Yaşayan Hiçbir Şey, Kendi Başına Sadece Kendisi İçin Yaşamaz

0
130

Günaydın sevgili okuyucularım nasılsınız bu sabah? CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP milletvekili Enis Berberoğlu’nun tutuklanmasının ardından dün Ankara’dan İstanbul’a ‘Adalet Yürüyüşü’nü başlattı. Güvenpark’a  toplanan  grubun yürüyüşünün 28 gün süreceği ön görülüyor. Doğrusu kolay olmayacak, oruçlusu var, yaşlısı var ama amaç herkese eşitlik ve  adaletse neden olmasın. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, “Adaletin olmadığı bir ülkede yaşamak istemiyoruz. Her özgür ülke gibi, uygar ülke gibi, kendi ülkemizde barış içinde yaşamak istiyoruz.. Bunun için yürüyüşümüzü başlatıyoruz” diye konuşmuş. Kılıçdaroğlu’nun günde 18 km kat edeceği, yürüyüşün 28 gün sürmesi bekleniyor. Hadi kolay gelsin!

İnsanlar eşit haklarla doğarlar, yaşam hakkı örneğin. Her canlı ilk soluğunu hayatta “merhaba” demenin ne olduğunu bilmeden can havli ile alır. Can havli ne demek ki? Can havli bildiğim kadarı ile; hayati tehlike taşıyan durumlarda kurtulmak için  çırpınmak, gayret göstermek… Yeni doğan bir bebek bunu nasıl yapabilir ki, candan ve canın değerinden haberdar mıdır, yaşam hakkında ne bilir ki, can havli ile soluk alıp yaşama merhaba demek istesin?

Ona bu  hakkı veren doğa, yaşayabilmesi için  ona bu gayreti vermiştir zahar? Ve biz bu hakla büyürüz. Soluk alıp verme hakkı bize verilen ilk ve temel hak. Yaratan tarafından. Ne kadar doğru alırız soluğu? O artık alana aittir. Doğru  alsa da, yanlış  alsa da sonuçta, aldığı soluk onundur. Ancak o soluğu yalnızca kendisini hayata bağlamaz, onu sevenleri de hayata bağlar. Ve biz artık  nasıl  yaşadığımızı bilmediğimiz bir dünyada yaşıyoruz. Soluğumuzun kesik kesik çıktığı bir dünya; “insanlar eşit doğarlar, eşit haklarla. akıl ve vicdana sahiptirler” diyerek Ben deniz için  en önemli şey insanlardır, sokaktaki ve sıradan insanlar. Biz sıradan insanlar olarak o kadar birbirimizin canını acıtıyor, o kadar birbirimizi  yaralıyoruz ki ve birbirimize zarar veriyoruz ki en yaman düşmanımız bile  bu zararı vermiyor. Kıskançlıklar, nedensiz nefretler, kabalık, holdur  huldurluk  ve “her zaman yalnızca ben” diyerek…

Ve sevgili okuyucularım. Haklarınıza sahip çıkın, kimse kimseye hak vermez. Hak alınır. Sahip olduklarımızın değerini bilelim ve kimseyi incitmeyelim ki incinmeyelim. Bazen toprak olmamız bundan değil mi ki? Çok konuşmak, çok yazmak bile aslında hak ihlali gibi geliyor bana ancak okumak ya da dinlemek zorunda değilsek her an hoşça kal diyebilmeliyiz. En azından. Ve şimdilik sağlık ve sevgiyle kalalım sevgili okuyucularım. Ayrımsız gayrımsız… Yase

& & & & &

Söz Yürekten Çıkarsa Yüreğe Gider

İkinci bebeği olacağını öğrenince çok sevindi. 3 yaşındaki oğlunu doğacak kardeşi için hazırlamaya başladı… Bebeğin kız olacağı anlaşıldı. Oğlu annesinin karnındaki kardeşine her gün şarkı söyledi. Kardeşini daha görmeden bir sevgi bağı oluştu. Zamanı geldi doğum sancıları başladı. Fakat bir sorun vardı. Doktorlar çaresizdi. Bir sezaryen ameliyatı gerekiyordu.

Ameliyat çok zor geçti. Sonunda bebek doğdu. Bebeğin durumu ciddiydi. Bebek yoğun bakım ünitesine kaldırıldı. Günler geçtikçe küçük kızın durumu kötüye gidiyordu. Doktorlar üzgündü çocuğun kurtulma ümidi yoktu. Bebekleri için evlerinde bir oda düzenlemişlerdi. Şimdi cenaze için hazırlanıyorlardı. Oğulları kız kardeşini görebilmek için yalvarıyordu. “-Kardeşime şarkı söylemek istiyorum” diyordu.

Ama yoğun bakım ünitesine çocukların girmesi yasaktı. Sonunda kadın kararını verdi. Bebeği nasıl olsa ölecekti. Çocuğunun kardeşini görmesini engellemeyecekti. Ne yapıp edip çocuğu içeri sokacaktı. Oğluna oldukça büyük gelen bir ziyaretçi giysisi giydirdi ve yoğun bakım ünitesine soktu. Çocuk yürüyen bir çamaşır torbası gibiydi. Başhemşire onun bir çocuk olduğunu fark etti. “-O çocuğu içeri sokamazsınız” diye uyardı. Kadın başhemşireye dönerek bağırdı: “Oğlum kız kardeşine şarkı söylemeden buradan çıkmayacak.”

