‘Babalar Günü’nüz Şimdiden Kutlu Olsun

0
106

Babalarınızı Hafife Almayın!

Değerli okurlarım, yolumuz kısaldıkça, bu güzel günü de kutlayanları da birazcık kıskanmaya başladım. Yanlış oldu, onlara hala gıpta ediyorum. Aile içinde kuvvetin timsali, yeri doldurulamayacak müstesna varlıktır babalarımız. O’nu zamansız yitirenlerin ahları-vahları, keşkeleri hiç bitmez, ömür boyu devam eder. O hayattayken “Derslerimde başarılı olsaydım, daha uslu bir çocuk olabilseydim” gibi-gibi…

Ne hikmetse, samimi dost, arkadaş ve hatta sırdaş olabileceğimiz o sevgili insanlara hep mesafeli dururuz. Resmiyet surlarını bir türlü yıkamayız ve onları Kaf Dağı’nın ardında sanırız. Aslında hiç de öyle değil. Allah, babaları çocuklarını korusun diye yaratmıştır. Bizler bu gerçeği O’nu yitirdikten anlıyor ve hatta görüyoruz.

Anneler günü için yazmayı düşündüğümde; iki saati hak getire. Bütün gün arşivimi karıştırdım. Annelerimize değer vermediğimden değil. Babalarımızla çok fazla anımız var da ondan. Yazmaya başladığımda gözyaşlarımın hürriyetine engel olmadım, yalnız olduğumdan da özgürlüklerin en yücesini verdim onlara.

“Biz erkeksiz de yaşarız, onlarsız da çocuk sahibi oluruz” diyen kadınlarımız kendinize biraz çeki düzen verin. Başkasının spermiyle dünyaya getirdiğin çocuğu, ölünceye kadar babasızlığa mahkûm etmiyor musun?  El hayâ vel iman…

Babalar, özellikle erkek çocuklar için önemlidir. Her erkek çocuk genellikle babasını kopya etmeye çalışır. Hatta kız çocukları bile nişanlandıklarında, babasının özelliklerini arar o kişi de… Bu kadar basit! Babalarımız yaşıyorken, hepimiz yetişme çağındayız, hepimizi belli etmeden, havalara girmeden o eğitiyor. Babalarımız Hak’kın Rahmetine kavuştuğunda büyüyoruz ama bu defa da yalnız kalıyoruz.

Delikanlılık döneminde babamın bana verdiği öğütlerle sıcak sahiplenme duygusu hep kılavuzum olmuştur. Onsuz bir şey yapamayacağımı anlamıştım. Eve bazen geç geldiğimde beni bekler bulurdum. Bir çift göz beni yakından izlerdi, usanmadan, bıkmadan… Bir evde, ak saçlı, eli bastonlu, bir köşeye oturan, bir şeye karışmayan birisi olsa, bakışları bile güven vericidir, sevgi doludur.

O çınar yıkılmayı görsün. Her şeyimizi yitirdiğimizi sanırız. Ellerimizi nereye koyacağımızı şaşırırız. Yani bir meydan savaşında, silahsız ve de komutansız asker gibi oluruz.

öcal sanat3

Haftaya Pazar günü “Babalar Günü” kutlanacak! Gidin ellerini öpün, koklayın kendisin. Yanlışlarınız için merak etmeyin yüzünüze vurmaz. Onu hatırladığınız için çok duygulanır, gözyaşları yüreğine akar. Ağlamaz, yutkunur. Asil, vefakar, cefakar ve evlatlarına iyi örnek olan babalardan söz etmiyorum. Karıştırılmasın!

Bütün babaların bu güzel günlerini en iyi dileklerimle kutlarım.

Mutlu olun, mutlu kalın… SAYGILARIMLA

Gönül Köşemden

Babamı Tanısaydınız…

Değerli okurlarım, piyasalar canlansın, esnafın cirosu artsın diye, başka bir ifade ile kapitalist dünyanın sırf tüketimi coşturmak amacıyla annelerimizi ve hatta sevgilileri bir güne mahkûm etmelerine sıcak bakmasam bile, Vitrinlerdeki “Babanızı Unutmayın” ibareleri beni çok etkiliyor, genzim sızlıyor. Bir hafta önce anamı babamı yitirmişim gibi oluyorum adeta.

İşte O Benim Babam. Lacivert elbiseli, gri fötr şapkalı, 1.90 boyunda iki eli arkasında yürüyen bir protokol adamıydı benim babam. Elleri kıçında yürümek belki de ondan bana miras kalmıştır. Şikâyetçi olduğumu söyleyemem.

