“Beni Görmek Demek…”

0
69

Gülümseyen bir Mustafa Kemal portresiyle birlikte hatırladığım gülümseyen bir yüz.. Adı; Akgün Büyükişleyen.. Cumhuriyet Ortaokulu’ndan resim öğretmenim..

Yıl 1970.. Akgün öğretmenim, kantinin olduğu zemin kat salonu boydan boya kaplayan bez üzerine, Atatürk’ün gülümseyen dev bir resmini çizmiş, renklendirmiş ve  okulumuzun duvarına asmıştı..

Öğretmenimizin çizip duvara astığı dev Atatürk portresi, bir bayrak gibi dalgalanmıştı bir hafta süresince okulumuzda.. Biz, öğretmenimizin yaptığı dev Atatürk portresine gülümseyen bir yüzle bakarken, öğretmenimiz de gülümseyen bir yüzle bizi izliyordu.. Sanırım öğretmenimiz bizim yüzümüzde Atatürk resminin ışığını arıyordu.. Okul bahçemizde bir bayrak gibi dalgalanan dev Atatürk portresini seyrederken zihnimde güneşli bir mavilikle ışımıştı “özgürlük ve bağımsızlık” düşüncesi.. Atatürk’ün düşüncelerini bir bayrak gibi dalgalandırmamız için çizmişti zaten öğretmenimiz de dev Atatürk portresini..

Akgün Büyükişleyen öğretmenimden mirasla “Atatürk Portreleri” çizdim ben de.. Sulu boya ve mürekkep kalem çalışmalarından oluşan resimleri, Atatürk sevgisini ve düşüncelerini öğrencilerimizle, öğretmenlerimizle, velilerimize birlikte yaşamak ve yaşatabilmek amacıyla sergiledim çalıştığım okullarda..

Ne diyordu özgürlük ve bağımsızlık karakterli Başöğretmenimiz? “Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek demek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyor ve hissediyorsanız bu yeterlidir..”

Yalnız resimlerle çizilmez elbette bu bağlamda Atatürk portreleri.. Ülkemizin taşına toprağına, milletimizin kaşına gözüne sevdalı şairlerimizden Attila İlhan; “Mustafa’m, Mustafa Kemal’im!” dizeleriyle çizer mesela.. “Milli kimliğini ve Asyalı vasfını” öne çıkartarak “Kalpaklı Gazi” portresi çizer mesela “Hangi Atatürk” adlı kitabında da..

Batının ünlü tarihçilerinden Prof. Arnold Toynbee, Mustafa Kemal’in tarihi portresini çizerken; onu önce, “imkansızı gerçekleştiren büyük devrimci” çerçevesi içine alır ve sonra imkansızı resmeder: “Öyle bir an düşünün ki, Batı dünyasında Rönesans, reform, bilimsel ve kültür ihtilali, Fransız İhtilali ve endüstriyel ihtilallerin hepsi bir insan hayatının içine yığılmış olsun. İşte Atatürk, bu kadar kısa süre içinde ve hiçbir ülkede uygulanamamış en ihtilalci programı gerçekleştirdi.”

Tarih ve toplum bilimlerinde, “o olmasaydı olmazdı veya onun yerine şu olsaydı” varsayımından hareketle yargıda bulunulamayacağı; tarihsel hareketin düz ve doğrusal bir çizgi üzerinden değil, “birbiriyle kesişen sayısız güç” çevriminden ilerlediği gerçeğinden hareketle ben, tarihteki Mustafa Kemal portresinin de, “Hangi Atatürk” sorusunun da tarihsel ve toplumsal koşulların bir sonucu olarak çerçevelendiğini söyleyebilirim.. Ve tam da bu bağlamda Mustafa Kemal’in; “İki Mustafa Kemal vardır.  Biri, ben, fani Mustafa Kemal; diğeri milletin içinde yaşattığı Mustafa Kemaller idealidir. Ben onu temsil ediyorum” kelimeleriyle kendi portresini çizdiğini düşünüyorum….

Bu düşüncelerle ve “Mustafa’m, Mustafa Kemal’im!” duygusuyla yazdığım, Kasım 2001 tarihinde “Öğretmen Dünyası” adlı dergide yayımlanan, “Bir Mustafa Kemal Şarkısı” adlı şiirle bitirmek istiyorum yazıyı..

Mustafa; süzülmüş demek tarihin sularından.. Sezilmiş demek dualarla bizim tarafa.. Mustafa yazılmış yüreklerimizdeki muskalara..

Kemal; yetkinliğe gelişim demek.. Çürüyüşe daralırken yaşamın ufku.. Işıklı şarkılarla genişleyen mavilikte.. Yağmurlu oluşum demek tohumlarda yeşeren..

Mustafa Kemal emek demek.. Bağımsızlık sofralarında kilim dokulu.. Cumhuriyetli ekmek Anadolulu.. Bilim okulu demek Mustafa Kemal.. Tarlalarda çiçek, özgürlük kokulu.. Çelik demek fabrikalarda; alın teri, nasırlı el.. Barışın gülü demek yakalarda takılı..

Mustafa Kemal; fener demek gemilerin yol sorduğu.. Karanlığı yener demek, güneşli gözlerimiz.. Aydınlık kafa demek yani sen ben o biz.. Ey hepimiz Mustafa, hepimiz Kemaliz!.”

Selam ve saygılar… ozdemirgurcan23@gmail.com

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here