Her Şeye Rağmen Sevmek…

0
16

Günaydın sevgili okuyucularım nasılsınız bu sabah? Hatay’ın Samandağ ilçesinde geçen hafta Cumartesi günü çıkan orman yangını 4 gün boyunca söndürülemedi, her ne kadar soğutulma durumları sürse de da rüzgarın etkisi ile yine alevler yükseldi ve ciğerlerimiz yandı. Yalnız ciğerlerimiz değil, aklımız, vicdanımız, ateş almış cayır cayır; börtü böceğin, kurdun kuşun, tavşanın, karıncanın, köylünün evi yandı. Havamız, oksijenimiz, yağmurumuz kuruyor. Ve biz böylece bekleşiyoruz!!! Dilimiz lal, aklımız isyan…

Valla artık neye kızcağız, neye isyan edeceğiz şaşırdık kaldık. Korona oldukları halde sınava alınan ve gözetmenlere bu konuda uyarı yapılmaması, vakaların gizlendiği gibi haberler güvenimizi yerle bir ediyor, sinirlerimiz gerildikçe geriliyor. Ayrıca KPSS mağdurları canımızı sıkıyor, onlar için bir şey düşünülecek mi bilmiyoruz ancak onlar -sınavlar yenilensin- diyorlar, bizde aynı şeyleri söylüyoruz, eğer önceden içinde bulunduğumuz bu hastalıklı zamanda önlemlerimizi doğru alabilmiş olsaydık bu sonuçlar yaşanmazdı diye düşünüyoruz. Ve “düşün taşın zordur işin kardeşim” durumlarındayız. Sen en iyisi düşünme, okuma, yazma, sus ve TV izle, senin için program mı yok,  dizi mi yok. İzle izleyebildiğin kadar, kanaldan kanala atla… Ne düşüneceksin, sana dokunan bir şey yok zaten!. Senin tuzun kuru, dizilerin var, canın sıkılmaz, sıkılırsa azıcık dedikodu yaparsın, sonra dine imana sarılırsın, bu şekilde ilerlersen ya dibine dek yobaz kesilir ya da dinden çıkarsın.

Valla bu yıl gerçekten bir garip geldi ve bir garip gelişmeye devam ediyor. Bütün dünya olağan üstü durumlar yaşıyor. Bizde payımıza düşeni yaşıyoruz.

Ve tarikatlar ve çocuk istismarları bizim payımıza daha çok düştü ve kadın cinayetleri… Sanki her şey koronaya rakip olmak için uğraşıyor. Sudan’da bile geçiş hükümeti, din ile devlet işlerini birbirinden ayırmayı kabul ederek 30 yıllık İslami yönetimi bırakıp laikliğe geçiyor. Biz, tarikat büyütüyor, diyanete yüklerle para bağlıyoruz ve cehalet süklüm püklüm üzerimizden yerlere dökülüyor… Of git sen dizi izle sana ne elin Sudan’ından.

Okullar açılıyor, bilgisayar satışları patlamış ya evinde tv’si bile olmayanlar ne yapacak? Ah ahhhh bir sürü yanıtsız soru var zavallı kafamızda.

Ve sevgili okuyucularım valla ahlar ülkesi olduk gibi ya? Kime bakarsanız, kime dokunursanız bin dert içinde, depresyona girenler, mide spazmı geçirip kıvrananlar, tansiyon, kalp yetmezliği olanlar ve bu vakalar nerdeyse rutinleşti. Ve zamlar ve işsizlik, arabası olup benzin almayacak durumda olanlar var. İşi var yapamayacak durumda olanlar, okulu var gidemeyecek durumda olanlar ve böyle böyle sağlığımızı yitirdik aklımızla birlikte. Ve bu durum gerçekten fecaat…

Ve öyle görünüyor ki kimseden bir şey beklemeden kendi kendimize bu durumdan çıkmak için çareler aramalıyız. Yoksa sonumuz Allah korusun durumu yani.

Ve şimdilik bu kötü tablodan sonra sağlıkla, sevgiyle kalalım demek azıcık garip geliyor ama biz sevmekten, sevilmekten vazgeçmeyelim yine de. Sağlık ve sevgiyle kalalım her zaman, her durumda sevgili okuyucularım. Yase

& & & & &

Sevgi Çeşitleri

Sevgi konusuna, Japon düşünür ve yazar Masumi Toyotome´nin bakış açısı: “Herkes sevilmek ister, ama sevgi nedir, nerede bulunur, biliyor muyuz?” diye soruyor. Sonra anlatmaya başlıyor…

Masumi´ye göre, dünyada 3 tür Sevgi vardır. Bunlar, eğer, çünkü ve rağmen sevgi türleridir.

