Futbol “El”lerin Gölgesinde (4)

0
35

Değerli okurlarım, futbolun adil olmasını beklemek yani adalet istemek o kadar komik ki, bu taleplere sadece gülünür ve hem de kahkahayla ama biz yine de çok dürüst olduğumuzdan adalet bekliyoruz. Bir futbol takımı düşünün ki, 90 dakika içinde, rakibin attığı şutlardan dördü direklerde patlıyor, bir organize atak yapmadan, doğru dürüst bir gol pozisyonu bulamadan müsabakayı 1-0 kazanıyorlar.

Gerçekten de, futbolda adalet denilen bir kavram yoktur. Yukarıdaki örnek hayali değil yaşanmıştı. Maçtan sonra ki beyanatlarda çok ilginçti. “Çok iyi oynadık, üç puanı hak ettik! Rakibimizi sahasına hapsettik…” Oysa rakibi biraz şanslı olsaydı, hezimete uğramışlardı. Futbolun adaleti olmadığını ya da yanlış tecelli ettiğini söylemiyorlar da, haksız bir galibiyetle neler söylüyorlar.

Oynanan oyunda ne kadar adalet var, oyunun etrafındaki oyun adil, hepsinden önemlisi kim gerçekten adalet istiyor. Bugün de birazcık bunlara bakalım. Oyunun adalet konusu aslında futbolun yumuşak karnıdır. Çünkü oyun hiçbir zaman adalet vaat etmez bize. Hakkıyla yenmek, hakkıyla yenilmek, adilane bir maç yönetmek, yönetilmesini talep etmek hep havada kalan iddialardır.

Çünkü her şeyden önce top yuvarlaktır, ne yapacağı, nereden geleceği, hangi köşeye daha yakın olacağı hiçbir zaman belli olmaz. 90 dakika tek kale oynarsınız ve aleyhinize bir frikik verilir. Rakip topa vurur, auta gidecek meşin yuvarlak, defansınızın sırtına çarpıp gol olur. Kahrolursunuz, çıldırırsınız, kahrolursuzun ama bunların bir faydası olmaz. Ancak genel olarak aklıselim ön plana çıkar ve sizi uyarır. Oyunun yapısında ve özünde bu vardır, yapacak hiçbir şey yoktur.

Yani, talih, kader referansları işte burada devreye girer ve bir olay çıkmadan, şeytana prim tanımadan, müsabakadan sonra rakiplerinizin de elini sıkarak (aslında yenilgiyi kabullenmek zor olsa da) kendinize ve aklınıza uyarak bir nebze olsun rahatlarsınız. Yenilmeniz, rakibinizin şansı, futbolun adaletsizliği olabilir. Fakat bu adaletsizliği kabulleniş her zaman kolay olmaz ve her zaman da doğal sayılmaz.

Örneğin, hakem kararları anlatmaya çalıştığım açıdan hep zan altındadır. Öylesine de, böylesine de inanalar olmuştur. Bundan sonra da hep böyle olacaktır. Futbol dilediğiniz kadar inkişaf etsin, sonuç değişmeyecektir. Çünkü hakemin çaldığı düdük bir tarafı mağdur eder ve her kararı beğenmeyenler çıkar. Oysa hakemin kararları oyunun şartları gereği çok kısa sürede tesis edilmesi gereken bir adillik içerir ve ancak olabildiğince adil olur.

Gecikmiş adalet en çok spor sahalarında adalet olmaktan çıkar. Tanrıça Ayçin bile bu kadar kısa sürede daha fazlasını sağlayamazken, biz yüklendikçe yükleniriz hakemlere. Belki de koca-koca hakimler oturdukları koltukta utanç verici kararlara imza atarken, biz hakemleri yuhalarız en çok. Futbol “El”lerin gölgesinde!

Mutlu olun, mutlu kalın… SAYGILARIMLA

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here