Çocukluğumda bütün aile fertleri evde olacağından akşam yemekleri oldukça önemliydi. Babam sabah evden çıkarken, “Remziye akşam ne yemek yapacaksın?” “Sen bilirsin bey…” “-Gel oğlum benimle…”

Babam önümde elinde iki sepetle ben arkada çarşıya doğru yola çıkardık. Arada bir geriye döner ve “oğlum başın yukarıda ve dik yürü” derdi. Gerçektende şimdi başım yukarıda ve dimdik yürüyorum. Sağ ol sevgili babam. Çarşıya gelinceye kadar belki kırk kişiyle selamlaşır “Bir emrin var mı İbrahim Halil bey” diyenlere “Sağ olasın” diye cevaplardı. İŞTE O BENİM BABAM.

O günün koşullarında çok şeylere sahip olabilirdi ama bir evi bile yoktu ömrü kiracılıkla geçti. Çocuklarıma haram lokma yedirmem dediğini duyardım. Bazen de “Şu yalancı dünyada kimseye boyun eğmem” derdi ama o zaman ne anlama geldiğini bilmiyordum. “Uzaktan fark edilmelisin” ve “büyüdüğünde yüreğinden sevgiyi,  yüzünden de tebessümü eksik etmemelisin” ifadelerini ilk kez ondan duymuştum. Bazı makalelerimde de geçiyorum. Sağ ol sevgili Babam.

İnsanın babasını yitirmesi sözlerle anlatılamaz. Ben şöyle anlatayım dilerseniz. Hani yüreğinizin üzerine kontra bir yumruk yediğinizde nefesiniz kesilir, dizlerinizin bağı çözülür, her tarafınız kıvılcımlarla dolar ya. Veya yaşamla ölüm arası bir darbe olduğunu da söyleyebilirim. İşte babasını kaybeden de aynı acıyı hisseder. Yüzde doksan dokuzu böyle…

Evlerinin direği yıkılmayı görsün. Başka direk o çatıyı kaldırmaz. Babalarının vefatı evin direğinin yıkılması, çatısının çökmesidir. Çocuklar için çok daha zordur babasızlık. Yaşamlarında, istemeseler de yeni bir sayfa açılmıştır. Bir hesap işi değildir bu. Yağan rahmet yakılan direğin yarıklarından içeri girmektedir. Kolay bir hadisede değildir. Baba acısıyla parçalanan yürekler yama tutmaz. Oranın yaması yoktur ama sabır için ilaç olarak düşünülebilir. Zaman en iyi ilaçtır derler arada bir. En mutlu anın da bile onları hatırladığında, yer ile yeksan olursun. Giden sadece sırasını savmamış, çok şeyleri beraberinde götürmüştür.

Yıllar önce sevgili babamı toprağa verdim. Şu anda aynı duyguları yaşıyorum. Tabutunun altında ve baş tarafındayım. Babamla son beraber oluşumdu, kimsenin baş tarafına omuz vermesine izin vermedim. Musalla taşına kadar omzumda taşıdım O’na son görevimi yapıyordum. İŞTE O BENİM BABAM.

Yüreğimdeki çukurları, kuyuları ters çevirip arşa uzattım ve süratle çıkmaya başladım. Belki bir yerde karşılaşırız. Dileğim aynen öyle…

BABALAR GÜNÜ… Yani sizin gününüz en iyi dileklerimle kutlarım. Gözyaşlarım acizliğimden değil, sana olan hasretimden. Beni merak etme, rahat uyu her yanın nur olsun. Ellerinden hasretle öperim. Babalar Günü Kutlu Olsun.

Mutlu olun, mutlu kalın… SAYGILARIMLA

Günün Nabzı

Babalara Alınan Hediye…

Bir babanın çok akıllı ve çok güzel bir oğlu varmış. Bu güzel çocuk babasının doğum gününde bir çakmak hediye etmiş. Babası da çok mutlu olmuş. Pahalı hediyeleri sevmiyormuş bu baba. İkinci babalar gününde bu güzel çocuk yine bir çakmak hediye etmiş. Ama çakmaklar birbirine benziyormuş. Olabilir demiş baba. İnsanlar bile birbirine benziyor mu?

Üçüncü kez kutlanan babanın doğum gününde çocuk yine bir çakmakla gelmiş ve doğum günü kutlun olsun. Çakmağı güle-güle kullanın demiş. Fakat yine aynı çakmak… Böylesine benzeyiş biraz tuhafına gitmiş babanın ve kendine ait olan komedinin çekmecesine bakmış ve çakmak falan yok. Yani bir çakmağı üç doğum gününde babasına yutturmuş bu güzel çocuk.

Şunu demeye çalışıyorum. Bu numarayı annelere yapın bakalım başınıza neler geliyor. Sessiz dururuz ve farkımızda bu olmalı.

Günün Sözü

Babaların Yüreği Yamalıdır!

Öcal’dan İnciler

Babalar Ağlamaz, Yutkunurlar!

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here