım Hikmet, eserleriyle sadece ülkemize değil tüm dünyaya büyük bir miras bırakarak 3 Haziran 1963’te Moskova’da yaşamını yitirdi.

Başlıca Nazım Hikmet Eserleri: Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim, Memleketimden İnsan Manzaraları, Sevdalı Bulut, Piraye’ye Mektuplar, Yeşil Elmalar, Kuvayi Milliye.

& & & & &

Memleket Üzerine

Memleketim, memleketim, memleketim,
ne kasketim kaldı senin ora işi
ne yollarını taşımış ayakkabım,
son mintanım da sırtımda paralandı çoktan,
şile bezindendi.
Sen şimdi yalnız saçımın akında,
enfarktinda yüreğimin,
alnımın çizgilerindesin memleketim,
memleketim,
memleketim…

“Çınarı yıkmak için baltayı köküne vururlar… Kaç kere kaç yerde baltalandı kök/yürümez oldu su/dallar kurudu/Kırıldı kanat/öldürdüler aklı”

& & & & &

Bulutlar Adam Öldürmesin

Analardır adam eden adamı
aydınlıklardır önümüzde gider.
Sizi de bir ana doğurmadı mı?
Analara kıymayın efendiler.
Bulutlar adam öldürmesin.

Koşuyor altı yaşında bir oğlan,
uçurtması geçiyor ağaçlardan,
siz de böyle koşmuştunuz bir zaman.
Çocuklara kıymayın efendiler.
Bulutlar adam öldürmesin.

Gelinler aynada saçını tarar,
aynanın içinde birini arar.
Elbet böyle sizi de aradılar.
Gelinlere kıymayın efendiler.
Bulutlar adam öldürmesin.

İhtiyarlıkta aklına insanın,
tatlı anıları gelmeli yalnız.
Yazıktır, ihtiyarlara kıymayın,
efendiler, siz de ihtiyarsınız.
Bulutlar adam öldürmesin.

& & & & &

Gözlerine Bakarken

Gözlerine bakarken
güneşli bir toprak kokusu vuruyor başıma,
bir buğday tarlasında, ekinlerin içinde
kayboluyorum…
Yeşil pırıltılarla uçsuz bucaksız bir uçurum,
durup dinlenmeden değişen ebedi madde gibi gözlerin:

sırrını her gün bir parça veren
fakat hiç bir zaman
büsbütün teslim olmayacak olan…

Günün Şiiri

Karlı Kayın Ormanında 

Karlı kayın ormanında
yürüyorum geceleyin.
Efkârlıyım, efkârlıyım,
elini ver, nerde elin?

Ayışığı renginde kar,
keçe çizmelerim ağır.
İçimde çalınan ıslık
beni nereye çağırır?

Memleket mi, yıldızlar mı,
gençliğim mi daha uzak?
Kayınların arasında
bir pencere, sarı, sıcak.

Ben ordan geçerken biri :
“Amca, dese, gir içeri.”
Girip yerden selâmlasam
hane içindekileri.

Eski takvim hesabıyle
bu sabah başladı bahar.
Geri geldi Memed’ime
yolladığım oyuncaklar.

Kurulmamış zembereği
küskün duruyor kamyonet,
yüzdüremedi leğende
beyaz kotrasını Memet.

Kar tertemiz, kar kabarık,
yürüyorum yumuşacık.
Dün gece on bir buçukta
ölmüş Berut, tanışırdık.

Bende boz bir halısı var
bir de kitabı, imzalı.
Elden ele geçer kitap,
daha yüz yıl yaşar halı.

Yedi tepeli şehrimde
bıraktım gonca gülümü.
Ne ölümden korkmak ayıp,
ne de düşünmek ölümü.

En acayip gücümüzdür,
kahramanlıktır yaşamak :
Öleceğimizi bilip
öleceğimizi mutlak.

Memleket mi, daha uzak,
gençliğim mi, yıldızlar mı?
Bayramoğlu, Bayramoğlu,
ölümden öte köy var mı?

Geceleyin, karlı kayın
ormanında yürüyorum.
Karanlıkta etrafımı
gündüz gibi görüyorum.

Şimdi şurdan saptım mıydı,
şose, tirenyolu, ova.
Yirmi beş kilometreden
pırıl pırıldır Moskova…

Nazım Hikmet

Günün Sözü

Ben sana bir elma versem, sen bana bir elma versen, bende bir elma, sende bir elma olur. Ben sana bir bilgi versem, sen bana bir bilgi versen, bende iki BİLGİ, sende iki BİLGİ olur.

KONFİÇYUS

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here