Futbol, Topu Tekmelemek Değildir (2)

0
6

Değerli okurlarım, dünkü sayımızda, futbolun hürriyetinin ve güzelliğinin gasp edilip, adaletten de yoksun bırakıldığından söz etmiştim. Bu nasıl olur demeyin sakın. Dünyada milyarların ve ülkemizde de milyonların sevgilisi olan futbol bu hale getirildi nihayet.

Konuya açıklık getirmek için, okurlarım beğenisini kazandığına inandığım üslubumla devam etmek istiyorum. Bunu sağlamak içinde, en hızlı biçimde çocukluk yıllarıma dönmek istiyorum. Çünkü bazı konulara açıklık getirirken, sözlerimizi teyit edecek sağlam deliller ve örnekler vermek gerekiyor ondan.

Efendim, yarım asırlık mütecaviz zamanda neler oluyordu? Yaşadığımız şu yıllardan çok mu farklıydı? Neden hep kuşakları atlayarak gerilere gidiyorum? Bizim kuşağın dokunulmazlığı mı var?

O zamanlar yaşam genel olarak şöyleydi… Çocukluğumuzda evimizin kadınları, annelerimiz, büyükannelerimiz ya da teyzelerimiz, saksı hak getire, teneke kutularda çiçekler, güller, karanfiller yetiştirirlerdi. Göz zinası bile yapmadan çocuk büyütürlerdi. Ben annesiz büyüdüm ama akranlarımın hemen hepsinin annesi hayattaydı.

Apartmanlar yoktu, toprak evler vardı ve o topraklarda da kaplumbağalar dolaşırdı korkusuzca. Kaplumbağaların sırtına yapıştırdığımız mumlarla gecelerimizi aydınlatırdık yine korkusuzca. Kaplumbağalar da memnun, biz de! Kötü insanlar yine vardı ama bizler uslu çocuklardık. Haksızlığın kötülüğün bize yansımasına izin vermez, derhal yok ederdik. Toplum ahlakı ve de spor ahlakı üst düzeydeydi. Dış kapılar açık dururdu nedense. Hırsızlık en büyük ayıptı, hiçbir yerde itibar görmezlerdi. Şimdi Milletvekili de oluyor, en yükseklere de tırmanıyor.

Futbol sahalarımızda yaşananlar da farklı değildi. Faule maruz kalan bir futbolcunun (taş ve toprak karışımı) yerde kıvrandığına tanık olmadım. Gerçekten yerde kaldıysa, mutlaka önemli bir sakatlık olduğu kabul edilir ve hemen değiştirilirdi. Bizim kuşak o ağabeylerini hiç unutmadı ve onlardan gerekli dersleri aldı. Zaten yeşil zemin üzerinde futbolcular doğal olmadığı gibi, hocalar da kalmadı gibi.

Bizim kuşak sağlam çıktı ama yine de yüzümüzü kızartanlar var. Cavcav diye birisi, teşvik priminin şike olmadığını ısrarla savunurken, daha sonra konumu gereği geri dönüş yapıyor. O bizim yüz karamızdır. Öyleleri de çıkıyor içimizdir.

Adalet ya ruhtadır ya da hiçbir yerde! Sporda da başka yerlerde de karanlık adamlar vardı, hep paradan söz ederlerdi çevresini ve bizleri susturmak için. Biz bunlara kanmazdık ama ağlardık, erkekçe ağlardık, gizli yerlerde.

Mutlu olun, mutlu kalın… SAYGILARIMLA

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here