Çanakkale Geçilir mi?

0
75

Değeri okurlarım, 18 Mart 1915 tarihi; bağımsızlık ve özgürlüğünden tarihinin hiçbir döneminde taviz vermeyen, tek vücut haline gelmiş bir milletin, bağımsızlığını, onurunu, vatanını ve bayrağını korumak için neler yapabileceğini bütün dünyaya gösterdiği ve unutulmayacak bir “destan yazdığı” tarihtir.

Renkleri, dilleri ve ırkları farklı milletlerin ordularına karşı, Çanakkale’de kazanılan zafer, Mustafa Kemal ve askerlerinin yaptığı savaşın ve de tarihin akışını değiştirmiştir. İman, vatan ve bayrak sevgisi, dayanışma, birlik ve beraberlik duyguları, zamanın en güçlü donanımlı ordularına karşı koymada en önemli faktörler olmuştur.

Mustafa Kemal ve bizim için toprağa düşen, şehit olan dedelerimizin Çanakkale’de saplanan ruhları, milletimizin mayasını oluşturan ruhtur. Bu ruh, vatanın, namusun, bayrağın, kısaca bizi biz yapan değerlerin, en zor şartlarda bile feda edilemeyeceğini açık bir şekilde ortaya koymuştur. Bu ruhu yaşattığımız sürece ulaşamayacağımız hiçbir sorun kalmayacaktır.

Birilerinin, “İki Ayyaş” olarak ifade ettiği o muhteremler ve kahraman askerleri, bizlere canlarını vererek, faturasını ödeyerek, borçsuz bir vatan hediye etmişlerdir. Hepsinin mekânı cennet olsun. Ve öyle olduğunu düşünüyorum.

Bizlere düşen görev; Çanakkale Zaferi’nin, özellikle genç nesillere iyi anlatılmasıdır. Bu, ecdadımıza borcumuz olduğu gibi, geleceğimiz açısından da son derece önemlidir. Milletçe bu onurlu mirasa sahip çıkmak, aynı inanç ve duyarlılıkla yarınlara taşımak en büyük görevimizdir. Aziz şehitlerimizi, Mustafa Kemal ve onun kahraman askerlerini, dedelerimizi halisane dileklerimizle rahmetle anıyoruz. Ruhları şad olsun.

Mustafa Kemal ve kahraman askerleri, dedelerimiz başarılı olamazdı. Çanakkale geçilseydi, İstanbul düşecekti. Dünya savaşı uzamayacak 2-3 yıl önce bitecek, İngilizler, Fransızlar ve Ruslar daha az zayiat verecekler ve de Çarlık Yönetimi ekonomik darboğazla sıkışmayacağı için, Rusya da 1917 Devrimi de olmayacaktı.

Ancak, Türkler de o dönem dünyanın en güçlü ve emperyalist emelli ve özellikle de Fransa, İngiltere ve Ruslardan oluşan karma gücünü Çanakkale’de durdurarak “Emperyalist güçleri yenmiş olmaktan ziyade yeniden millet olabilme gücüyle var etmemiş” olacaktı.

Çanakkale geçilmez, boş bir edebiyat değil! Kuru bir böbürlenme hiç değil! Anıtlar, bayraklar dikip, cilalı laflarla oy arttırma fırsatçılığına çıkarak ve vatan elden gidiyor korkutmasına sığınıp “Plastik bir milliyetçiliğe alet edilecek bir direniş hiç değil. Bu güzel günler “hayır”lara vesile olur inşallah!

Mutlu olun, mutlu kalın… SAYGILARIMLA

Gönül Köşemden

Çanakkale Öğrenilmeli ve Öğretilmeli

Değerli okurlarım, oralara gidip gitmediğimizi ya da görüp görmediğimizi bilmiyorum. Ben 10 yıl içinde iki kez gittim. Bazı izlenimlerini anlatacağım. Gelibolu zaten başlı başına bir doğa harikası. Turizm sezonu başlamadan oraya gidip şehitliğimizi anıp, düşüncelere dalmanın tam zamanı!

Bildiğiniz gibi, Çanakkale, Kurtuluş Savaşı ruhunun doğduğu yerdir. İşte o kutsal topraklara adım attığımızda, dünyada oradan başka yer yokmuş gibi geliyor insana.