Birincinin adı ´Eğer´ türü sevgi:

Belli beklentileri karşılarsak bize verilecek sevgiye bu adı takmış yazar. Örnekler veriyor: Eğer iyi olursan baban annen seni sever. Eğer başarılı ve önemli kişi olursan seni severim. Eğer eş olarak benim beklentilerimi karşılarsan seni severim. Toyotome en çok rastlanan sevgi türü budur diyor. Bir şarta bağlı sevgi . Karşılık bekleyen sevgi.

Sevenini istediği bir şeyin sağlanması karşılığı olarak vaat edilen bir sevgi türüdür bu diyor yazar. Nedeni ve şekli bakımından bencildir. Amacı sevgi karşılığı bir şey kazanmaktır. Yazara göre evliliklerin pek çoğu ´Eğer´ türü sevgi üzerine kurulduğu için çabuk yıkılıyor. En saf olması gereken anne baba sevgisinde bile ´Eğer´ türüne rastlanıyor.

İkinci türe geçiyoruz; ´Çünkü´ türü sevgi.

Sevgi çeşitleri Masumi bu tür sevgiyi şöyle tarif ediyor: Bu tür sevgide kişi bir şey olduğu bir şeye sahip olduğu ya da bir şey yaptığı için sevilir. Başka birinin onu sevmesi sahip olduğu bir niteliğe ya da koşula bağlıdır. Örnek mi? “Seni seviyorum. Çünkü çok güzelsin” (Yakışıklısın Başarılısın) . “Seni seviyorum. Çünkü o kadar popüler o kadar zengin o kadar ünlüsün ki.” “Seni seviyorum. Çünkü bana o kadar güven veriyorsun ki.”

Yazar ´Çünkü´ türü sevginin ´Eğer´ türü sevgiye tercih edileceğini anlatıyor. Eğer türü sevgi bir beklenti koşuluna bağlı olduğundan ağır bir yük haline gelebilir. Zaten sahip olduğumuz bir nitelik yüzünden sevilmemiz egomuzu okşayan hoş bir şeydir. Bu tür olduğumuz gibi sevilmektir. İnsanlar oldukları gibi sevilmeyi tercih ederler. Bu tür sevgi onlara yük getirmediği için rahatlatıcıdır. Ama aslına bakarsanız “Çünkü” türün “Eğer” türünden temelde pek farklı olmadığını görürsünüz. Kaldı “Çünkü” türü sevgi de yük getirir insana.

İnsanlar hep daha çok insan tarafından sevilmek isterler. Hayranlarına yenilerini eklemek için çabalarlar. Sevilecek niteliklere onlardan biraz daha fazla sahip biri ortaya çıktığı zaman sevenlerinin artık ötekini sevmeye başlayacağından korkarlar. Böylece yaşama sonsuz sevgi kazanma gayretkeşliği ve rekabet girer. Ailenin en küçük kızı yeni doğan bebeğe içerler. Sınıfının en güzel kızı yeni gelen kıza içerler. Evli kadın kocasının genç ve güzel sekreterine içerler.

“O zaman Çünkü türü sevgide güven duygusu bulunabilir mi ?” diye soruyor Masumi. “Çünkü” türü sevgi de gerçek ve sağlam sevgi olamaz diyor. Bu tür sevginin güven duygusu vermeyişinin iki ayrı nedeni daha var. Birincisi “Acaba bizi seven kişinin düşündüğü kişi miyiz?” korkusu.

Tüm insanların iki yanı vardır. Biri dışa gösterdikleri öteki yalnızca kendilerinin bildiği. İnsanlar sandıkları kişi olmadığımızı anlar ve bizi terk ederlerse korkusu buradan doğar. İkincisi de “Ya günün birinde değişirsem ve insanlar beni sevmezse?” endişesidir.

Japon yazar; toplumlardaki sevgilerin çoğu ´Çünkü´ türünde olup bu tür sevgiler kalıcılığı konusunda insanı hep kuşkuya düşürür diyor. Peki o zaman gerçek sevginin güvenilebilecek sevginin özellikleri nedir?

Ve işte sevgilerin en gerçeği. Tabii Masumi ye göre. Üçüncü tür sevgi benim ´Rağmen´ diye adlandırdığım türdür diyor yazar.

Bir koşula bağlı olmadığı için ve karşılığında bir şey beklenmediği için? “Eğer” türü sevgiden farklı bu. Sevilen kişinin çekici bir niteliğine dayanıp böyle bir şeyin varlığını esas olarak almadığı için “Çünkü” türü sevgi de değil. Bu üçüncü tür sevgide insan bir şey beklediği için değil bir şeyler eksik olmasına rağmen sevilir.Esmeralda Quasimodo´yu dünyanın en çirkin en korkunç kamburu olmasına rağmen sever.

