Bizden Habersiz…

0
49

Günaydın sevgili okuyucularım nasılsınız bu sabah? Eylül geldi bile. Ben denizden habersiz! Tuhaf yaz, yeni başlıyor sanıyorum oysa. Yeni sıcaklaşıyor, yeni terliyor, yeni denize giriyoruz gibi. Zamanı mekânı kaybettim sanki ve bu yüzden tatile yeni çıkıyorum yarından sonra. Oysa iki aydan beri tatildeyim. Ama tatili yaşayan ben değilim. Hayatım bensiz yalnız çıkmış gibi tatile. Zaten bu yıl hep hayatım yaşadı her şeyi benden habersiz. Ağız tadımdan, uykumdan, neşemden, hüzün ve bütün düşüncelerimden ırakta.

& & & & & &

Dünya kan revan içinde herkes birbirini tehdit ediyor: tehditler kuru sıkı mı? Hiç sanmıyorum. Kimyasallar tonlarca duruyormuş bir köşede.

Ve huzursuz olan huzursuz eder. Bu bir etki tepki meselesi. Ve komşularımız kan revan içinde ve bundan kısmen bizi  sorumlu tutuyorlarsa ve bizi tehdit edebiliyorlarsa vatandaşlarının yarısından çoğuna ev sahipliği yapıyor olsak ta ve bu tehditlerden dolayı şahsen kayıtsız kalmamız olası değil çok ama çok endişeli ve gerginiz doğrusu.

Ve gerginlik ve gezi parkı olayları ve ömür boyu sürecekmiş gibi devam eden duruşmalar bugün örneğin, tarihi günlerden bir gün daha yaşanıyor. 28 Şubat davası 103 sanıklı ve yeni yargı yılı açıldı. İfade özgürlüğü mesajları veriyor. Yargıtay Başkanı sayın Alkan…

Ve dünya barış günü kutlanıyor. Ve dünya barış günü kutlanıyor savaş rüzgârları eserken kan gövdeyi sürüklerken… Herkes konuşuyor ama herkes konuşurken insanlar açlıktan, yokluktan, yoksulluktan ölüyor…

Ve sevgili okuyucularım hayat garip bir biçimde hızla akmaya devam ediyor. Savaş rüzgârları eşliğinde. Kişisel bütün savaşlarda onların peşinde… Ve sevgili okuyucularım şimdilik sağlık ve sevgiyle kalalım hep birlikte diyorum. Yase

& & & & & &

Evde Çıkabilecek Yangınları Önleyin

Lütfen bu mesajı aile ve arkadaşlarınıza iletin…

Mesajı gayrimenkul sigortası alanında çalışan bir arkadaşımdan aldım. Okumaya değer bir yazı. Bu, göndermediğiniz takdirde listenizde bulunan birinin bu tür olaylardan haberdar olmadığı için aynı şeyleri yaşamasına neden olabilecek türden bir e-mail. Bu kötü olay geçtiğimiz hafta, orijinal mesajı yazan bayanın erkek kardeşi ve eşinin başından geçmiş.

Çıkan bir yangında çiftin evi tamamen yanmış ve geriye külden başka bir şey kalmamış. İyi bir sigortaları olduğundan, ev ve birçok eşya sigorta tarafından karşılanacak. Bu iyi haber…

Ancak, yangının sebebini öğrendiklerinde dehşete düşmüşler. Sigorta enspektörü birkaç saat boyunca küller arasında yangını çıkış sebebini araştırmış. Enspektör yangının başladığı yerin evin banyosu olduğunu tespit etmiş ve evin hanımına banyodaki prize ne gibi aletlerin takılı olduğunu sormuş. Kadın saç maşası, saç kurutma makinesi gibi bilindik şeyleri sıralamış. Enspektör kadının saydığı her aletten sonra ‘Hayır, bu yüksek sıcaklıklarda parçalanabilecek bir şey’ deyip durmuş. Ardından kadın birden banyodaki prizlerden birinde Glade oda parfümünün takılı olduğunu hatırlamış.

Sigorta enspektörü hemen atlayıp yangının sebebinin bu cihaz olduğunu söylemiş. Enspektör bu prize takılan oda parfümlerinin yangınlara diğer ev aletlerinden çok daha fazla sebep olduğunu söylemiş. Bu cihazlarda kullanılan plastiğin çok İNCE olduğunu ve hatta bir yangın sonrasında geriye böyle bir şeyin varlığını kanıtlayacak hiçbir şeyin kalmadığını anlatmış. Enspektör duvardaki prize baktığında, oda parfümünden geriye kalan iki metal parçasının hala orada olduğunu görmüş.

Çiftin banyoda kullandıkları oda parfümünün üzerinde küçük bir gece lambası bulunuyormuş. Gece zaman zaman ışığın sönükleştiğini ve ardından tamamen söndüğünü fark etmişler. Birkaç saat sonra ışık kendi kendine tekrar yanmaya başlıyormuş. Enspektör cihazın çok ısındığında lambayı patlatmak yerine sönükleştiğini ve soğuduktan sonra tekrar yanmaya başladığını, bunun da bir uyarı işareti olduğunu söylemiş.