Oğlunu kız kardeşinin yatağına götürdü. Küçük kız yaşam savaşını yitirmek üzereydi. Çocuk bir süre kardeşinin yüzüne baktı. 3 yaşındaki bir çocuğun saf temiz pırıl pırıl sesiyle şu şarkıyı mırıldandı: “-Sen benim gün ışığımsın tek gün ışığım gökyüzü griyken beni mutlu edersin.”

Küçük kız bu sesi tanıdı aniden tepki verdi. Kalp atışları düzelmeye başladı. Annesi: “-Şarkıyı sürdür” dedi oğluna. Küçük çocuk devam etti: “-Seni ne çok sevdiğimi asla bilmeyeceksin lütfen gün ışığını benden alma bebeğim.” Çocuk şarkıyı sürdürdükçe bebek kesik kesik nefes almasını hızlandırdı. Annesi göz yaşları içinde: “Devam et oğlum” dedi.

“-Geçen gece uyurken rüyamda seni kollarıma aldığımı gördüm bebeğim.” Şimdi onu içeri almak istemeyen hemşirenin yüzü de gözyaşları içindeydi. Bütün hastane personeli doktorlar başlarına toplanmıştı. Annesi de coşkuyla şarkıya katıldı. “-Seni ne çok sevdiğimi asla bilmeyeceksin bebeğim. Lütfen gün ışığını benden alma.”

Anne oğul şarkılarını sürdürdü. Ve küçük kız birkaç gün sonra iyileşti. Abisine annesine odasına kavuştu. Sevdiğiniz insanlar için ümidinizi kesmeyin. Sevgisiz ümitsiz kalmayın. Söz yürekten çıkarsa yüreğe gider. Dilden çıkarsa kulağı aşamaz…

Günün Şiiri

Adem Oğlu
Miskin Adem oğlanı,nefse zebun olmuştur
Hayvan canavar gibi,otlamağa kalmıştır

Hergiz ölümün sanmaz,ölesi günin anmaz
Bu dünyadan usanmaz,gaflet önin almışdur

Oğlanlar öğüt almaz,yiğitler tevbe kılmaz
Kocalar taat kılmaz,sarp rüzigar olmuştur

Beğler azdı yolundan,bilmez yoksul halinden
Çıktı rahmet gölünden,nefs gölüne dalmışdur

Yunus sözi alimden,zinhar olma zalimden
Korkadurın ölümden,cümle doğan ölmüşdür.
Yunus Emre

Mezar

Sabah mezarlığa vardım,
Baktım herkes ölmüş yatar,
Her biri çâresiz olup,
Ömrünü yitirmiş yatar.

Kimi yiğit, kimi koca,
Kimi vezir kimi hoca,
Gündüzleri olmuş gece,
Karanlığa girmiş yatar.

Vardım onların katına,
Baktım ecel heybetine,
Ne yiğitler muradına,
Daha ermemiş yatar.

Nicelerin bağrın deler,
Kurtlar üstünde gezeler,
Gepegencecik tâzeler,
Gül gibice solmuş yatar.

Yarı kalmış tüm işleri,
Dökülmüş inci dişleri,
Dağılmış sırma saçları,
Hep yerlere düşmüş yatar.

Çürüyüp durur tenleri,
Hakka ulaşmış canları,
Görmez misin sen bunları?
Nöbet bize gelmiş yatar.
Yunus Emre

Satıyoruz

Bugün biz…

Bıraktık benliğimizi

Bir kere daha

Ve hadi!!!

 

Satıyoruz kanımızı paraya

Neden hala duruyoruz.

Hadi!!

Kanımızı satıyoruz.

Zehra ÇETİN

Günün Fıkrası

Bunları Ramazana Verin

Vaktiyle adamın birisi her şeyin en güzelini bir yana ayırır, “Hanım bunu Ramazan’a sakla” dermiş. Gel zaman git zaman Ramazan ayı gelmiş, güzel güzel yemekler pişmeye, iftar sofraları dolup taşmaya başlamış. Günlerden bir gün kapıya bir dilenci gelmiş ve Allah için bir yardım istemiş.

Kadın: “Adın ne senin?” demiş.

“Ramazan”

“Ramazan mı? Dur öyle ise…”

Evde ne kadar ayrılmış güzel yiyecek, içecekler varsa kaplara doldurmuş. “Al git bunları, bizim bey sana saklıyordu” demiş.

Günün Sözü

Sevip de kaybetmek, sevmemiş olmaktan daha iyidir.

Senec

Denizin dibinde incilerle taşlar karışık bulunurlar. Övülecek şeyler de kusur ve yanlışların arasında bulunur.

Mevlana

Yaşayan hiçbir şey kendi başına sadece kendisi için yaşamaz.

William BLAKE

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here