Dünyanın Merkezi

0
70

Günaydın sevgili okuyucularım nasılsınız bu sabah? Yarısı kış yarısı yaz işte Şubat ayının kısacık tarifi. Güneş bugün ısıtıyor… Sahil ve sokaklar tıkış, tıkış. Güneşlenmek isteyenler istila etmiş her tarafı ne güzel. Kediler köpekler ve sahipleri de güneşten nasiplenmek için sahilde… Ve bu sevimli dost yaratıkların pislikleri de kaldırmalarda. Yürüyüş yapıyorsanız kesinlikle yere bakmak zorundasınız ayağınız her an bir şeylere takılabilir çünkü. Hayvanlarına bu kadar değer veren insanların, azıcıkta insanlarda saygılı olması gerekmiyor mu? Hayvanlarının pisliğini toplama gibi bir sorumlukları yok mu? Soruyorum hem onlara hem de belediye temizlik işlerine bakanlara.

& & & & &

MERKEZ

Bir gün köyün gençleri Hocayı sınavdan geçirmeye karar vermişler. Köyün alanında toplanıp Hoca’nın yolunu beklemişler. Biraz sonra Hoca çıkmış karşılarına. İçlerinden bilgi bakımından kendine güvenen biri: “Hocam sana bir soru soracağım. Bakalım bilecek misin?”

Hoca da sor bakalım demiş.

Delikanlı sormuş; “Dünyanın merkezi neresidir?”

Hoca anında yanıtlamış; “Ayağımın bastığı yerin altındadır.”

Çocuklar ne diyeceklerini bilemeden dağılmışlar.

Ve aslında hepimiz ayağımızın bastığı yeri merkez bellemiş değil miyiz? Bu kadar kayıtsızlığımız ve umursamazlığımız bundan kaynaklanmıyor mu?

Çocukluk dönemi yoksullukla geçen Alexander Murray, yazıyı eski bir köy arabasının üzerine yazarak öğrendi. Yazım malzemesi olarak da ucu yanmış bir değnek kullandı. Başlangıcı bu şekilde olan bir öğrenim hayatına rağmen Murray, bulunduğu şartlara bağlı kalmama duygusu sayesinde ilerleyen yıllarda ünlü bir dil bilgini olarak başarı yakaladı.

Ve sevgili okuyucularım şimdilik sağlık ve sevgi, birlik ve beraberlik içinde kalalım… Sizleri güzel şiirlerle baş başa bırakıyorum. Yase

SOYUNSUN GÖZLERİMİN CİLASI

Soyunsun gözlerimin cilasında
İçersinden aydınlanmış tarlalar
Soyunsun beyazlığı içlerinden gelen evler
Soyunsun utancını arzular
Yıkansın gözlerim yıkansın! ..

Soyunsun gözlerimin cilasında
Gelmiş, gelecek bütün kızlar,
Soyunsun hafızanın insan gözü değmemiş yerinde
Sineler, buseler, arzular
Ve bütün bir ömür
Lahzada harcansın
Yıkansın gözlerim yıkansın! ..

Dağlar’da Ağlar

Sıra sıra dağlar.
Uzanmış…
Bulutların altında. sessizce ağlar…
Belli ki. bugün
Bu görkemli sarayda
Matem var…

Şimşekler çakıyor.!
Bulutlar çığlık çığlığa…

Her can sinmiş bir köşeye.
Halleri, korku dolu gözleri
Yürek dağlar…

Hani nerde…?
Geceye hayat veren
Yıldızlar…

Her gece yaşanan
Şatafat ihtişam,
Görkem’de
Nerde..?

