Düşle Gerçeği Harmanladık Şiire Dönük

0
40

Günaydın sevgili okuyucularım nasılsınız bu sabah? Sıcaklar başladı ya, bebeklerde bir huzursuzluk bir huzursuzluk sormayın gitsin. Annelerde bir o kadar huzursuz ki ancak bebeği olan bilir. Bizim apartmanda ve karşı iki apartmanda bebekler var birkaç yıl önceki gibi. Onlar büyüdü yerlerine başkaları geldi ne güzel ama ne hikmetse her gece sanki sözleşmişler gibi hepsi birden uyanıp başlıyorlar ağlamaya, tabi anneleri de uyanıyor. İşte o zaman başlıyor gürültü.  Sanki etrafta uyuyan yokmuş gibi. Ayrımına vardım ki aslında bu anneler annelik testinden  geçmemişler. Ne bir şefkatli söz ne başka bir şey…

Kesin bir  “sus” uvv bana kadar gelen bu “sus” emri tüylerimi ürpertiyor. Bebekleri de kesin çıldırtıyor ki yaygarayı basıyorlar daha yüksek perdeden. Uyuyabilirsen uyu. Sanki aynı evlerde yaşıyoruz! Tam uykuya dalıyoruz tekrar katıla, katıla ağıt! Dünyanın minik mucizelerinden çıkan sese inanamıyorsunuz. İçimden kalkıp evlere dalıp, bebekleri kucakladığım gibi  göklere uçmak geliyor. Özgür ağırlığımızdan kurtulup uçsuz bucaksız gökyüzünde bulutlar arasında  dolaşmak, dolaşmak  bütün sıkıntıları ve sorunları havaya salıp kurtulmak  ve sonra yeniden yer yüzüne inmek  duvarların arasından süzülüp, onları yataklarına sakin ve gülümseyen bir uykunun koynuna  bırakmak.

Her zaman söylerim anne olmak öyle kolay bir şey değil. Candan can çıkarken bir can kendini diğer cana vermeli… Yoksa annelik yarım kalır. Anne gerçekten anne olmaz yalnızca doğuran olur. Böyle olunca da eksik çocuklar yetişir ve toplum böyle  aileler ile şekillenir.

Bu yüzden annelik eğitiminden geçmeli anne olmak isteyenler diyorum. Ve tabi baba olmak isteyenler. İş istemekle bitmiyor çünkü.  Yalnız sevgide işi bitirmiyor. Kesinlikle “ben” bitmeli “sen” olmalı anneler özelikle. En azından  bebek büyüyene dek… Bildiğim uyguladığım bu ve bir sorun olmadı sevgiyi de savruk kullanmayınca. Ve Ahmet Kutsi Tecer’in ANNELER şiiri dilimden düşmeyince. Hep birlikte anımsayalım. Neymiş;

Dal bir gün dedi ki tomurcuğuna

tenimde bir yara işler gibisin

titrerim rüzgarlar keder vermesin

(Eevet her gece ve sabah ağaçlarımı rüzgardan korumaya çalışıyorum, sanki dal ben denizmişim gibi. Çünkü hepsi tomurcuklandı bir tomurcuk bile düşsün istemiyorum)

Anneler  beşikten der çocuğuna

acını görmesin gözüm alemde

teselli demeksin bana son demde

bütün ümitleri yel alır gider

Tomurcuk açılır sel alır gider

Anneler büyütür el alır gider

Bu şiirden her zaman çok etkilenmişimdir. Özelikle son bölümünden; “Tomurcuk açılır sel alır gider / Anneler büyütür el alır gider”

Bir tokat etkisi yapar bu gerçek. Ancak yinede bu kadar karamsar değilim hiçbir zaman. Her zaman tomurcuklar sele boyun eğmeye bilirler, sağlam durarak. Ve çocuklar  her zaman   ele gitmeyebilirler. El dediklerimizi getirebilirler biz oluruz o zaman. Ve bu yüzden işte annelik çok önemli ve dal olmak. Sağlam durmak ve sağlam sağlıklı ürünler verebilmek için.