Enspektör ayrıca birçok evin bu sebepten yandığını gördüğünden, kendi evinin hiçbir yerinde asla prize takılan tip oda parfümü kullanmadığını söylemiş.

Günün Şiiri

Sen Burada Bir Yabancısın…

Bu rüzgârın tadı senin hiç tatmadığın

Bu yolcular bilmediğin bir yerden geliyor

Konuştukları dil ömrünce duymadığın

Gözlerini sakla sen burda bir yabancısın.

Akşam tren raylarına yağmur yağıyor

Devrilmiş bir sokak ayak basmadığın

Çarmıha gerilmiş afişler ıslanıyor

Karanlıkta bir kadın tanımadığın

Bir şeyler söylüyor anlamadığın

Şüpheli oteller üstüne geriniyor

Sen burada bir yabancısın saklanmalısın

Akşam tren raylarına yağmur yağıyor.

Attila İLHAN

 

KİMİ SEVSEM SENSİN

kimi sevsem sensin / hayret

sevgi hepsini nasıl değiştiriyor

gözleri maviyken yaprak yeşili

senin sesinle konuşuyor elbet

yarım bakışları o kadar tehlikeli

senin sigaranı senin gibi içiyor

kimi sevsem sensin / hayret

senden nedense vazgeçilemiyor

her şeyi terk ettim / ne aşk ne şehvet

sarışın başladığım esmer bitiyor

anlaşılmaz yüzü koyu gölgeli

dudakları keskin kırmızı jilet

bir belaya çattık / nasıl bitirmeli

gitar kımıldadı mı zaman deliniyor

kimi sevsem sensin / hayret

kapıların kapalı girilemiyor

kimi sevsem sensin / senden ibaret

hepsini senin adınla çağırıyorum

arkamdan şımarık gülüşüyorlar

getirdikleri yağmur / sende unuttuğum

hani o sımsıcak iri çekirdekli

senin gibi vahşi öpüşüyorlar

kimi sevsem sensin / hayret

in misin cin misin anlamıyorum

Attila İLHAN

 

Kış Şiiri

Kapı açıldı, buharla doldu mutfak,

Soğuk, yuvarlana yuvarlana daldı içeri.

Her şey eskisi gibi oluverdi bir anda

Çocuk yıllarındaki o akşamlar gibi

Hava kupkuru ve tertemiz

Ve dışarda, beş adım ötede

Süklüm püklüm duruyor kış

Yüzü tutmuyor içeri girmeye

Kış. Ve işte her şey ilk kez başlıyor sanki.

Ağarmış uzaklıklarına doğru kasımın

Uzaklaşıyor aksöğütler

Değneksiz ve rehbersiz körler gibi….

Nehir buz tutmuş, donmuş sepetçi söğütü.

Ve konsol üstünde bir ayna gibi

Bir buz tabakasına, enlemesine

Yerleşmiş kara gök kubbesi.

Ve karşısında onun, yol kavşağında,

-yarı yarıya kara gömülmüş kavşakta-

Seyrediyor bu aynada kendini

Kayın ağacı, saçında bir yıldızla.

Ve gizlice sezmektedir ki o

Kış, harikalarla doldurmuştur her yeri;

Kır evini, uzakta görülen,

Ve kendi tepelerini…

Boris PASTERNAK-Çeviren: Ataol BEHRAMOĞLU

Günün Fıkrası

Temel, bir Fransız ve bir Amerikalı ile ıssız bir adadaymış. Bir gün iyi huylu bir deniz perisi gelip demiş ki: “Uzun zamandır izliyorum sizi. Geminiz battıktan sonra çok acı çektiniz. Dileyin benden, ne dilerseniz.”

“N’olur beni Fransa’ya gönder” demiş Fransız. Hoop gitmiş Paris’e.

“Beni de Amerika’ya lütfen” demiş Amerikalı ve o da hoop California’ya.

Sıra Temel’e gelmiş. Düşünmüş, düşünmüş…

“O Fransız ile Amerikalı uşaklaru çok ozledum. Çağur onları geriye.”

& & & & &

Bir mecliste konuşulurken, Amerikalı: “-Biz Mars’a gideceğiz” demiş.

Alman: “-Biz yakıtsız giden otomobil üreteceğiz” demiş.

Fransız: “-Atom bombasını etkisiz hale getirecek projelerimiz var” demiş.

Bizim Karadenizli de onlardan geri kalmamak için: “-Biz de güneşe gideceğiz” demiş.

“-Güneşe gidemezsiniz” demişler. “Güneş yakar.”

Karadenizli gülümsemiş: “-O kadar da enayi değiliz, tabi, demiş. Akşam serinliğinde gideceğiz.”

Günün Sözü

Bu dünyada başarıya ulaşan insanlar istedikleri şartları yakalayan insanlardır. Eğer onları bulamazlarsa, kendileri yaparlar.

Parayı kazanmadan harcamaya nasıl hakkımız yoksa mutluluğu da üretmeden tüketmeye hakkımız yoktur.

Bernard SHAW

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here