Unutulmayan Amigolar (5)

0
60

(Eski Açık, Sarı Desene)

Değerli okurlarım, inanmanız belki zor olacak ama bitmesini ya da bitirmeyi istemediğim makalelerimden birisi de budur. Sözünü ettiğim amigolarla çok anılarım var. Hepsini sizlere sunmam mümkün değil. Bunları yazmama vesile olan Özcimbomlu Sezgin’e dualarımla birlikte şükranlarımı sunarım. Zaten bu gün de ondan söz edeceğim. Sezgin Özcimbomlu ile yan yana bile gelebilmiş değilim. Yıllar süren adli süreçte, Kaçmaz olan soyadını Özcimbomlu olarak değiştirmişti. Benden daha iyi Cimbomlu mu diye arada bir düşünüyorum.

Bir Avrupa Kupası maçında (uzun yıllar önce) Tarık Hoçiç’in Lahti’ye attığı golden sonra tribünden beton zemine düşerek felç olmuş ve tekerlekli sandalyeye mahkûm olmuştu Özcimbomlu Kuştepeli Sezgin. Uzaktan çok izlemiştim rahmetliyi. Gollerden sonra futbolcuların buluşma yeri tekerlekli sandalyesinin çevresiydi. Tribünler ona şöhretli bir futbolcu, hatta bir star gibi davranırdı. Karıncaezmez Şevki konuşmazdı, Sezgin de konuşmuyordu genelde ama vücut dili vardı. Oyun esnasında oyuncuların yapması gereken hareketleri, o tekerlekli sandalyesinde yapmaya çalışırdı.

Özcimbomlu Sezgin’e tekrar döneceğim. Unutmadan önemli bir konuyu da dile getirmek istiyorum. Hani şu amigoluğun yüz karası demiştim ya. Kozmopolit illerde amigoluğun zor olduğunu, buna karşın kırsal kesimde amigoluk yapanların rahat olduklarını söyleyebilirim. Buraların amigoları ve yandaşları, maça gelmeye hazırlanan rakip takım taraftarlarının flamalarını alırlar ve darp ederler. Polis de bu zorbalığı hoş karşılar ya da görmezden gelir. Tezahüratları herkesi rahatsız eder. Küfürden geçilmez ve bu küfürlerden hakemler de nasibini alır. Yeni çıkan yasalarla bu çirkinliklerin önüne geçilmeye çalışılıyorsa da şimdilik bir değişiklik gözlenmiyor. Burada zararı kulüpler görüyor. Para cezaları, sahaların kapatılması vs.

Amigoluğun mektebi yok demiştim. Bu doğru, halkın içinden gelmedir amigolar. Terbiyeli ve centilmen biriyse, kötü tezahürata pirim vermez ve fanatikler de küfrü unutur. Bazı hakemler hak etse bile küfre itibar etmemek lazım. Bir müsabakada Selçuk Dereli hakemimiz için şöyle bir slogan üretildi, anında… “Selçuk Dereli, senin anan nereli?” Burada anons edilecek ya da sitem edilecek bir durum yok. Belki inanmayacaksınız ama maçın son yirmi dakikasında öyle güzel maç yönetti ki anlatamam. Bazen faydalı oluyor demek ki…

Tekrar geliyoruz Özcimbomlu Sezgin’e… Galatasaray’ın sembol isimlerinden Ultraslan’ın kurucusu Alpaslan Dikmen’in rahmetli olduğu hafta (kendisinin de genç yaşta öleceği hesapta yoktu.) “O, bizi Arena’dan duyacak.” demişti. Özellikle 1983 yılından vefatına kadar, deplasmanlar dahil hiçbir Galatasaray maçını kaçırmayan Özcimbomlu Sezgin için Galatasaray Kulübü ve tüm taraftarlar yas tutmaktadırlar. Sadece uzaktan görmeme rağmen onu bir star gibi belli bir noktaya getiren efendiliği ve renk aşkıydı. Bundan sonraki makalelerimin biri de “renk aşkı” ile ilgili olacağını şimdiden belirtmeliyim.

Kulüp farkı gözetmeden söylüyorum ki; Türk futbolunun efsane olmuş isimlerinin çok büyük bölümü orada. Hatta Karıncaezmez Şevki, Alpaslan Dikmen de orada ama rahmetli Sezgin’in vücut dili anlatılamaz, bir harikaydı. Eski yönetici Abdurrahim Albayrak’ın hareketleri ve vücut dili biraz örtüşüyor, rahmetli Sezgin Özcimbomlu ile. Kuştepeli Sezgin’in vefatı ile çok üzüldüğümü belirtmeliyim. İkinci üzüntüm, benden daha fanatik, daha iyi bir Galatasaraylı olduğunu düşünüyor ve Kaçmaz olan soyadını Özcimbomlu olarak değiştiren Sezgin kardeşimize saygı duyuyorum. Türk futboluna hizmet ederek, sonunda gerçek dünyaya göç eden tüm sporcu ve spor adamlarımıza Tanrı’dan rahmet, Yüce Türk Ulusu’na baş sağlığı dileyelim. Mekânları cennet olsun.

Mutlu olun, mutlu kalın… SAYGILARIMLA

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here