Havadan Sudan,  Ama Değil!

0
57

Günaydın sevgili okuyucularım nasılsınız bu sabah?  Eskiden olsa bu havalarda ne güzel yazılar yazardım kar, kış güzel yazılar yazma havasıdır bendeniz için. Ve bu yüzden  döndüm eski yazılarıma bu mevsimde yazılmış olanlara, paylaşmak istemiyorum şimdi onları çünkü o kadar mutlu, o kadar kaygısız yazılmışlar ki buz gibi olan içimi resmen ısıttılar ancak daha çok ısınmayı kendime yasaklıyorum şimdi çünkü utanıyorum!  O kadar acı içinde,  şehit haberlerinin gözlerimizde yaş, yüreğimizde çizilmedik yer bırakmadığı, evlere ateşlerin düştüğü bir zamanda hiçbir şey yokmuş gibi o rahat yazıları paylaşmak rahat ve mutlu yazılar yazmak ve paylaşmak içimden gelmiyor kesinlikle.

İçimden yeri göğü inletecek çığlıklar atmak geliyor aslında babaların tabutuna sarılmış çocukları, çaresizce çocukların tabutu önünde acıdan iki büklüm olan anneleri babaları görünce. Gözyaşımız sel oluyor onlarla birlikte ama yine de ateş düştüğü yeri yakıyor. Ancak ne yeri ne göğü inleten çığlıklar ne de başka bir şey yiten canları geri getirmiyor. Yalnızca sabır Allah bol bol sabır versin diyoruz katlanma katsayımızı artırsın! Nur içinde uyusunlar. Sevgili şehitlerimizin mekânları cennet olsun.

Ve 2016 çabuk geçsin istedik. Ama sihirli değneğimiz yoktu ki yeni yılda her şeyi değiştirelim. Ve değişen bir şey olmadı tabi hatta yılın ilk saatlerinde başladı felaketler ve arka arakaya devam ediyor. Eskiden yeni yılın ilk dakikalarında yılın ilk bebeklerini görürdük  hastanelerden yayın yapardı televizyonlar. Yorgun anneleri ve kundaklı bebekleri gösterirlerdi. Bebek umuttu, sevinçti, mutluluktu! Ama kaç zamandır yılın ilk bebekleri yerine ilk patlamaları yaşar olduk. Bebekler dünyaya gözlerini patlamaların, korkunun gölgesinde açıyor artık. Ne diyelim inşallah böyle büyümezler. Onlar büyüyene dek yurtta ve dünya da sulh olur. Tabi sihirli değneğimiz yok dedik ama bu dünya hali işte ne olacağı belli olmuyor ki? Dünya dönmeye devam ediyor hala! Neden ki?

& & & & &

Ve sevgili okuyucularım havalar dedik ve hepimiz hastayız kabahat havalarınmış gibi? Tabii ki havaların değil ama bizim. Çünkü kendimize bakamıyoruz, yediğimize, içtiğimize, giydiğimize, kendimizi bir kaptırmışız ki günün karmaşasına, kendimize ayıracak zamanımız bile yok. Oysa sağlam kafa sağlam vücutta olur. Bunu unutuyoruz. Kaç zamandır öksürük, ateş, baş, boğaz ağrısı ile dolaşıyorum, unuttum bile, ağrıya, yorgunluğa, hastalığa, yokluğa katlanma katsayım çok yüksek, artık nerem ağrıyor bilmiyorum ya da neyim var. Her akşam “yarın sabahtan doktordayım” diyorum. Ve her sabah “iyiyim çok şükür” diye uyanıyorum. Bedenim katlanıyor ama ruhum çok incinmiş onu biliyorum, yüreğim ağrıyor açık ve net ağrısını hissediyorum (Ki bilirsiniz gerçekte kalp ağrımaz.) Bazen taşıyamayacağımı sanıyorum, bazen kaçmak istiyorum bütün dünyadan. Kör, sağır, dilsiz olmak istiyorum, görünmez, dokunulmaz olmak istiyorum kanatalarım, çıksın uçup gideyim göçmen kuşları gibi istiyorum. Hata ölmek istiyorum ya!

Ve sevgili okuyucularım bazen herkesin başına gelebilir bu durum biliyorum. Gelirse de gider onu da biliyorum bu yüzden sakın korkmayın, öldürmeyen ağrı güçlendirirmiş nasıl olsa bendeniz şahsen böyle güçlenmek istemiyorum artık  ama madem öyle, güçlenelim bakalım ve hep birlikte kalalım ayrımsız gayrımsız her türlü  ayrım gayrıma inat sevgiyle sağlıkla. Yase

Dün büyük şair Cemal Süreya’nın ölüm yıldönümüydü. 9 Ocak 1990’da kaybettik ünlü şairimizi. Hayatıyla ilgili kısa bir bilgi paylaşmak istiyorum.

yase-cemal-sureya

1931’de Erzincan’da doğdu. Zaza Alevi asıllıdır. Babasının ismi Hüseyin, annesinin ismi ise Gülbeyaz’dır. Çocukluğunun ilk yıllarını Erzincan şehrinde geçirdi. 1938’de Dersim İsyanı sonrasında ailesi Bilecik’e sürgün edildi. İlkokula İstanbul Beyoğlu’nda başlayan Süreya üçüncü sınıfta Bilecik’te eğitim hayatına devam eder. Daha sonra babasına haber vermeden parasız yatılı sınavına girer ve Haydarpaşa Lisesi’ni kazanarak oradan mezun olur. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi maliye ve iktisat bölümü’nü bitirdi.

