Güzel Günler Gelecek

0
55

Günaydın sevgili okuyucularım nasılsınız bu sabah? Seçimlere iki hafta gibi az bir zaman kaldı ama bizde de sabır tükendi. Artık bıktık, artık sıkıldık valla bu yaşa geldik böyle acayip bir seçim süreci yaşamadık! Herkes ağzına geleni söylüyor doğru yanlış, günah sevap kimsenin umurunda değil sanki savaştayız ve savaşı kazanmak için her yol mubahmış gibi. Gerçekten sıkıldık gerçekten bıktık.

Neyi paylaşamıyorsunuz kardeşim altı üstü bir belediye seçimi ve hepimiz aynı vatanın evlatlarıyız sonuçta; istesek de istemsek de sevsek de sevmesek de kardeşiz ve bizi kimse ayıramaz. Ve hak her zaman yerini bulur. Biraz geç olsa da hak yerini bulacaktır eninde sonunda buna inanıyoruz. Ve en canımız burnumuzda olduğu zamanlarda bu düşünce yüreğimize su serpiyor.

Siyasi dilin acayipliği yetmiyormuş gibi işsizlik, pahalılık, adaletsizlik almış başını gidiyor. Gençler başlarını hangi taşa vuracaklarını bilmiyorlar, her yerde depresyon, her yerde maddi manevi sıkıntı. İçte sıkıntı, dışta katliam, camiler bombalanıyor, yüzlerce Müslüman katlediliyor! Artık bize azıcık sabretmek ve bu zamanı en sağlıklı bir şekilde geçirmek istiyoruz, bu yüzden de resim yapmaya yeniden döndük. Bari öleceksek boya kokusundan ölelim, sıkıntıdan, stresten değil diyerek atölyeye kapandık. Tabi bu arada hayatımızda oluşan kişisel güzelliklerden söz etmekten azıcık utanıyor olsak da sözünü etmeden geçemiyoruz.

Evet, Zehra ve Boncukcan’ın günlüğü adlı iki kitabımızı imzalamak için okullara gidiyoruz. Ve belki ömrümün en güzel günlerini öğrenciler arasında iken yaşıyorum. O kadar ilgililer, o kadar tatlı, o kadar kafa çocuklar ki, zaman dursun istiyoruz onlarla söyleşirken. Cıvıl cıvıl soruları, cıvıl cıvıl ciddiyetleri ve hep gülümseyen genç sevecen gözleri “işte bu” dedirtiyor.

Valla işimin belki en can alıcı, en doyurucu tarafı bu ve bunun için Tanrı’ya şükrediyorum.

Ve sevgili okuyucularım insan işte bu en sıkıntılı anında bile gülümseyebilmek ve hayata sarılabilecek bir şeyler bulur. Bu da hayatın armağanı sanırım. Ve sevgili okuyucularım her ne yaşarsak yaşayalım ama umudumuzu yitirmeyelim, her gecenin sabahı var, her sabah yeni bir yaşam bekliyor olacak bizi unutmayalım. Ve sağlıkla ve sevgiyle kalmaya çalışalım, ayrımsız, gayrımsız hep birlikte.

Ve şu an yağmur bardaktan boşanırcasına yağıyor, dizlerimde bilgisayarım dışarıda yağmurun hışırtısı. Evsiz barksızları düşünmesem mutluyum diyeceğim ama onları ve sokakların halini düşündükçe… Ah adaletin bu mu dünya.. Yase

& & & & &

Çocuktan Al Haberi

Öğrenciler ders dinlemekten, ödev yapmaktan ve çalışmaktan usanmıştı. Medresede iken, gözleri hocada, kulakları sokaktaydı. Bunalıyor, sokakta oynaşan küçüklerin seslerini duydukça çileden çıkıyorlardı. Ders bitimini sabırsızca bekliyor, biter bitmez sokağa koşuyor, oyuna dalıyorlardı.

