Stadyum ve Fanatikler (4)

0
5

Değerli okurlarım, şu yalancı dünyada yaşamayı bir avantaj kabul ediyoruz. Bildiğiniz gibi şu son zamanlarda yerleri dolmayacak o kadar önemli sanatçıları toprağa verdik ki. Resmen tanımasak bile, ekranlarda bize hitap edişleriyle gönlümüzde taht kuran o güzel insanları rahmetle anıyorum. Ayrıca, evlerinde ya da kliniklerde hayata veda eden çok insanlar da bulunmakta ve onları da rahmetle anıyoruz. İnsanların doğası gereği tanıdıklarına daha çok üzülüyor. İsim vermeme hiç de gerek yok.

Şimdi durup dururken nereden çıktı böyle üzücü şeyler. Unutmamak gerekir ki, arada bir ölümü ve de ölmüşleri hatırlamak, kişiyi yanlışlardan uzaklaştıracağı gibi, dingin tutar. Ben buna inanıyorum. Çok ilginçtir ki ihtilal de olsa, soğuktan titreyip donsak da sıcaktan eriyip komaya girsek de gençliğimizdeki aşkımızı da, ilk günkü mesleğimizi de unutmuyor ve en halisane biçimde icra etmeye özen gösteriyoruz. Sanki dünya ölümsüzmüş gibi, sanki öbür tarafa gidilmeyecekmiş gibi.

Böylesine damardan girdikten sonra, attığım başlığın içeriğini bildiğimiz kadarıyla anlatmaya çalışalım. Tribün, taraftar, futbolcular ve hakemler… Bunlardan hiç birini görmezden gelemeyiz. Hele futbolcularla hakemleri hiç göz ardı edemeyiz. Hele futbolcularla hakemleri hiç mi hiç göz ardı edemeyiz. Hakemlerin konumu değişik ya, her neyse başka bir makalemde sizlere sunacağım.

Futbolcular, hakemler olmayınca müsabakalar yapılmıyor da, tribünsüz ve taraftarsız nasıl olacak sizce? Yine “bir zamanlar” diye söze başlamak istiyorum. Üç beş ilin dışındaki ilçelerde, illerde sanki tribün mü vardı? Sadece modern futbola ayak uyduran kale direkleri ile kireçle belirlenmiş muhtemelen nizami bir saha. Nizami olarak adlandırdığım o zemin yazın kaskatı kışın ise kelimenin tam anlamıyla köstebek yuvası. O günün taraftarlarına saygılarımı sunduktan sonra, günümüz taraftarlarına bir göz atalım. Bu şekilde önemli bir gerçeği de anlatmış olacağım.

Günümüzde sporseverler, taraftarlar olmadan müsabakalar yapılmıyor mu? Bildiğiniz gibi pekâlâ yapılıyor. Yapılıyor yapılmasına da, bunun ev sahibi takım için çok büyük götürüsü bulunmakta. Ev sahibi takımlar için büyük zarar ve türlü konularda dezavantaj oluşturmaktadır. Bu seyircisiz oynamam cezası, çok önemli müsabakalara da denk düşebilir. Bu nedenle takımlar taraftarlarını eğitmeli, müsabaka esnasında uyarabilmeli.

“Emek kutsaldır ve rakip takımlara biraz hoşgörü esastır!” Bildiğiniz gibi futbol üç sonuçlu bir oyundur. Skor ne olursa olsun saygıyla karşılanmalıdır. Rakibi alkışlamak çok önemli bir meziyettir. Sizde deplasmana gittiğinizde inanın skor ne olursa olsun sizde alkışlanacaksınız. Futbol oynamanın da, taraftar olmanın da bir raconu vardır, yerine getirmek herkes için şarttır.

Futbolda 90 dakika içindeki mücadeleye saygı duyulmalıdır, yapılan karşılıklı yanlışlar da unutulmamalıdır. Sporun centilmenliği budur işte. Gelip takımı yuhalamak bir şey kazandırmaz. Sonuç ne olursa olsun deplasman takımını alkışlamakta bir şey kaybettirmez ama getirisi çok fazladır. Unutmayın ki, sizde deplasmanlara gideceksiniz. Orada yuhalanmak başkadır, alkışlanmak daha başkadır.

Mutlu olun, mutlu kalın… SAYGILARIMLA

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here