Demokrasi Bizim Neyimize!

0
109

Değerli okurlarım, “demokrasi bizim neyimize!” değil. Demokrasi bize lüks de değil. Benim ülkem ve insanlarımız her şeyin en güzeline layıktır. Bunları tüm samimiyetimle söylüyorum inanın. Ancak, içimizde öyle şahsiyetler, yağcılar, yağdanlıklar, gemicikler var ki; işte onların belki de çoğunlukta oluşu demokrasinin karizmasını çiziyor, işleyişini engelliyor, açıkçası demokrasiyi yok ediyor.

Demokrasinin cibilliyeti nedir? Alınıp, satılır mı? Kodamanlara peşkeş çekilen mümbit arazilerde üretilir mi? Bunların hiç birisi de değil. Dilerseniz kökenine bir göz atalım, bu demokrasinin nasıl bir şeydir.

Yunanca “Halk” kelimesinin karşılığı olan “Demos” ile “İdare” anlamına gelen “Kratos” kelimelerinden meydana gelmiş olan “Demokrasi” teriminin karşılığında Türk Dil Kurumu sözlüğünde şunu yazar: Halkın egemenliğine dayalı yönetim biçimi.

Yani, halkın temel hak ve hürriyetlerinin korunması, halk kitlesinin görüş, kanaat ve çıkarlarının ülke yönetimi ve işleyişi üzerinde etkili olması anlamına gelen demokrasi, ne yazık ki bir ütopya olmaktan öteye gidememiştir. Tıpkı, insanlığa evrensel barışı, refahı ve mutluluğu vadeden diğer sistemler gibi.

Bugün batı toplumlarının denemeye çalıştığı ancak bir türlü tam olarak hayata geçiremedikleri demokrasinin ülkemizdeki serüveni ise kavga, kargaşa, darbe, acı, yokluk ve de gözyaşı doludur. Cumhuriyet’in ilanından itibaren yönünü batı medeniyetine çeviren Türk toplumu zaman-zaman demokrasinin ucundan tutmaya çalıştıysa da, her seferinde legal, illegal güçler tarafından uzaklaştırılmıştır. Bunun elbette çeşitli nedenleri vardır ve siyaset ile toplum bilimcilerin ilgi alanına girer, ancak en önemli nedenlerden birisi, toplumun bir demokrasi kültürüne sahip olmayışıdır.

Demokrasi her seferinde bu topluma birileri tarafından lütuf olarak sunulmuştur. Çok ilginçtir, lütufta bulunanlar, günü geldiğinde verdiklerini geri almakta beis görmemişlerdir. Dolayısıyla demokrasi, geleneksel değerlerimiz ve evrensel değerlerimiz hedeflerimiz arasında hiçbir zaman yerini alamamıştır. Kökleşememiştir. Sahiplenebileceğimiz, uğruna her şeyimizi feda edebileceğimiz bir amaç değil, çeşitli menfaat gruplarının elinde bir araç olmuştur.

Bizlere demokrasi diye yutturulan seçimler, zümre oligarşisinin egemenliğini sağlama almaktan öteye gitmemiştir. Halk, sadece lobilerin, cemaatlerin, dincilerin, çıkar gruplarının ikrarına payanda vazifesi görmüştür. Yani işleri bittiği zaman hurdalığa atılacak bir payanda…

Mamafih, hiçbir zaman demokrasiyi önemsemeyen ülkemiz, batı toplumlarını felakete sürükleyen “diktatörlük” deneyimini de tam olarak yaşayamamıştır diyelim. Buna izin vermedikleri için değil, kapkara yağdanlıklar olduğu sürece her şey mümkündür, neyse… Diktatörlüğü ortam oluşmamıştır. Aydınlar boşuna mı içeride. Muhtemelen demokrasinin kıymetini bilmemizin en büyük nedeni budur.

Yıllarca faşizm rejimi altında inim-inim inleyen ki; ülkemizde o faşist dediğimiz güruh iktidar olma hevesinde, onu da bir tarafa bırakalım. Avrupa’nın da iç-dış savaşlarda her şeylerini yitirdiklerinden, demokrasiye dört elle sarılmaları bundandır diye düşünmekteyim. Diktatörlük müsait ortam bulamıyor diyoruz ama o yağdanlıkların sayesinde güzel ülkemse her şey olabilir.