Bir gün ders arasında, hocanın en azından bir süre medreseye gelmemsini sağlamak için ne yapabileceklerini konuştular. İçlerinden biri, “Arkadaşlar…” dedi. “Hocamız hastalansa mesela, şöyle bir hafta gelmese… Hı, nasıl olur?” dedi.

Öteki, “Adam taş gibi!” dedi. “Hiç hastalanmaya niyeti yok!”

Cin fikirli biri, “Ama her an olabilir bu!” dedi. “Benim bir önerim var.” deyince, ötekiler atıldı, “Nedir, anlat hele…”

Ertesi gün derse erkenden girdiler. Hocayı beklemeye başladılar. Hoca girer girmez, biri, “Hayrola hocam…” dedi. “Hasta mısınız? Yüzünüz sapsarı!” diye sordu.

Hoca, “Yoo..” dedi. “Allah’a şükür hiçbir şeyim yok, gayet iyiyim.”

“Bilmem!” dedi öğrenci. “Ama kötü görünüyorsunuz .” Hoca kuşkulanmaya başladı. Az sonra, derse geç kalan bir başka öğrenci girdi. İzin istedi, “Hadi geç.” dedi hoca. “Bir daha olmasın ama!” Çocuk yerine geçerken, şaşırmış gibi bakınca yüzüne, Hoca, “Ne oldu, niye bakıyorsun?” diye sordu.

Çocuk, “Hocam geçmiş olsun rahatsız mısınız?” diye sorunca Hoca’nın vehmi arttı, “Niye?” diye sordu. “Kötü mü görünüyorum?”

Çocuk, “Hocam kötü de söz mü, basbayağı hastasınız siz!” Sonra sırayla bir başka, öteki, diğeri, beriki derken Hoca da inandı hasta olduğuna. Kendi kendine, “Allah Allah…” diye mırıldandı. “Yahu sabah hanım nasıl fark etmedi yüzümdeki solgunluğu. Tabi ya, aklı başında değil ki… Beni düşündüğü mü var, kendi derdinde kadın.”

Yine de derse başladı ama kaygı içinde ne anlattığını ne dinlediğini bilemedi. Çocuklar alışılmışın aksine gürültü yaptı, kafasını kazan gibi şişirmişlerdi. Akşam eve dönerken Hoca artık kendini hasta hissediyordu. Eşini payladı, “Kör müsün!” dedi. “Herkes yüzümün sararmış solmuş halini gördü de sen görmedin? Çabuk yatağımı hazırla, ayakta duracak halim kalmadı!”

Kadın, “Ayol senin bir şeyin yok, istersen getireyim aynayı bak, boşuna vehimlenmişsin!” dediyse de inandıramadı.

Hoca, abartarak, “Daha konuşuyor, ser şu yatağımı, baksana bedenim tir tir titriyor.” Dedi.

Karısı yatağını hazırladı. Yattı, yorgunluktan başını yastığa koyar koymaz uyudu. Çocuklar sabah bayram sevinci içinde herkese söyleyip, yaydılar Hoca’nın hasta olduğunu. Akın akın ziyaretine koştu insanlar, “Allah Allah yahu yeni haberimiz oldu, hayırdır neyin var, geçmiş olsun.” Dediler.

Hoca, “Yahu sormayın benim de haberim yoktu, çocuklar fark etti, meğer bayağı hastaymışım!” dedi.

Kaynak: Hikmet Öyküleri Kitabı – Timaş Yayınları

Günün Şiiri

VENI, VIDI, VIXI

Değil mi ki o derin acılarımla şimdi

Buna destek olacak tek bir kolda yoksunum

Ve çocuklara bile zorlukla gülüyorum

Ve açmıyor içimi çiçekler renkleriyle

Anlamalıyım artık : yaşadın yeterince!

