Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Hatay Milletvekili Nermin Yıldırım Kara, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla yaptığı yazılı basın açıklamasında kadınların karşı karşıya olduğu sorunlara ve kadın mücadelesinin önemine dikkat çekti. Cumhuriyet Halk Partisi Hatay Milletvekili Kara, kadın haklarının korunması ve geliştirilmesi için mücadelenin sürmesi gerektiğini vurguladı.
Kara, Türkiye’de her yıl 8 Mart’ın benzer sorunların dile getirildiği ancak çözümlerin yetersiz kaldığı bir gün olarak geçtiğini belirterek, bu durumun cumhuriyetin kurucu felsefesine yönelik eleştirilerden bağımsız düşünülemeyeceğini ifade etti. Cumhuriyetin yalnızca bir yönetim biçimi olmadığını, aynı zamanda yurttaşlık haklarının teminatı olduğunu dile getiren Kara, kadınların ekonomik hayata katılımı, hukuk önünde eşitlik ve kamusal alanda var olma mücadelesini daha bilinçli şekilde sürdürdüğünü söyledi.
Cumhuriyetin kadın hakları alanında Türkiye’yi çağdaş ülkeler arasına taşıdığını ifade eden Kara; “Bugün kadın hareketinin görevi bu mirası korumak ve cumhuriyet bayrağını daha ileriye taşımaktır” dedi.
“Kadına Yönelik Şiddet Kent-Kır Ayırmıyor”
Kara, kadına yönelik şiddetin Türkiye’de hâlâ ciddi bir toplumsal sorun olduğunu belirterek, Türkiye İstatistik Kurumu verilerine atıfta bulundu. 2024 yılı Kadına Yönelik Şiddet Araştırması’na göre kadınların yüzde 12’sinin fiziksel, yüzde 18’inin ekonomik ve yüzde 28’inin psikolojik şiddete yaşamları boyunca maruz kaldığını ifade etti.
Boşanmış kadınların şiddete karşı daha savunmasız bir konumda olduğuna dikkat çeken Kara, bu gruptaki kadınların yüzde 41’inin fiziksel, yüzde 62’sinin psikolojik ve yüzde 42’sinin ekonomik şiddete maruz kaldığını aktardığını söyledi.
Eğitim düzeyinin de önemli bir faktör olduğunu vurgulayan Kara, eğitim seviyesi düşük kadınların daha fazla şiddete maruz kaldığının tespit edildiğini belirtti. Özellikle ekonomik şiddette bu farkın belirgin olduğunu kaydeden Kara, bir okul bitirmemiş kadınların yüzde 31’inin ekonomik şiddet gördüğünü, yükseköğrenim mezunlarında ise bu oranın yüzde 8’e düştüğünü ifade etti.
Şiddetin çoğunlukla aile içinde gerçekleştiğine dikkat çeken Kara, kadınların yüzde 66’sının aile bireylerinden ekonomik şiddet gördüğünü, yüzde 56’sının ise eşi veya birlikte olduğu kişi tarafından fiziksel şiddete maruz bırakıldığını belirtti. Kentte ya da kırsalda yaşamanın kadınların güvenliği açısından önemli bir fark oluşturmadığını da sözlerine ekledi.
Kadın Cinayetleri Verileri
Kara, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu verilerine göre yalnızca 2026 yılının ocak ayında 22 kadının öldürüldüğünü, 2025 yılında ise öldürülen ya da şüpheli şekilde hayatını kaybeden kadın sayısının 591 olarak açıklandığını hatırlattı.
Bu verilerin kadına yönelik şiddetin halen ciddi bir toplumsal sorun olduğunu gösterdiğini ifade eden Kara, kadınların iş yaşamına katılmasının ve ekonomik bağımsızlık kazanmasının şiddete karşı görece bir koruma sağladığını belirtti.
“Kadın Haklarını Tartışmaya Açanlar Cumhuriyeti de Tartışıyor”
Kara açıklamasında, bazı çevrelerin doğum oranlarındaki düşüşü ve ekonomik sorunları kadınların eğitim almasına ya da çalışma hayatına katılmasına bağladığını söyleyerek bu yaklaşımı eleştirdi.
Kadınların nafaka hakkı, boşanma hakkı ve kamusal hayattaki eşit varlığına yönelik eleştirilerin arttığını dile getiren Kara; “Kadın haklarını tartışmaya açanlarla cumhuriyete karşı çıkanlar genellikle aynı kişilerdir. Kadını eve kapatmak isteyenler, cumhuriyeti de geride bırakılması gereken bir durak olarak görmektedir” ifadelerini kullandı.
“Kadınlar Sözlerin Altındaki Gerçeği Görüyor”
Kadınların eğitim, çalışma ve kamusal hayata eşit katılım haklarına sahip çıkmasının her zamankinden daha önemli olduğunu belirten Kara, kadınların “kadının yeri evidir” gibi söylemlerin ardındaki sömürü düzenini artık gördüğünü söyledi.
Kara, kadına yönelik şiddetle mücadelede etkin politikalar uygulanması gerektiğini belirterek Türkiye’nin yeniden İstanbul Sözleşmesi’ne dönmesi gerektiğini savundu. Kadınların iş gücüne katılımının artırılması ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğiyle uzun vadeli bir mücadele yürütülmesi çağrısında bulundu.
Her görüşten kadının bu mücadeleye destek vermesi halinde 8 Mart’ın bir gün gerçekten bir “zafer günü” olarak kutlanabileceğini ifade etti. (Haber Merkezi)