Yerim dolduğundan bazı şeyleri yazamıyorum. Allah ülkemi o insanların şerrinden korusun. En büyük dileğim budur.

Mutlu olum, mutlu kalın… SAYGILARIMLA

 

Gönül Köşemden

Neşe Doluyor İnsan

Değerli okurlarım, 23 Nisan, Çocuk Bayramı olarak çocuklara hediye edilmiştir ama bu armağan tek evrensel bayram olma özelliğini de taşımaktadır. Yani 23 Nisan durup dururken 23 Nisan olmamıştır. Bu önemli yaklaşım Cumhuriyet’in ve kurucularının gençlere olan güvenin de ifadesidir.

Bu önemli gün, bir milletin fakru zaruret içinde de olsa yenden doğuşunun ve tüm dünyaya “Ben Buradayım” diyerek haykırmasının simgesidir.

Türk Ulusu’nun esareti kabul etmeyerek, ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Önderliğinde bağımsızlığını bırakmak üzere tutup sahiplendiği gündür 23 Nisan…

Egemenliğin kayıtsız millete ait olduğu yeni yönetim biçimi, Türkiye Cumhuriyeti’ne yurttaşlık bağı olan herkese birey olma imkânı sağlamış ve de bunun sorumluluğunu da üstlenmiş ve yüklemiştir.

23 Nisan; Kurtuluş savaşının en zor günlerinde Gazi Meclisin açılmasıyla olağanüstü anlamlı bir gün ve tam bağımsız, çağdaş Cumhuriyet’in temellerinin atılmasında en önemli bir aşamadır.

23 Nisan: Egemenlik ve Hâkimiyet Kayıtsız Şartsız Milletindir! Bu önemli günün anlamı budur. Bu anlam hiçbir zaman değişmeyecektir. Değiştirmek isteyenler de olacaktır şimdilerde olduğu gibi. Onlara sesimizi yükselteceğiz ve bu uyarıyı yaparken de kararlı olduğumuzu göstereceğiz.

Gençlerimiz, çocuklarımız ulusumuzun yarınlarıdır. Bu ülkede yaşayanlar yani yurttaşlık bağı ile bağlı olanlar, tüm insanlar 23 Nisan’a, Cumhuriyet’e karşı çıkanlara karşı dik durup gerekli tavrı göstermelidirler. Vatanımız için yapacağımız önemli görevlerden birisidir.

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutlarken, geleceğe yön verecek bireyleri ve yöneticileri olan çocuklarımızı ve gençlerimizi yarınlara hazırlamanın, bunları başarabilmeleri için eğitimlerinin de ne kadar önemli olduğunu söylememe gerek var mı?

Devrimciler, ABD 6. Filosunu ülkeye sokmamak için can alıp can verirken, şimdi meclis başkanı olan zat, yabancı işgalcilere çiçek veriyordu.

Çanakkale Ruhu mu Olurmuş? “Gazi Meclis” de neymiş! Haddini aşan bu lafları eden de o zat. Onlarda bir değişiklik yok. Bundan sonra da değişeceklerini de hiç sanmıyorum. Çocuklarımızın bu evrensel bayramlarını en iyi dileklerimle kutlar, mutlu yarınlar dilerim.

Mutlu olun, mutlu kalın… SAYGILARIMLA

Günün Nabzı

Şehit Kanı Kurumadan

Atalarımızın tüm söyledikleri altın gibi değerlidir. Çocukluğumuzda duymuş olsak bile unutmuyoruz, unutamıyoruz. “Deliler sevilir de, densizler hiç sevilmez, nefret edilir” ifadelerini sık-sık duyardım çevremizde. Ne anlama geldiği hakkında bir fikrim de yoktu. Daha sonraları az çok idrak etmeye başladım.

Konu şu: Hatay sınır kapısında en üst kademenin önayak olduğu şarkılı türkülü ve çalgılı saatler yaşanmış. Yaşanmış diyorum ama televizyonlarda gösterdi. Sanatçı olarak geçinenler Kasımpaşalının etrafında yer kapmaları ayrı bir üzüntü kaynağı. Bir şehit ailesinin bulunduğu sokakta bu densizlik yapılamayacağına göre sınır kapısında da yapılmaz diye düşünüyorum.

Günün Sözü

Şehitlere Dua Edilir Ağıt Yakılır!

Öcal’dan İnciler

Şehitlere Saygısızlık, Allah’a Saygısızlıktır

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here