Gizli Günlükten Sayfalar

0
421

Başlık, Münir Rahim’in bir şiirinin adı..  Yağmurlu bir nisan gününde tanışmıştık M.Rahim’le.. Karşılaşmıştık yıllar sonra şiirli yolculuklar durağında..

Dalgındı.. Tuzlu su ışıltılarını fark ettim yakın bakışlarının uzak sahillerinde.. A.İlhan’ın, “Yağmur Kaçağı“ adlı şiirinden; “Elimden tut yoksa düşeceğim, Yağmur beni götürecek yoksa beni” dizelerini okuyarak hatırlattım kendimi.. Suskundu.. Sığmazdı kelimelere biliyordum cümlesi uzundu düşlerinin.. Yorgundu.. Biliyordum, yağmurlarda önce dağlar ıslanırdı omuzlarında.. Gurbet derdi sıla derdi.. Neler demezdi ki şiirliydi dudakları..

Gözlerinde çerçevesi kırılmış bir hüznün fotoğrafıyla baktı bir süre.. A.Halet’in, “Bakanlar bana, gövdemi görürler, ben başka yerdeyim” dizelerini okuyarak karşıladı beni.. Göğüs cebinden çıkarttığı teksir kağıdını uzattı sonra.. Benden bana yazılmış bir “Mektup” duyumsamasıyla okudum şiirini.. “Sıla bakışlarımın avlusunda, Nabzımda dikenli tel gurbet, Zeytinli hasretin çarmıhından, Sır külü duraklara selam // Hüzün ucu açık saklı kalemde, Zarfta kapalı takvim yaprakları, Törensiz yolculuk konağından, Şiirli dudaklara selam.”

Bir başka karşılaşmamızda, T.Uyar’ın, “Çok Üşümek” adlı şiirinden; “Bir kalır uzun resimlerde anısı sakallarımızın, Urban içinde üşüyüp üşüyüp kaldığımızın // Bir kalır uzun kitaplarda anısı çok üşüdüğümüzün” dizelerini okumuş ve eklemiştim.. Şiirli yolculuğumun durak yeri hasret adalarında bekler beni “çok üşüyen” şairler.. Yüreğinin sıcaklığını şiirlere aktarırken üşüyen şairlerden biridir mesela  A.Arif.. “Haberin var mı?” çığlığıyla seslenir zulasındaki mahzun resme.. “Kaç Leylim bahar” geçer bilmez, bilir eskidiğini prangalarının Leyla hasretinde.. “Ufuklarda kış, Dört yön, on altı rüzgar, Ve yedi iklim beş kıta, Kar altındadır” derken üşür dizeleri.. Karanfil kokar şiirinin gezdiği “zemheri” ayazındaki sokaklar.. “Üşüyorum kapama gözlerini” derken gelir  bahar yüreğinin dağlarına..

Göğüs cebinden çıkarttığı teksir kağıdına yazılmış, ‘Sabahı Karşılayan Yolcu’ adlı şiirini almıştım konuşmama karşılık olarak.. “Kendimi beklediğim duraklarda, Çocukluğum koşuyor, Gözlerimde ertelenmiş acılar sevinci” dizeleriyle başlıyordu söz konusu şiir ve devam ediyordu.. “Çıplak uykularımda kış kıyamet, Çocukluğum üşüyor, Ellerimde yazdan kalma bir gün. // Ağırlaşan saatlerde şafaklı çığlık, Çocukluğum yaşıyor, Ayaklarımda rüzgâr yüklü sonsuzluk.”

Bir süre göremedim şiirli yolculuklar durağında Münir Rahim’i.. Miladi geçmişle Hicri gelecek arasında asılı duran ömür takvimimizden, birer birer düşmekteydi güzlü yapraklar.. Düşmekte ve savrulmaktaydı ömür dediğimiz akıp giden hayat nehrimizin çağıltılı sularına.. Hayat nehriyle, hangi denizlere, hangi okyanuslara taşınmaktaydı ömrümüz? Yoksa önüne çıkan çer çöp, dal odun, taş kaya ne varsa sürükleyerek, taşkın bir sel suyu gibi akıp giden hayat nehrinde, çer çöp kadar hükmü yok muydu takvimden düşerek sefilleşen yapraklar örneği ömrümüzün?

Güz başlangıcında karşılaştığımızda, “Kendimle savaştayım, Tek cephede karşılıklı, Yenilgim karşılıksız // Düştü gövdem, Aynı pusuda karşılıklı, Düşmanım karşılıksız // Organlarım tutsak, Farklı hücrelerde karşılıklı, Özgürlüğüm karşılıksız” şiirini okumuştu.. Z.Osman’ın, “Kim Bilir” adlı şiirinden; “İlk yağmur damlası düştü, Kuru yapraklarına güzün, Ardından kış kıyamet, Dert hüzün, Alınyazısı hepsi, Kısmet, Ha yazı ha kışı geceyle gündüzün, Kim bilir kaç günü kaldı, Ömrümüzün?” dizelerini okumuştum ben de hastalığına atıfla.. “Bir kitabın var mı?” diye sormuş, “Gizli Defter’im var” yanıtını alınca da, B.Necatigil’in, “Adı, soyadı, Açılır parantez, Doğduğu yıl, çizgi, öldüğü yıl, bitti, Kapanır parantez // Parantez içindeki çizgi, Ne varsa orda, Ümidi, korkusu, gözyaşı, sevinci.” dizeli “Kitaplarda Ölmek” adlı şiirine atıf yapmıştım..

Şiirlerini kapanmadan ömür parantezi, “Gizli Defter” adıyla kitaplaştırdığını söyledi son karşılaşmamızda Münir Rahim Harputlu.. Kitabın göğüs cebi ilk sayfasına, “Gizli Günlükten Sayfalar” adlı şiirini yazdı imza yerine.. (G. Özdemir, Gizli Defter, s.95)

“İlk sayfada tarih, Sesimi yüzüme çarptığım gün, Parçalanmış ayna kırıkları, Sonraki sayfalarda // Kaç yağmur geçti bakışlarımdan, Gözlerimden kaç güvercin uçtu, Uykularımın kapısında nöbetçi nabzım, Düşlerimde kırık camlı pencereler // Tarihsiz sayfalarda umut, Kayıp kalem beklentisi, Damarlarımda tuzlu su, Yüreğimde karbon izi.”

Selam ve saygılar… ozdemirgurcan23@gmail.com

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here