Tatil İçin mi Çalışıyoruz?(!)

0
61

Tatil öncesi, öğretmen arkadaşım Kerim Bey’le, “tüketim toplumlarında galiba herkes tatil için çalışıyor” yargısı ekseninde bir tatil sohbeti yaptık.. Kerim Bey’e bu sohbeti, “Tatil için mi çalışıyoruz?” başlığı altında yazacağımı, “tatilde okuması dileğimle” birlikte söyledim..

Konuları, olayları değerlendirirken, sayfalarca izahı özetleyecek bir mizahla karşılık veren Kerim Bey, yine öyle yaptı; “Tatilde boş zamanları okumakla tüketmenin, tüketim toplumunda bir değeri yok! Ben gazetedeki yazıları okumam, tatil köylerinin resimlerine bakarım!”

 “Tatilde bir yerlere çıkıyor musun?” diye sorulduğunda, “Bodrum” yanıtlı espri gelir aklımıza.. Esprideki bodrum sözcüğüyle sembolleşen kinayeli tatile çıkma mecazı, gerçekte tatil gerçeğinin sosyoekonomik eleştirisini de fotoğraflar zihnimizde..Ve fakat ben, esprideki “bilindik”  yanıtı vermeyi düşünsem de, mecazın da bir mantığı olmalı gerçeğiyle vazgeçerim.. Çünkü bodruma çıkılmaz, inilir! Dolayısıyla ben de kendi gerçeğimi söylerim: “Balkona!” Balkona çıkmak için tatili beklemiyorum elbette.. Yazlı kışlı tatillerde balkonu bekliyorum! Kaldı ki ben, önem ve değeri mekanlara değil, her mekan ve zamanda insanlara atfedenlerdenim.. Bu düşüncemi İbrahim Refik’in, “Edep Ya Hu” adlı kitabından bir atıfla destekleyebilirim: “Eskimeyen eskiler; ‘Şerefü’l-mekân bi’l-mekin’ ibaresini hat levhası olarak talik ettirip makam odalarına asarlar ve bu düsturu icraatlarına yansıtırlarmış. Bu sözün manası bir mekânın şerefi orada oturandan gelir demekmiş.”

Tatil, “boşa çıkmak” anlamında Arapça ‘ATL’ kökünden geliyor.. Tatilin, “atılda yerleşik mekan veya zaman” olduğu mecazen söyleniyor.. Söyleniyordu! Çünkü artık tatil zamanı derken aynı anda zihinlerde tüketim toplumunun tatil mekanları da tüm gerçekliğiyle resimleniyor.. Önce “tatil zamanını” irdeleyelim: Sanayi devrimi sonrasında üretim kitleselleşiyor ve bu süreçte, üretimdeki fabrika emek eşgüdümlü ağır yükü tatilsiz taşıyan başta üretim tutsağı emekçiler olmak üzere toplumlar modernleşiyor.. Bertrand Russell, “Aylaklığa Övgü” adlı kitabında bu kitlesel üretim tutsaklığını ve kurumlarını, bireylerin tatil zamanı özlemleri üzerinden eleştirerek vurguluyor.. Otomasyonla birlikte üretimdeki bedensel emek yükü zamanla azalıyor.. Teknoloji marifetiyle beden gücüne olan ihtiyacın azalması, bireylerin çalışma zamanlarını da kısaltıyor.. Ve Russel’in alaysı övgüsünü yaptığı “Boş Zaman” kavramı modern toplum literatürüne yerleşiyor..

İrdelememize “tatil mekanları” üzerinden devam edelim: Toplumların modernleşme sürecinde, üretilenlerin ihtiyaca binaen tüketilmesi ötesinde; şirketlerin daha çok kârını hedefleyen “daha çok tüket, daha çeşitli tüket, her yaşta tüket” neo liberal haz ihtiyacına biat edilmeye başlanıyor.. Boş zamanlar aleminin her mekanı alışveriş merkezleriyle donanıyor.. Ve Marks’ın “meta fetişizmi” diye kavramsallaştırdığı olgu (ticari amaçla üretilen malların kullanım değerinin ötesinde, sanki metafizik bir öz varmış gibi tüketilmesi) tüketim toplumu bireylerinin tüm boş zamanlarını dolduruyor.. Artık, daha çok ve çeşitli tüketim araçlarını kullanmak, bunları da başkalarına göstermek, üstün olduğunu hissetmek, bu üstünlüğün devamını sağlamak amaçlı markada sembolleşen meta fetişizmi, tüketim toplumunun temel felsefesi oluyor.. Ki bu felsefe kapitalizmin üretim mantığının ifadesi, “Hepimiz tüketmek için / tatil için çalışıyoruz” cümlesiyle özetleniyor.. Artı, çalışanların tatilde de kapitalizmin tüketim mantığına uygun çalışmaları isteniyor ve turlar, kredilerle paketlenmiş halde bireylerin tüketimine sunuluyor.. Dolayısıyla alışveriş merkezlerinden arta kalan boş zamanlar, kredili turlarla “yıldızlanan otellerde” veya tatil köylerinde tüketiliyor..

Ben de elbette tüketim toplumunda yaşayan bir bireydim.. Dolayısıyla tatilde boş zamanımı özgürce tüketmek benim de hakkımdı! Ve fakat benim boş zamanlarımı tüketeceğim mekan sınırsız tüketim özgürlüğüme karşın eşitsiz değişim gücüm nedeniyle, üç sandalye bir sehpalık balkon sefasıyla sınırlıydı..Burada, Nehircan’ın, “babamın ütopik tatil köyü” mecazıyla gerekçelediği bu tatil mekanımın, tatil kavramının “boşa çıkmak” tanımlı gerçek anlamıyla atıla düştüğü gerçeğini de söylemeliyim! Son tahlilde ben, tatil mekanlarının  resmine baktığımda, mecaz da olsa balkon sefamın, gerçekte bir balkon sefaleti olduğunu itiraf ediyor(!) ve tatil mekanlarındaki arkadaşlarımı da, tüm zaman ve mekanları kapsadığını düşündüğüm ‘Şerefü’l-mekân bi’l-mekin’ sözüyle selamlıyorum..

Selam ve saygılar…                                  ozdemirgurcan23@gmail.com

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here