Futbol Nargile İçmeye Benzemez (2)

0
41

Değerli okurlarım, yayınlanan makalelerimin büyük bölümünde, siz değerli okurlarımın istekleri, dilekleri ‘yoluma ışık’ tutmaktadır. 55-60 yıl önceki ve o dönemde oynanan futbol hakkında bilgilenmek istemeleri (istemeniz) beni hem mutlu etmekte ve hem de o günleri tekrar yaşamama vesile olmaktadır.

Bunları söylemek ve yazmak kolay bir hadise değildir… İstendiğinde gereken bilgileri sunmak ile talepsiz ve izinsiz konuşmak arasında fark yok mudur? Farklı şeyler değil midir sizce? Farklıdır diye düşünenlerinizin çoğunlukta olduğunu hissediyorum…

Şimdi, sizleri yaklaşık kırk yıl gerilere, birçoklarımızın yaşadığı yıllara götürmek istiyorum ya, o zamanlar da futbolumuzun kara günleriydi. Sadece bir Macar galibiyeti yaşanmıştı 1956’da. Hepsi o kadar… Yani, futbolun nargile içmekle uzaktan yakından ilgisinin olmadığı yıllardı demeye çalışıyorum. Şimdi de öyle değil mi?

Gözle görünen, parayla satın alınamayıp, okulu da olmayan, pırıl-pırıl bir olgu vardı gençlerimizde ve de o günkü insanların hemen hepsinde. Bugünlere gelirken, o paha biçilmez özelliğimizi de yitirdik, her şeyimizi kaybettik adeta. Sevgi, saygı, terbiye üst düzeydeydi. O günler çok gerilerde kaldı…

Buraya kadar, futbolu arşa çıkarmadım ama yerin zeminine de sokmadık. Zaten, öyle bir şansımız ve de öyle bir lüksümüz de olamaz. Şimdi, dünyayı bir tarafa bırakalım da kendi ülkemize şöyle bir göz atalım… Yüzlerce futbol sahasına sahip olduğumuzu rahatlıkla söyleyebiliriz. Gerilere baktıkça böyle güzel şeyleri söyleyebilmek müthiş bir hadise…

Seksen bin kişilik Atatürk Stadı, Altmışlar binlik iki adet stat Kadıköy ve Türk Telekom Arena, Otuz binlik, Kırk binlik olduğu gibi, yirmi, yirmi beş binlik statlar sayamayacağımız kadar çok. Bunların hepsi de nizami statlarımız ve hepsi de faal! Ve yine ülkemizde, merkezi nüfus yoğunluğu 80-100 bin olan ilçeler olduğu gibi illerde bulunmaktadır. Dünyada da böyle yerleşim birimleri mevcut…

Düşünün ki, illere, ilçelere sığabilecek o kadar sporsever maç izlemek amacıyla bir stadyuma doluyor ve hem de iki saatliğine belli ebatlarda düz bir zemine bakıyor. Neden ve niçin bakıyorlar? Üç hakeme (Şimdi beş oldu) 22 futbolcuya… En fazla 90×120 ebadında olan o zemin üzerinde, 150-200 kişi olsa, binlerce insanın seyrettiğine değsin. İki ilginç örnekle yarın devam edeceğiz.

Mutlu olun, mutlu kalın… SAYGILARIMLA

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here