Dr. Öğretim Üyesi ‘necmi cemal’
Stratejik maden konuşulacağı zaman, Türkiye’de kalemler neredeyse refleks hâlinde bor madenine gider. Bor kıymetlidir, doğru. Ama artık şu gerçeği dürüstçe söylemenin zamanı geldi: Sadece bor yazıp çizmek, maden stratejisi değildir.
Bugün Kütahya Tavşanlı’da, Balıkesir Gönen’de; Antimonu %98 oranında işlenmiş mamul hâline getirip, ürettiğinin %90’ını yurtdışına satan girişimciler var. Sessizler. Manşetlere çıkmıyorlar. Ama döviz kazandırıyorlar. İstihdam sağlıyorlar. Ve en önemlisi: Stratejik madenin nasıl stratejik ürüne dönüştürüleceğini fiilen gösteriyorlar.
Antimon ne yapıyor, bor ne bekliyor?
Antimon; Yangın geciktirici sistemlerde Savunma Sanayinde Elektronik ve Batarya teknolojilerinde kritik bir girdidir. Ama antimonu asıl değerli kılan şey, Türkiye’de ham hâlde bırakılmamasıdır. İşleniyor. Standardize ediliyor. Katma değerli ürüne dönüşüyor. Ve ihraç ediliyor. Aslında antimon üzerinden yapılan iş, bor için yıllardır anlatılan ama nadiren hayata geçirilen modeldir. Algı sorunu tam burada başlıyor, Bor madenini herkes anlatıyor.
Ama antimonu üreten anlatmıyor, işleyen reklam yapmıyor, satan gürültü çıkarmıyor. Sonuçta ortaya yanlış bir algı yerleşiyor: “Türkiye maden konuşur ama satamaz.”
Oysa gerçek bambaşka: Türkiye satabiliyor, ama üreteni görünmez kılıyor. Asıl mesele? Mesele bor değil. Mesele antimon da değil. Mesele şu soruda düğümleniyor: Ham madeni mi seviyoruz, mamul ürünü mü? Bor yazmak kolaydır. Antimon işlemek zordur. Ama ülkeleri ileri taşıyan şey yazılar değil, ürünlerdir.
Son söz; Canı sıkılan bor yazar. Strateji kuran antimon işler. Akıl koyan ihraç eder. Türkiye’nin ihtiyacı olan şey yeni madenler değil; mevcut madenleri yönetecek akıldır. Ve o akıl; Tavşanlı’da, Gönen’de, sessiz sedasız çalışmaktadır.