 

Değil mi ki ilkbahar kuşatınca her yanı

Doğayı şenlik yerine çevirdiğinde tanrı

Bu görkemli sevdaya aşksız bakıyorum

Değil mi ki gün-gece ışıktan kaçıyorum

Duyarak o en gizli kederi her şeydeki

 

Değil mi ki ruhumda umudum yenik düştü

Değil mi ki bu güller, kokular mevsiminde

Sevgili kızım benim, içimde, ta derinde

Yalnız senin yattığın karanlığa özlem var

Madem ki öldü kalbim, yaşadım yeterince!

 

Yeryüzünde yükümü tek bir gün reddetmedim

Arığım işte orda, burada başak demektim

Yumuşadım gitgide, yaşama gülümsedim

Ve yaşamın o büyük, dipsiz gizi dışında

Dimdik durdum ayakta, kimseye eğilmedim

 

En iyisiyle yaptım yapabildiklerimi

Ne çok uykusuz kaldım, ne çok hizmet g*türdüm!

Sonra acılarıma güldüklerini gördüm

Nefretlerine hedef seçildikçe üzüldüm

Anarak çalışıp çektiklerimi

 

Tek kuşun uçmadığı şu dünya sürgününde

Öyle bezgin, ışıksız, ellerimin üstünde

Diğer tüm kölelerin alayları içinde

Taşıdım ağlamadan al kanlara bulanıp

Koparılmaz zincirden payıma ne düştüyse

 

Şimdi bakışlarımın ancak yarısı bende

Ötesi darmadağın acılı gömütlerde

Dönüp de baktığım yok çağıran olsa bile

Sersemlik ve sıkıntı yüklü bir uykusuzum

Hiç gözünü kırpmadan kalkmış şafaktan önce

 

Miskin karanlığımın orta yerinde şimdi

Yanıt vermeye bile gönül indirmiyorum

Canımı sıkıp duran o en günücü ağza

Ulu Tanrım gecenin kapısını aç bana

Ki çekilip gideyim, dönmeyeyim bir daha!

Victor Hugo

Deliler

Birinci deli kara sevdalı

Elinde kağıt kalem

İri memeli, geniş kalçalı

Kadın resimleri yapıyor

Burumuş bir mektup avuçlarında

Hem ağlıyor, hem öpüyor

 

İkinci deli Tanrıya küskün

Çıkmış dinden, imandan

Küfrediyor bütün gün

Kocaman kocaman elleri var

Bir tutuşta parçalayacak gökyüzünü

Bıraksa gardiyanlar

 

Üçüncü deli zavallının biri

Bakışları bomboş

Cam gibi mavi gözleri

Bir yangında dört yıl önce

İki çocuğu yanmış cayır cayır

Çıldırmış, karısı da ölünce

 

Dördüncü deli bir eski zengin

Düşmüş, namerde muhtaç olmuş

Bir dilim ekmek için

Hala rüyasını görür geçen zamanların

Sekiz silindirli otomobillerin

Dağ gibi apartmanların

 

Beşinci deli aklı başında

Besbelli hayli dirsek çürütmüş

Büyük ümitler peşinde

Deli demeğe bin şahit ister

Beğenmemiş gidişini dünyanın

Deli demişler.

Ümit Yaşar OĞUZCAN

Günün Fıkrası

Kaçış Planı

Günün birinde deliler hastanesinden üç deli bir kaçış planı yaparlar. Plana göre içlerinde birisi yolun sonundaki demir parmaklıklara bakacak, eğer parmaklıklar aşağıdaysa üstünden atlayacaklar eğer yukarıdaysa altından geçeceklermiş. Ertesi gün demir parmaklıklara bakmaya gideni koşa koşa geri gelmiş. Delilerden biri; “Ne oldu?” demiş. Nefes nefese cevap vermiş; “Arkadaşlar üzgünüm ama kaçamıcaz.”

“Neden?”

“Çünkü demir parmaklık yok”

Günün Sözü

Yarın bambaşka bir insan olacağım diyorsun. Niye bugünden başlamıyorsun?
EPIKTETOS

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here