Var-Yok

0
7

Emekli Öğretmen Suphi ULUSOY…

Var-yok diye yazmayı düşündüm. Varken yok sayılmak, yokken var sayılmak… Bu dünya öyle garip ki inanılması güç ve garip olaylar yaşıyoruz. Yüzyıllar öncesinde de böyleydi, şimdilerde de böyledir.

Hani bir söz vardır halk arasında “Kadir kıymet bilmeyenler, kendi halini gözden geçirmeyip, aynaya bakmayıp başkalarını irdeleyenler…” Gerçekte var olup yok sayıldığı, hayatta olmadığı zamansa var olduğu ve ona gönülden bağlanıldığı garip bir hayat yaşıyoruz.

Şimdi tarihte çok gerilere gidersek; Peygamberlerden Hz. Musa, Hz. Nuh, Hz. İbrahim, Hz. İsa ve son Peygamberimiz Hz. Muhammed, başka peygamberleri de söyleyebiliriz. Peygamberler yaşadıkları dönemlerde yanlış yönde olan tüm insanları doğru yola yöneltmek için, Allah’ın emirlerini iletmişler ancak bu cahil insanlar tarafından büyük eziyet, hakaret ve hatta işkence görmüşlerdir. Peygamberleri öldürmek için çeşitli ölüm tuzakları kurmuşlar, savaşlar başlatmışlar, velhasıl o dönemde onları yok saymışlar ve değersizleştirmek için çeşitli yollara başvurmuşlardır.

Peygamberleri görüp onları dinlemeyen topluluklar olduğu gibi, Peygamberleri hiç görmeyen bizler onlara nasıl iman etmiş ve bağlanmışız? Görmeden iman etmek, inanmak, sevmek, düşünebiliyor musunuz? Yaşadıkları dönemlerde yok sayılan peygamberlere, bugün olmadıkları halde milyonlar nasıl inanarak onları kabul etmişler ve gönülden bağlanmışlardır?.. Bizler gelmiş geçmiş tüm peygamberlere, inanmış ve iman etmişiz, görmeden inanmışız. Peygamberleri görüp de inanmayanlar kendilerine yazık etmişlerdir.

İslam’da 4 büyük mezhep imamı vardır. Hanefi-Şafi-Hambeli-Maliki… İmam-ı Azam Ebu Hanife zamanın yönetimini beğenmediği, eleştirdiği için zindana atılmış ve öldürülmüş, o dönemde yok sayılmıştır, ancak bugün düşüncelerine saygı duyulan ve onun mezhebini kabul eden milyonlar vardır. İmam-ı Şafi öldürülmüş, önce bazı kesimler tarafından yok sayılmış, fakat günümüzde onun düşüncelerini benimseyen milyonlar vardır. Varken yok sayıldılar, yokken şimdi var gibi milyonlar tarafından sevilmektedirler.

Çok gerilere gitmeye gerek yok, Abdulhamit’i Selanik’e 2 yıl sürgüne gönderen kardeşler onun yerine geçmiş, onu unutmuşlar, ancak günümüzde Abdulhamit ne kadar anılıyor, adı sıkça konuşuluyor. Hatta filmler çekiliyor.

Ya Atatürk, yaşadığı dönemde yok sayılmış, hakkında idam fermanları çıkmış, tuzaklar kurularak öldürülmeye çalışılmış ama o, bugün aramızda olmadığı halde onun fikirlerine, yönetim şekline milyonlar saygı duyuyor ve anılıyor.

Nazım Hikmet, yıllarca “Komünist, Vatan Haini” diye anıldı. Bugün ise şiirleri okunuyor, film belgeselleri çekiliyor. Cumhurbaşkanımız da bazen Nazım’ın şiirlerini okuyor.

Namık Kemal, dönemin yönetimini eleştirdiği için Payas’ta, Kıbrıs’ta zindana atıldı, o dönemde yok sayılan Namık Kemal yine günümüzde anılıyor, adı da Üniversite ve çeşitli okullara verilmiştir.

Neşet Ertaş da yaşadığı dönemde yok sayıldı, pek itibar görmediği için Almanya’ya gitti ve parmakları şişene kadar düğün salonlarında çalıştı. Neşet’in çok sayıdaki türküleri her gün dilden dile dolaşıyor ve olmadığı halde var sayılıyor. Neşet’in türküleri TRT dahil tüm kanallarda, çok sayıda sanatçı tarafından seslendirilmektedir. Kazancı Bedih, yaşadığı günlerde önemsenmedi ve evinde kömür zehirlenmesinden vefat etti, günümüzde yine çokça anılıyor. Oysa bu şahsiyete doğalgazlı bir ev kiralanamaz mıydı?

Aşık Mahzuni Şerif yasaklandı, cezaevine atıldı o dönemlerde ‘dinsiz, imansız, komünist, Alevi’ denildi, ancak günümüzde yazdığı türkülerle anılıyor, TRT’de ve tüm TV kanallarında türküleri söyleniyor.

Şarkıcı Ahmet Kaya ise ülkeden zorunlu gitti, vatan haini diye gazeteler başlık attı. “Kürtçe şarkı söylemek istiyorum” dedi. Ahmet Kaya hep “vatanım” dedi, “beni vatan haini diye anmayın, ben vatanımı, halkımı seviyorum” dedi. Şimdilerde TRT KÜRDİ açıldı, kanalda sürekli Kürtçe yayın yapılıyor ve Kürtçe konuşuluyor, Kürtçe şarkılar söyleniyor.

Ahmet Kaya varken yok sayıldı, öldükten 13 yıl sonra Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Ahmet Kaya’ya Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Ödülünü verdi, varken yok sayıldı, yokken var sayılıyor.

TRT’nin Arapça yayın yapan kanılı da şimdilerde yayın yapıyor. Arapça bilen vatandaşlarımız ve diğer ülke vatandaşları izlemekte.

Ya Kemal Sunal, İnek ve Alevi diye anıldı. Ölümünden sonra sürekli filmleri gösterimde, sevilerek izleniyor.

Ailemizi, eşimizi, çocuklarımızı, dostlarımızı, sevilmesi gereken tüm şahsiyetleri; varken değerlerini bilelim. Yokken değil. Sağlıklı günler temennisi ile sevdiklerinizle birlikte yaşayın.

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here