Sporda Moral Motivasyon (5)

0
86

Değerli okurlarım, moral-motivasyon kavramlarını günümüzde herkes biliyor dersem hiç de yanlış olmaz. Her uğraşımızda bunlarla iç içe olmak önemli bir ihtiyaç. Moral-motivasyonu sadece anlam olarak bilmekle de bir yere varamayız. Onları beynimizde hapsetmeliyiz. O zaman faydalı olabilir.

Bir de “Ferdi Motivasyon” vardır ki tüm motivasyonların en önde gelenidir. Burada sporcunun kendini motive etmesi söz konusudur. Bunu başaramayan sporcular, hem kendini ve hem de takımını başarısız kılar. Özellikle, Ferdi motivasyon, bireysel sporlarda kendini gösterir. Disk, uzun atlama, halter, boks vs. hangi spor dalı olursa olsun ferdi motivasyon daima ön plandadır. Yani olmazsa olmazlardan biridir.

Sporcu hocası tarafından gereken yapılmıştır. Bunlarla hemen müsabaka kazanılır anlamı çıkmamalıdır. Ferdi sporlarda sporcu kendini yönlendirir. Rakibinin de kendisi kadar güçlü ve donanımlı olduğunu düşünerek ne yapması gerektiğine genellikle kendisi karar verir. Örneğin, köprüye gelmiş bir güreşçiye ya da kontra yumruk yemiş, groki durumunda olan bir boksöre, hocasının uyarıları ne kadar etkili olur dersiniz. Sporcu önce kendini tanımalı ve zayıf yönlerini bilmelidir.

Ancak, futbol dediğimiz o ayak oyununda ferdi kondisyon biraz esnektir. Bildiğiniz gibi takımlar müsabakalarda üç oyuncu değiştirme hakkına sahiptir. Oyundan düşen ve sık-sık rakibini kaçıran, teknik direktör tarafından değiştirilir. Bazı aksaklıklar bloklar arası yardımlaşmayla en aza indirilebilir.

Oyuncu değişikliği de oldukça özveri isteyen önemi bir hadisedir. Kendi mevkiinde başarısız, sık-sık rakibini kaçıran futbolcuyu başka bir alana kaydırarak hatalar aza indirebilir. Statlarımızda az da olsa, anlatacağım olaylara tanık oluyoruz. Takımını ayakta tutan ve en iyisi olan futbolcu, kendine göre haksız olarak sarı kart görüyor. Duygularına yenik düşence de moral motivasyon sıfırlanıyor. Her hareketi faullü, kızarması da an meselesi. İşte böylesine moralman çökmüş futbolcuları oyunda tutmak bir felaket, hatta cinayettir. Devre arası yakınsa olabilir ama yine de o oyuncuyu oyunda tutmak yanlış olur.

Avrupa ile farkımız bu. Yani eğitim noksanlığı. Bu söylediğim her kesim için de geçerli. Yönetim, teknik kadro, futbolcular ve de taraftarlar. Bunlarla beraber o kadar yanlışlar içindeyiz ki anlatmakla bitmez. Değişim (!) için can atıyoruz, sindirme politikasını destekliyoruz. Derby maçlarında rakip taraftarı istemiyoruz.

Kasımpaşalı bir arkadaşım var biliyorsunuz. En doğruyu o söyledi: “Çok başlılık iyi bir şey değil. Verin 400 milletvekili bakın ortalık nasıl duruluyor, hapishaneler nasıl şenleniyor.” En iyisi başkanlık sistemi ki, bende istiyorum.

Mutlu olun, mutlu kalın… SAYGILARIMLA

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here