Belki de iki asker babası olduğumdandır; dedelerimizin can alıp can verdiği o mübarek topraklara adım attığınızda, şehitlerin sesini duyar gibi oluyorsunuz. Orada garip bir dünyaya kapılır, göremediğiniz o kalabalığın soluğunu duyuyorsunuz adeta.

Görünürde kimseler yok ama yalnız değilsiniz. Şehitlerimiz can verirken çıkardıkları sesleri duyuyor ve hala topraklarını bekliyorlar. Siperleri şehitlikleri görünce bir yakınınızı yitirdiğinizde kapıldığınız suçluluk duygusuna kapılıyor, yaşamaktan utanıyorsunuz. Gelibolu’da canhıraş bir sessizlik kulaklarımızı tırmalıyor.

Kendi şehitlerimize, buralara kadar getirilip ölüme sürülen o günkü düşmanların garip çocuklarına aynı ölçüde yanıyorsunuz. Çanakkale Troya Sava’şının tekrarı ve büyük bir trajedi anlatmak istediğim. 1915’te Batı’dan saldıranlara karşı Ege’nin doğu yakasındakiler yine savunmadaydı. Bir Makedon şehri olan Selanik’te doğan Mustafa Kemal, onlara Anadolu’nun kilidini açtırmadı.

Çanakkale’de yüz binlerce Anadolulu yaşamını gözünü kırpmadan verdi. Bu asil direnişe rağmen üç yıl sonra Anadolu işgal edildi.

Mustafa Kemal Anadolu’da yiğit, inançlı, sabırlı ve uysal askerler buldu, kendilerini ölümün kucağına rahatlıkla atıyorlardı ama şehitliğe amaçsız koşmak yetmez, bunca canın bedeli özgürlük olmalıydı. Bunu başaran, yitirilen yaşamların ziyanını önleyen Mustafa Kemal’di. O askerler olmasa tek başına Mustafa Kemal ne yapabilirdi? Bu doğru ama “Önce insanın canının karşılığını varislerine Mustafa Kemal’in iade ettiği” de unutulmamalıdır.

Ordularımız, askerlerimiz itibarsız olursa ya da itibarları iade edilmezse, bu coğrafyada bizlere hep sorun yaşatırlar. Hele dilimize sahip olamazsak arada bir dilimizi ısırma gereği de duymazsak, etrafımız düşmanla dolar.

Dedelerimiz 450 bin askerdiler. Düşmanlarımız İngiliz, Fransız, Anzak onlar da 550 bin askerdi. Düşman günün koşullarına göre yeni savaş teknolojilerine örneğin bugünkü zırhlı araçların ilk modeli sayılan üstün silahlara sahipti.

Saddülbahır, Arıburnu-Anafartalar, Conkbayırı ve… Mustafa Kemal! Toplam 20 Km. uzunluğundaki bir cephenin iki yanında, çok küçük bir alanda, dedelerimiz ve düşman bir milyona yakın insan mevzilendiler. Göğüs göğse, boğaz boğaza… Diş dişe, süngü süngüye 259 gün savaştılar. 10 Türk’ten altısı şehit olurken, 10 düşmandan beşi öldü. Fakat Çanakkale’yi geçemediler. Geldikleri gibi ve arkalarına bakmadan gittiler.

Bastın yeri toprak diyerek geçme tanı / Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı,

Sen şehit oğlusun incitme yazıktır atanı / Verme dünyaları olsan da bu cennet vatanı!

Mutlu olun, mutlu kalın… SAYGILARIMLA

Günün Nabzı

Senin Deden Neden Gelmişti?

Çanakkale’deki şehitliğe ziyarete gelen Avustralyalı bir genç, orada bulunan bizimkilerden birine sitem etmiş ve şunları söylemiş: “-Sizin dedeleriniz, bizim dedelerimizi öldürdü…”

Bizim delikanlı da düşündürücü bir yanıt veriyor: “-Sizin dedeleriniz burada ne işi vardı? Topraklarımıza neden geldiler?”

Gelibolu Yarımadası’nı gezmek; tarih, bağımsızlık, yurtseverlik, hepsinden de önemlisi gerçek bir insanlık dersidir. Mehmet, Mişon ve Efram’ın yan yana yattığı şehitlik ve siperler kadar işgal ordularının mezarları da gelmişten günümüze birçok mesaj taşıyor. Yukarıdaki yanıtı beğendiniz mi?

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here