Maliye Bakanlığı’nda müfettiş yardımcılığı ve müfettişlik, darphane müdürlüğü, Kültür Bakanlığı’nda kültür yayınları danışma kurulu üyeliği, Orta Doğu İktisat Bankası yönetim kurulu üyeliği ve 25 yılı aşkın Türk Dil Kurumu üyeliği görevlerinde bulunmuştur. Yayınevlerinde danışmanlık, ansiklopedilerde redaktörlük, çevirmenlik yaptı.

Ağustos 1960’tan itibaren yalnızca dört sayı çıkarabildiği Papirüs dergisini Haziran 1966- Mayıs 1970 arası 47, 1980-1981 arası iki sayı daha çıkardı. Pazar Postası, Yeditepe, Oluşum, Türkiye Yazıları, Politika, Yeni Ulus, Aydınlık, Saçak, Yazko Somut, 2000’e Doğru gibi yayın organlarında şiir ve yazılarını yayımladı. İkinci yeni hareketinin önde gelen şair ve kuramcılarından sayılan Cemal Süreya’nın ilk şiiri “Şarkısı Beyaz” Mülkiye dergisinin 8 Ocak 1953 tarihli sayısında yayımlanmıştır.

Geleneğe karşı olmasına rağmen geleneği şiirinde en güzel kullanan şairlerden birisiydi. Kendine özgü söyleyiş biçimi ve şaşırtıcı buluşlarıyla, zengin birikimi ile, duyarlı, çarpıcı, yoğun, diri imgeleriyle ikinci yeni şiirinin en başarılı örneklerini vermiştir. Ölümünden sonra adına bir şiir ödülü düzenlendi. 1997’de de Cemal Süreya arşivi yayımlandı.

Günün Şiiri

Üvercinka
Böylece bir kere daha boynunlayız sayılı yerlerinden
En uzun boynun bu senin dayanmaya ya da umudu
kesmemeye
Laleli’den dünyaya doğru giden bir tramvaydayız
Birden nasıl oluyor sen yüreğimi elliyorsun
Ama nasıl oluyor sen yüreğimi eller ellemez
Sevişmek bir kere daha yürürlüğe giriyor
Bütün kara parçalarında
Afrika dahil

Aydınca düşünmeyi iyi biliyorsun eksik olma
Yatakta yatmayı bildiğin kadar
Sayın Tanrıya kalırsa seninle yatmak günah, daha neler
Boşunaymış gibi bunca uzaması saçlarının
Ben böyle canlı saç görmedim ömrümde
Her telinin içinde ayrı bir kalp çarpıyor
Bütün kara parçaları için
Afrika dahil

Senin bir havan var beni asıl saran o
Onunla daha bir değere biniyor soluk almak
Sabahları acıktığı için haklı
Gününü kazanıp kurtardı diye güzel
Birçok çiçek adları gibi güzel
En tanınmış kırmızılarla açan
Bütün kara parçalarında
Afrika dahil

Birlikte mısralar düşünüyoruz ama iyi ama kötü
Boynun diyorum boynunu benim kadar kimse
değerlendiremez
Bir mısra daha söylesek sanki her şey düzelecek
İki adım daha atmıyoruz bizi tutuyorlar
Böylece bizi bir kere daha tutup kurşuna diziyorlar
Zaten bizi her gün sabahtan akşama kadar kurşuna
diziyorlar
Bütün kara parçalarında
Afrika dahil

Burda senin cesaretinden laf açmanın tam da sırası
Kalabalık caddelerde hürlüğün şarkısına katılırkenki
Padişah gibi cesaretti o, alımlı değme kadında yok
Aklıma kadeh tutuşların geliyor
Çiçek Pasajında akşamüstleri
Asıl yoksulluk ondan sonra başlıyor
Bütün kara parçalarında
Afrika hariç değil

Cemal SÜREYA

Günün Fıkrası

Şef Tali

Bir adam varmış ve adı Tali‘imiş. Bu adam iş yerinde Şef’ imiş. Karısı da R harflerini Y diye okuyormuş. İşi gereğinden Tali’ye birçok telefon geliyormuş. Bir gün adam evde yokmuş, çalan telefonu karısı açmış.

“Merhaba ben Şef Tali ile görüşebilir miyim?”

Karısı: “Şeftali yok ben kayısı…”

Günün Sözü

İnsan kendini hiçbir yerde, karıncalar gibi kaynaşan kalabalığı yarıp geçtiği zamanki kadar yalnız hissedemez.

GOETHE

Kadını kalkındıran, onu uçurumun dibine kadar yuvarlanmaktan koruyarak hayata yeniden doğmasını sağlayan biricik kuvvet aşktır.

DOSTOYEVSKİ

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here