Yoksa! boşuna…

Matem marşı çalmaz,
Gece yağan yağmurlar…

MELİH BAKİ

Sevgili Berke’den bir şiir…

KALBİMİN IŞIKLARI

Kalbimin ışıkları sönerken

Yeni yeni aydınlanan yolları

Tekrar karanlığa büründü

Tek ışığım gözlerindi

Gözlerinle beslenirdi sevgim

Yokluğunla parçalanırdı

Alışmak istesem de sensizliğe

Bana engel oldu ellerin

Çok vakitler yalnızlıkla

Boş vakitler sensiz geçti

Adını taşıdığın çiçeklerle

Süslerdin hayalimi

Berke FAKIOĞLU

GÜL AĞACI DEĞİLEM

Gül ağacı değilem
Her gelene eğilem
Çek elini elimden
Ben sevgilen değilem

Nice güle arzeyleyem
Kızıl gülem ben
Kollarını sar boynuma
Sevgilinem ben

Elimde eli yarim
Olmuşam deli yarim
Bugünüm böyle geçti
Sabahı bekle yarim

Günün Şiiri

Özgür Birlik

Orman ateşi saçlı karım

Isı şimşeği düşünceli

Kaplan ağzında susamuru bel’li karım

En iri yıldızlar demeti ağızlı kokart ağızlı karım

Ak toprak üzerinde ak sıçan izi dişli karım

Amber dilli perdahlanmış cam dilli

Kesilmiş kurban dilli karım

Gözlerini açıp kapayan bebek dilli

İnanılmaz taş dilli karım

Çocuk elyazısı elifi kirpikli karım

Kırlangıç yuvası kenarı kaşlı

Kışbahçesi tavanı şakaklı arduvaz şakaklı karım

Cambuğusu şakaklı

Şampanya omuzlu karım

Buz altında kalmış yunus başlı çeşme omuzlu karım

Kibrit bilekli

Rastlantı parmaklı kupa beyi parmaklı karım

Kesilmiş saman parmaklı

Zerdeva koltukaltlı karım

Saint-Jean gecesi ve kurtbağrı koltukaltlı karım

Deniz köpüğü ve bölme kollu karım

Değirmen ve buğday karışımı kollu

Füze bacaklı karım

Umutsuzluk ve saat makinesi devinimli karım

Mürver ağacı iliği baldırlı

Baş harf ayaklı karım

Anahtar demeti ayaklı su içen gemi işçisi ayaklı karım

İncili arpa boyunlu karım

Val d’Or boğazı boyunlu

Sel yatağının ta içinde sözleşmek boyunlu karım

Gece göğüslü

Yakut potası göğüslü karım

Çiğ altında gül görüntüsü göğüslü

Günlerin açılan yelpazesi karınlı karım

Dev pençe karınlı

Dikey uçan kuş sırtlı karım

Civa sırtlı

Işık sırtlı karım

Yuvarlanmış dövülmüş taş ve ıslanmış tebeşir enseli

Ve biraz önce içilen bir bardağın düşüşü enseli karım

Tekne kalçalı

Avize ve ok tüyü kalçalı karım

Ak tavuskuşu tüyü sapı kalçalı

Duyulmaz dengeli

Kumtaşı ve amyant kabaetli karım

Kuğu sırtı kabaetli

Bahar kabaetli karım

Glayöl kasıklı

Altın damarı ve ornitorenk kasıklı karım

Yıllanmış bonbon ve yosun kasıklı karım

Ayna kasıklı

Islak gözlü karım

Menekşe zırh takımı ve mıknatıslı iğne gözlü karım

Uçsuz bucaksız çayır gözlü

Hapishanede içilecek su gözlü

Hep balta altında kalan odun gözlü

Su düzeyi gözlü hava toprak ve ateş düzeyi gözlü karım

André BRETON

Çeviri: Selahattin HİLÂV

Günün Sözü

Varacağın yeri bilmiyorsan vardığın yerlerin hiçbir önemi yok.

Altınları zamanla biriktirerek satın alabilirsiniz. Ancak zamanla biriktirdiğiniz altınları vererek geçen zamanı asla satın alamazsınız.

Haksızlığa sapıp bütün insanlar seni takip edeceğine, adaletle hareket edip tek başına kal, daha iyi.

Düşünmekten öğrenmek, zaman kaybetmektir.

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here