Ve şimdi içimde geç kalmışlığın ağırlığı var. Hayata geç kaldım gibi… Ve sevgili okuyucularım sağlık, sevgi, birlik ve beraberlik içinde kalalım her zaman. Yase

ŞİİRLE ANNELER

Dal  bir gün dedi ki tomurcuğuna:
– Tenimde bir yara işler gibisin
Titrerim rüzgarlar keder vermesin.

Anneler beşikten der çocuğuna:
– Acını görmesin gözüm alemde
Teselli demeksin bana son demde.
Bütün ümitleri yel alır gider
Tomurcuk açılır, sel alır gider
Anneler büyütür, el alır gider

BEN SEN O

O, yalnız ağaran tanyerini görüyor
ben, geceyi de
Sen, yalnız geceyi görüyorsun,
ben ağaran tanyerini de.

Nazım HİKMET

 

BAŞSAĞLIĞI

Ben uzaklarda olmalıyım, çok uzaklarda
Acılar unutulduktan sonra
Dönmeliyim.

Ölümlerin karşısında şaşırıyorum
Ne desem ki
Düşünüyorum.

Kalanları ağlıyor gidenin
Benim gözlerim kuru
Herkes bana bakıyor, biliyorum
İçlerinden geçenleri.

Başsağlığı dilemek
Garibime gidiyor
Ölen öldü, sen yaşa
Küçültmeye benziyor.

Beni böyle kitaplar mı yaptı ne
Kağıtlarda gidenlere içlenip ağlayan ben
Hayattaki ölümlerde put gibi duruyorum.

Ben canavar ruhlu muyum
Bir ölü evinde tek söz söylenmeden
Put gibi duruyorum

kimse anlamaz derdimi
Ben uzaklarda olmalıyım, çok uzaklarda
Bir yakınım öldü mü?

Behçet NECATİGİL

Günün Şiiri

YURDUM BENİM ŞAHDAMARIM

Engereğin dişlerine işledim,
Ağu dişlerine
Oluklu, çentik…
Ve vurgun,
Gözleri bir çift cehennem
Burnuna kan tütmüş
Pars bıyığına…
Dağın pulat yüreğine işledim,
Şimşeğin masmavi usturasına
Sevdanı usul-usul
Sevdanı mısra-mısra
Lo ben seni hapislerde sevmişim,
Ben seni sürgünlerde.
Yurdum benim şahdamarım…

Yücende buzul
Ve kar,
Maviş dağ tavşanları
Gün vuranda alaran
Zemheri yılanları
Ve yahut bir hışımla
Öyle çakılan
Sonsuzluğun yakışığı kartallar.
………..
Başım gözüm üstünesin
Suskum, avazım üstüne…
Adından başka silah
Yazgından başka günah
Daha yazmamış
Hiçbir gizli dosyada
Hiçbir açık kitapta.

Ahmed ARİF

EN YÜKSEK KULENİN TÜRKÜSÜ

Sevdalar çağı dönsün,
Dönsün geri gelsin

Ah nasıl dayandım nasıl da
Unutamam artık dünyada,
Nice korkular kaygılardı
Uçup gitti göklere.
Bir belâlı susuzluk
Karartıyor damarlarımı.

Sevdalar çağı dönsün,
Dönsün geri gelsin.

Bir çayır gibi tıpkı
Unutulmuş bir kıyıda,
Karamukların, gülüklerin
Boyatıp çiçek açtığı,
O yabanıl uğultusunda
Korkunç pis sineklerin.

Sevdalar çağı dönsün,
Dönsün geri gelsin.

Arthur RIMBAUD

BULUT MU OLSAM

Denizin üstünde ala bulut
yüzünde gümüş gemi
içinde sarı balık
dibinde mavi yosun
kıyıda bir çıplak adam
durmuş düşünür.

Bulut mu olsam,
gemi mi yoksa?
Balık mı olsam,
yosun mu yoksa? ..
Ne o, ne o, ne o.
Deniz olunmalı, oğlum,
bulutuyla, gemisiyle, balığıyla, yosunuyla.

Nazım HİKMET

Günün Sözleri

Gözlerde yaş yoksa, ruh gökkuşağına sahip olmaz.

Kızılderili sözü

İnsanlar, kötülüğü  arzuları güçlü olduğu için değil, vicdanları zayıf olduğu için yaparlar.

J. SMİLL

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here