Her Şeye Rağmen Sevmek - BİRİKTİRDİKLERİM Şiir

Asil yakışıklı zengin delikanlı da Esmeralda´ya çingene olmasına rağmen aşıktır. Kişi dünyanın en çirkin en zavallı en sefil insanı olabilir. Bunlara rağmen sevilebilir. Burada insanın iyi çekici ya da zengin bir konum elde ederek sevgiyi kazanması gerekmiyor. Kusurlarına cahilliğine kötü huylarına ya da kötü geçmişine rağmen olduğu gibi o haliyle sevilebiliyor.

Bütünüyle çok değersiz biri gibi görünebiliyor ama en değerli gibi sevilebiliyor. Japon yazar yüreklerin en çok susadığı sevgi budur diyor.

Farkında olsanız da olmasanız da bu tür sevgi sizin için yiyecek içecek giysi ev aile zenginlik başarı yada senden daha önemlidir. Bunun böyle olduğundan nasıl emin olacaksınız? Haklı olduğunu kanıtlamak için sizi bir teste davet ediyor. “Şu soruma cevap verin” diyor.“Kalbinizin derinliklerinde dünyada kimsenin size aldırmadığını ve hiç kimsenin sizi sevmediğini düşünseydiniz yiyecek elbise ev aile zenginlik başarı ve üne olan ilginizi yitirmez miydiniz?”

Kendi kendinize yaşamamın ne yararı var diye sormaz mıydınız? Devam ediyor Masumi; şu anda en sevdiğiniz kişinin sizi sadece kendi çıkarı için sevdiğini anladığınızı bir düşünün. Dünya birden bire başınızın üstüne çökmez miydi? O an yaşam size anlamsız gelmez miydi?

Diyelim sıradan bir yaşamınız var. Günlük yaşıyorsunuz. Günün birinde gerçek derin ve doyurucu bir sevgi bulacağınızdan umudunuz olmasa kalan hayatınızı nasıl yaşardınız? diye soruyor ve yanıtlıyor; Öyleleri ya iyice umutsuzluğa kapılıp intihar ediyorlar ya da kendilerini iyice dağıtıp yaşayan ölü haline geliyorlar.

Masumi iddialı savunuyor “Rağmen” türü sevgiyi. Bugün yaşamınızı sürdürebilmenizin nedeni “Rağmen” türü sevgiyi şu anda yaşamanız ya da bir gün bu sevgiyi bulacağınıza olan inancınızdır. Son sözlerinde biraz umutsuz Masumi. “Bugün yaşadığımız toplumda herkesi doyuracak bu sevgiyi bulmak zor. Çünkü herkesin sevgiye ihtiyacı var. Kimsede başkasına verecek fazlası yok” diye açıklıyor.

Anlatıyor; yakınımızda olan birinin bu sevgiyi bize vermesini bekleriz. Ama o da ayni şeyi başkasından beklemektedir. Peki bu dünyada sevgi ne kadar var ? Yazara göre açlığımızı biraz bastıracak kadar. Ve de yemek öncesi tadımlık gelen iştah açıcılar gibi. Bu minnacık tadım bizi daha müthiş bir sevgi açlığına tahrik ve teşvik ediyor. Bu minnacık tadım sevgiye ne kadar muhtaç olduğumuzu anlatıyor. Büyük bir hırsla ana yemeğin gelmesini ve bizi doyurmasını bekliyoruz. Hani nerede? Hepsi o.

Ve asıl çarpıcı cümle en sonda; DÜNYADAKİ EN BÜYÜK KITLIK “RAĞMEN TÜRÜ SEVGİNİN” YETERİNCE OLMAYIŞIDIR. HAYATINIZDA “RAĞMEN” SEVDİĞİNİZ KAÇ KİŞİ VAR?

Günün Şiiri

Anahtar 

Bulsam, bir sihirli anahtar bulsam,

Açsam göğün mavi kapılarını.

Bir samanyolundan geçip dolaşsam

Yıldızların altın yapılarını!

 

Dolansa boynuma ışıktan kollar,

Açsa esrarını gök perde perde:

Kayıp sesleri duysam yeniden,

Kaybolan yüzleri görsem göklerde!…

-2-

Bulsam, bir sihirli anahtar bulsam,

Toprak kilidini açsam dünyanın,

Çözsem düğüm düğüm muammasını

Ölüm denen sonsuz, büyük rüyanın!

 

Gelse bahçe bahçe mevsimler dile,

Ağaçlar, çiçekler konuşsa biraz:

Kimdir şu dallarda kızıl gülleri

Böyle alev alev yakan sihirbaz!

 

Bulsam, bir sihirli anahtar bulsam,

Ne yıldızlar için, ne güller için!

Alnı eşiğinde bekleyenlere

Açılmak bilmeyen gönüller için!

Yusuf Ziya Ortaç

Günün Sözü
Yürek yorgun düştü mü, ter gözden akar..
Mevlana

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here